1. YAZARLAR

  2. Ahmet Şükrü KILIÇ

  3. Yolu adliyeye düşmemiş insana, insan demem!
Ahmet Şükrü KILIÇ

Ahmet Şükrü KILIÇ

Yazarın Tüm Yazıları >

Yolu adliyeye düşmemiş insana, insan demem!

A+A-

Yazı hayatına 1989 yılında başladım; çeyrek asrı devirmişiz, yirmi altı yıl olmuş. Yirmi iki yaşında gazete çıkarmaya başladığımda hiçbir gazetecilik geçmişim yoktu.

Basın hayatımın ilk gününde çıkardığım gazete toplatıldı.

Yirmi altı yıldır binlerce yazı yazdım, attığım taşlar da yerini buldu.

Yirmi iki yaşından buyana mahkemesiz hiçbir günüm geçmedi. Biri bitmeden bir kaçı yeniden açıldı.

Ödediğim para cezalarını saymayacağım, sadece şu kadarını söylemek istiyorum yazı hayatında tek kuruş kazanmayan, yazdığı yazılar karşılığında her ay bin liraya yakın para cezası ödeyen benden başka kimse de olmamıştır.

Eline ne geçiyor” diye soranlar da çıkacaktır mutlaka, ‘her ay ödediğim bin liraya yakın para cezası karşılığında her ay halkımızdan çalınan yüz binlerce liranın önüne geçtim olacak’ benim de cevabım.

Kamu malını koruyan bir insana bazen kamu kurumunda çalışma cezası da verilebiliyor.

Türkiye’deki hukuk sistemi tam bir rezalet, halkın parasını çalan adamlara hakaret ettiğiniz gerekçesiyle hapis cezasına da çarptırılıyorsunuz, para cezasına da.

Kamu kurumunda çalışma cezası, günde iki saatle sınırlı tutuluyor.

Hiç sorun değil, çim mi biçtirirler, tuvalet mi temizletirler kestiremiyorsunuz. Tuvalet temizle işi dahi verilse iki gün içiniz kalkarak o işi yaparsınız, sonra alışırsınız.

İnsanların alın terini çalan hırsızlara karşı verdiğiniz mücadelenin ödülü bu sistemde başka türlü de olamaz zaten.

Sabahtan akşama kadar kamu malını koruyan adama kamuda çalışma cezası veriliyor diye tekrar edecek değilsiniz.

Kamu malını çalan adam sizin adaletle yargılanma hakkınızı da çalacaktır, minareyi çalan kılıfını hazırlayacağı gibi, yargıyı da o kılıfın içinde zevk-ü sefa içinde barındıracaktır.

Bazı İslamcı arkadaşlar, ‘nasıl bu hale geldik biz’ sorusunu sesli yöneltiyor. Sorulan soru sesli olsa da, bu tür pisliklere karşı herkes sessizliğini koruyor.

Hayatı boyunca kendisi dışında bir başkasının hakkını korumaktan yolu adliyeye düşmemiş insana, ağır bir ifade olacak ama ben insan demem.

Kim kızıyorsa kızsın, kim öfke kusuyorsa kussun zerre kadar umurumda olmaz, ‘başı çalıştığı kurumda ya da bir başka yerde dara düşen’ler hemen bizi buluyor nedense.

Yargıyı geçtik, o kadar hukukçu dernek var, insan hakları dernekleri var, tabela dernekçiliği yapacaklarsa onların hukukçulukları da batsın, insan hakları kavramları da.

Biz bu hale nasıl mı geldik?

Biz diye bir şey olmadığı için!

Önceki ve Sonraki Yazılar