1. YAZARLAR

  2. Doğan HİSAR

  3. Yoksul bir adamın cesareti, zengin bir kadını kendine aşık etmiştir!
Doğan HİSAR

Doğan HİSAR

Yazarın Tüm Yazıları >

Yoksul bir adamın cesareti, zengin bir kadını kendine aşık etmiştir!

A+A-

İman etmenin ilk şartı "Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü" demektir.

Ben şahadet ederim ki, Allah’tan başka ilah yoktur, yine şahadet ederim ki, Muhammed O’nun kulu ve resulüdür.

Allah’la olan sözleşmemizde Muhammed’in (s.a.v.) Allah’ın bir kulu ve bize rehberlik edecek bir resul olduğunu ikrar ederiz.

Hayatımızda Allah’tan başka kaç ilah var, Muhammed’den başka kaç önder var acaba?

Allah’la olan sözleşmemizi kaç kez bozduk, Hz. Muhammed’in bile Kelime-i Şahadet’te bir kul olduğunu iman ederek söylediğimiz halde, kaç insanı kendimize ilah edindik, yine kendimize soracağız!

Bir Müslüman Muhammedçi bile olamayacağı halde, kendimizi kimlerle özdeşleştiriyor, kimlerin taraftarı olduğumuzu göğsümüzü gere gere söylüyoruz, bizlere Rabbimiz “Müslüman” demiş, o ismin dışındaki bütün isimler, bütün taraftarlıklar beyhudedir.

Hz. Muhammed (s.a.v.) Müslümanların rehberidir, vahiyle şereflenmiş, seçilmiş bir insandır, O’nu seçen Rabbimiz, bizlere Peygamberimize itaat etmeyi emrettiği için O’na itaat ederiz.

Hz. Muhammed (s.a.v.) emrolunduğu vahyi hayatında yaşamadan kimseye yaşamasını söylememiştir.

Hz. Muhammed peygamber olmadan önce de, peygamber olduktan sonra da adalet için savaşmıştır. Kendisi de dahil Allah’ın ayetleri karşısında herkes eşittir.

Bugün peygamberlerin varisleri olduğu iddiasında bulunan alimlerin, hacaefendilerin, şeyhlerin, profesörlerin hayatları Peygamber Efendimiz’in hayatına benzememektedir.

Kimi Peygamber Efendimiz’i postacı durumuna indirgemektedir, kimi Peygamber Efendimiz’den başka kendilerine postacılar edinmektedir, kimi de kutuplarda namaz vaktinin nasıl olacağının derdine düştüğü halde, yaşadığı topraklarda teraziyi bozan, adaleti bozguna uğratanlara karşı tek bir eylemi bulunmamaktadır.

Hocaefendilerin, şeyhlerin, alimlerin, hatta teknokratların asgari ücretle ilgili hiç mi sözü olmaz?

Kimin nasıl giyineceğine lafı olanların, kimin hangi şartlar altında okuduğuna, hangi şartlar altında çalıştırıldığına dair hiç mi sözü olmaz?

Bu insanların gündemine zamlar, vergiler, ceza yasaları neden hiç girmez?

Yaşadığı toplumun insanlarına namazın nasıl kılınacağını öğreten hocaefendiler, tefsir ve hadis sohbetleri yapan insanlar, sohbet halkalarına katılan iş adamlarına sigortasız işçi çalıştırıp çalıştırmadığını, çalışanlara kaç lira maaş verdiklerini neden sormazlar?

Bu din hocalara saygı duymamız için gönderilmedi, bu din hocaları kutsayalım diye de gönderilmedi, bu din Peygamber Efendimiz’in kendisine dahi tanımadığı imtiyazı din anlatıcılarına tanımamız için de gönderilmedi.

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in ‘el-emin’lik sıfatını sadece emanetlere sahip çıkan bir insan olarak değerlendiriyoruz, O aynı zamanda emanetleri canı pahasına koruyan bir insandır.

O sadece kendisine emanet edilenleri değil, Mekke pazarında malına el konulanları da kendi himayesine alan, onları Mekke’nin efendilerine karşı koruyan bir insan olduğu için ‘el-emin’ sıfatını taşımıştır.

Hz. Hatice kervanını O’na malının ederini koruyacağı için değil, kervanına saldırı olması halinde göğsünü siper edecek bir cesaret taşıdığı için de emanet etmiştir.

Mekke’nin en zenginleri Hz. Hatice’ye evlenme teklifinde bulunmuş, hepsi ret cevabı almıştır.

Mekke’nin en zengin kadını, Mekke’nin en yoksullarından olan Hz. Muhammed’e dürüst, vakar sahibi, erdemli ve cesur bir insan olduğu için aşık olmuştur.

Hz. Hatice, Peygamber Efendimiz’e kendisi evlenme teklifinde bulunmuştur.

Sadece bu gönül birlikteliğinin insanı çarpan sebebi bile insan olana yeter!

Önceki ve Sonraki Yazılar