1. YAZARLAR

  2. Alper Mikdat AKINCI

  3. Umurumda bile değil dediklerin urlaşmış beyninde!
Alper Mikdat AKINCI

Alper Mikdat AKINCI

Yazarın Tüm Yazıları >

Umurumda bile değil dediklerin urlaşmış beyninde!

A+A-

Dertleşmek mi istiyorsun. Ben derdini ne kadar paylaşabilirim ki? Sitemlerini anlamakla birlikte, sorunlarımızı kendimiz çözmeliyiz. Benim önerilerim derdini artırmaktan başka bir şeye yaramaz. Umurumda bile değil dediklerin urlaşmış beyninde.

Bu kaçıncı kez aynı yanlışlara düşüşün. Öyle değil dediklerin öyle çıktı işte. Ben sana dememiş miydim öyle olacağını. Hemen savunmaya geçme. Doğru bildiklerini yaptığını söylemeye kalkma her zamanki gibi. Senin sorunun ne biliyor musun? Doğru bildiklerini, doğru adamlarla yapıp yapmadığının ayırımına varamaman. Gerçeklere benim de saygım var. Gerçeğin yanında yer almak her zaman risktir. Gerçek hiçbir zaman yenilgiye uğramaz. Gerçek sadece zafere mahkumdur. Gerçek yenilgiye uğrarsa, bil ki; gerçeğin güçsüzlüğünden değil, gerçeği omuzlayan insanların güçsüzlüğündendir. Ayrıca senin gerçeklerin gerçekten gerçeğin gerçekleri mi?

Gerçeğin üzerini örtenler tabii ki, suçludur. Gerçeğin gerçeklerini ortadan kaldırmak isteyenler, ortadan kaldırılması gereken insanlar mıdır, yoksa suçlarının cezası neyse, o kadarını çekmeleri gereken suçlular mıdır? Bu konuda neler düşünüyorsun merak ediyorum doğrusu.

Bazen korkutuyorsun beni. Karşındaki insan suçlu diyelim; suçunun cezası iki yılsa, sen müebbet hapis istiyorsun. Bazen özürlük bir cezaya çarptırılması gerekeni de idam ediyorsun. Mahkeme kadının mülkü değildir dostum! Mahkeme adalet yeridir. Hukukun olmasa da, insanların hukukunu korumalısın. Suçladığın insanların yerine bir de kendini koyarak düşünmeyi öğrenmelisin. Bırak onlar senin ipini çeksin, onlara/oraya takılma! Sen farzet ki suçlusun. Kanun nizam biliyorsun. Suçun iki yıllık hapis cezası. Yargıç müebbet hapis veriyor. Cevabın ne olurdu? Siyasi karar değil mi? İnsafına, izanına, vicdanına sen de siyasal kararlar yükleme sakın. Söylemeye çalıştığım şeyi anlıyor musun? Tersten yanılgılara düşmeni de istemem. Müebbet hapislik birini de, bir yıla mahkum etme. Cezanın karşılığı neyse, onu ver demek istiyorum. Hatta kendine dönük suçları affedebilme erdemliliğini de göster. Özür dilenmesi gerekenden özür dilemeyi de bilmelisin. Bir özür ne özürler kapatır tahmin bile edemezsin. Nereden biliyorsun dersen; tabii ki, kendimden dostum!

Olan bitenlerin içine dalma huyundan da vazgeç. Biraz sen de seyret olanları herkes gibi. Mutlaka olman gerekiyorsa olma diyemem. Buna ben de itiraz etmem. Senin değerlerinle değerler ne kadar örtüşüyor. Örtüşenlere sıkıca tutun. Örtüşmeyenleri salıver gitsin. Aynı değerleri sahiplendiklerini söyleyenlerin niyetlerini de test etmelisin. Gerçekten aynı niyetlerle mi o değerleri sahipleniyorsunuz?

Hayat senin zannettiğin kadar kolay, değere değer olduğu için sahip çıkanları bir araya getirmez dostum. Bazen öyle olur ki; muhalefet ettiklerin seninle birlikte muhalefet edenlerden daha masumdur. Aynı dili kullanmak yetmez. Aynı yere yürümek yetmez. Aynı hayalleri düşlemek yetmez. Aynı ruhu taşıyıp taşımadığınıza bak! Bak ki, gerçeği bütün çıplaklığıyla gör!

Ah kişilik düşkünü dostum ah! Kişiliksiz olarak suçladıkların oluyor. Ya senin kişilikten yoksun kişiliksizlerle dostluğuna ne demeli?

Senin de görmezden geldiklerin var. Yalpalayanları, tutunamayanları tutmak sana mı düştü?

Sen de suçlusun dostum.

En az suçladıkların kadar suçlusun hem de.

Dalaverecileri ellerinin tersiyle iten dostların seni uyarmadı mı zamanında. Uyardıkları için kırdıkların oldu. Ne kadar samimi, ne kadar beklentiden uzak dostların var oysa. Seni senden daha çok düşündükleri her hallerinden belli. İstersen bir süreliğine kabuğuna çekil. Biraz düşün. Biraz sorgula kendini. Tercih edilen yalnızlıklar, yeni bir başlangıçtır her zaman.

Önceki ve Sonraki Yazılar