1. YAZARLAR

  2. Doğan HİSAR

  3. Velev ki Erdoğan hırsız olsun, sen ülkeyi satıyorsun şerefsiz hain!
Doğan HİSAR

Doğan HİSAR

Yazarın Tüm Yazıları >

Velev ki Erdoğan hırsız olsun, sen ülkeyi satıyorsun şerefsiz hain!

A+A-

Türkiye’de en büyük sorunumuz ahlaktır, zaten ahlak da dinin öğrettiği bir yaşam şeklidir. Hepimizin ahlakî sorunları olduğunu da kabul ediyoruz, devlet yönetimi ahlakî ilkeler içermiyorsa toplumun genlerine de ahlak yoksunluğu öyle ya da böyle yerleşecektir.

Türkiye yasaklardan geliyor, hepimiz düşüncelerimizle gizli saklı flört hayatı yaşadık, bir türlü nikah kıyamadık.

İnsanın bireysel bilinçlenmesi, sivil inisiyatif melekelerinin güçlenmesi, kendini ifade edebildiği kadar ifade ettiklerini kendi yaşamında göstermesi toplumsal baskılar içerdiği gibi devleti yönetenlerin de yasaklarıyla hep kontrol altına alındı.

Türkiye’de düşünce gelişiminin önü açılmadığı için eğitimde, ekonomide, kültürde daha doğrusu sosyal hayatın bütününde istenildiği kadar bir gelişme yaşanamadı.

Fikir özgürlüğü ve düşüncenin pratik hayatta yaşanabilmesi gizli saklı flört hayatını tüketeceği gibi, gizli saklı insanların ideolojilerden beslenmesinin de önüne geçecektir.

Gizli saklı mahfillerde yetişen insanların, gizli saklı işler yapması bir alışkanlık haline gelecektir. Yeni gelen kuşak gizli saklı kendini yetiştiren insanların önünü açtığı bir kuşaktır. 

Yasakların olduğu süreçler her şeyi kayıt dışına taşıyan bir kayıtsızlığı da getirmiştir. Ekonomideki kayıt dışılığın da insanlarımızın kayıt dışı mecralarda yetişmesi de bizlere çok bedeller ödetmektedir.

Bunların hepsi tartışılacak, hem de kıyasıya bir tartışmanın içine gireceğiz, bunu kendimiz için yapacağız, çocuklarımız için yapacağız, geleceğimiz için yapacağız, istikbalimiz ve bağımsızlığımız için yapacağız. Mutlaka yapacağız.

Ülkemize ve devletimize saldırılar yapılırken değil ama…

Emperyalist ülkelerin saldırılarına karşı kayıtsız şartsız devletimizin yanında yer almalıyız, ama, fakat ya da başka gerekçeler şimdi konuşulacak meseleler değildir. Savaş anında gerektiğinde hapiste yatmakta olan hırsızı da haydudu da cepheye sürmek gerekir. Biz kendi hesabımızı kendimiz keseriz. Bugün devleti temsil eden Cumhurbaşkanlığı makamıdır, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan televizyon ekranları karşısında darbe girişimini izleyen, oturduğu koltuktan krizi yöneten değil, milletimizi meydanlara çağıran, kendisi de meydanda darbe girişimine meydan okuyan bir liderdir. Bu ülkenin emperyalist ülkelere teslim olmasının önüne geçen bir siyaset adamına ancak teşekkür edilir hem de ömür boyu!

Biz Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a güveniyoruz, yine de o beynini, kafasını, bedenini, ruhunu Büyük Şeytan’a bir koltuk uğruna satan adama diyoruz ki; velev ki bir yolsuzluk dahi olsa bizleri emperyalist ülkelere karşı iradesiyle, duruşuyla, aklıyla, cesaretiyle koruyan insana milyarlar feda olsun, canlarımız feda olsun, senin gibi televizyon ekranı karşısında darbe girişimini izleyen kaç şerefsiz varsa bunu da böyle bilsin!

Haysiyetsiz adam devleti bir koltuk uğruna Amerika’ya peşkeş çekecek kadar alçaldınız!

Sen daha kendini yönetmekten aciz bir kuklasın!

Bu kumpasların, saldırıların, yalanların, dolanların başka türlü önüne geçilmez. Şu anda bizim ihtiyacımız olan güçlü ve iradesi sağlam bir yönetim anlayışıdır, o da mevcut siyasi liderlerin içinde sadece Cumhurbaşkanımız Erdoğan’da mevcuttur.

Reza Zarrab üzerinden tartışılan yolsuzluk ve rüşvet davası da velev ki doğru olsun; bu milletten çalınan bir para değildir. Amerika'nın ambargosu delinmiştir. Amerika'nın kulhanbeyi tavrına meydan okuyan bir tavır geliştirilmiştir. Amerika'nın derdi aynı para trafiğinin kendi bankasının kasalarını doldurmasıdır, bunu da başarmıştır. Bu milletten yüz milyarlarca parayı çalan, Amerika'nın korumasında Pensilvanya'da salatanat süren Fethullah Gülen vardır, neden ona karşı boynun kıldan ince haysiyetsiz adam? 

Hafiften bir sözümüz de malum adrese olsun; koltuk altından çekildiğinde hâlâ kendini koltuk sahibiymiş gibi hissedenlere ancak Allah acil şifalar versin denir, bu hasta kafaları o koltuklara oturtanlar da az suçlu değil!

Önceki ve Sonraki Yazılar