1. YAZARLAR

  2. Ahmet Şükrü KILIÇ

  3. Ülkücü arkadaşların yorumlarına cevap!
Ahmet Şükrü KILIÇ

Ahmet Şükrü KILIÇ

Yazarın Tüm Yazıları >

Ülkücü arkadaşların yorumlarına cevap!

A+A-

“Ülkücü arkadaş! Allah için! Muhammed Mustafa aşkı için! Vatan için!” başlıklı yazıya iki yorum gönderilmiş, Ferruh Çelik benim hemşerim, Ülkücü, çocukluk arkadaşım, diğer yorum gönderen arkadaş vatandaş rumuzunu kullanmış; her iki yoruma da dilim döndüğünce cevap vereceğim.

 

Geç Kalmadın mı Ahmet Kardeşim!

ferruh çelik

Mertliğine ve dik duruşuna hep taraf ve destek olduğumu bilirsin. Seçim zamanı bize Allah aşkına demek yerine tüm devlet kadrolarında bizi saydığın o gruplardan daha kötü görüp bize düşmanca davranan iktidar gruplarına deseydin ya. hdp ve imralı ile bir olmak bu gün olanların zeminidir.

Hepimiz bir şeylere geç kalabiliyoruz. Benim de bu anlamda siyasilere ya da aynı şehirde yaşadığımız arkadaşlara ‘geç kalmadınız mı’ diyecek çok sözüm var, dahasını da söyleyeyim “Geç kalmadınız mı?” sorusunu bile yöneltecek duruma gelemedik, ilgilendiğimiz meseleler hala insanların gündemine girmiş değil ve ben o kadar çok isterdim ki “Nerede kaldınız” demeyi. Hatta bu durumda sitemde de bulunmazdım, hepsine kucak açar, sorunları paylaşıyor olabilmenin mutluluğunu yaşardım.

AK Parti’nin Recep Tayyip Erdoğan’ın Başbakanlığı döneminde başlattığı “Barış sürecini” bir hata olarak görmedim, siyasi hayatımda beni en çok heyecanlandıran bir karardı. Kontrollü bir şekilde taleplerin dinlenilmesi, insanların doğuştan gelen haklarının kendilerine verilmesi hepimizin isteğiydi.

Barış sürecinin başlatılmasını da sona erdirilmesini de doğru buluyorum. İyi ki başlatıldı, nedenine gelince; yasakçı bir devlet yönetimi algısı hem ülkemizde hem de Dünya kamuoyunda kırılmış oldu. Bunun bir stratejik yönü olmadan, insanların gözlerine sokma taktiği güdülmeden samimi bir şekilde yapılması, karşı tarafın samimiyeti suiistimal edecek duruma gelmesi, iradelerinin emperyalist devletlere bağlı olduğunu bildiğimiz halde, gerçekten de öyle olduğunun bütün çabalara rağmen gösterilmesi Türkiye Cumhuriyeti Devleti açısından çok önemli bir kazanımdır.

PKK ve HDP’nin kanını kanlandıran PYD’nin silahlandırılması olmuştur. Barış sürecinin başlangıç tarihiyle PYD’nin silahlandırılması ve silahların PKK tarafından kullanılmaya başlanması hesaba katılmalıdır.

PYD’nin PKK’nın Suriye kolu bir örgüt olduğunu herkes bilmektedir. Emperyalist ülkeler PYD üzerinden PKK’nın silahlandırılmasını sağlayarak, Ortadoğu ülkelerinde tek söz sahibi ülke olduklarını gösterme ve Türkiye’ye karşı kullandıkları örgütleri silahlandırarak da ülkemizi tehdit altında tutma hesabını işletmektedirler.

Barış sürecinin en büyük kazanımı Gezi olaylarında kendini göstermiştir. Eğer Barış süreci o günlerde başlatılmamış olsaydı, büyükşehirlerde başlatılan eylemler Doğu ve Güneydoğu illerinde de başlatılmış olacak ve hükümete karşı geliştirilen tepki devleti bölünmenin eşiğine kadar sürükleyecekti.

Devleti yönetenler insandır, vakıaların sosyolojik değerlendirmeleri olduğu gibi, psikolojik refleksleri de güçlendirdiği görülmelidir. Devleti yöneten irade kendi ülkesinde o kadar çok badireler atlatarak meşruiyetini kabullendirecek duruma gelmişse, hepsini ayrı değerlendirmemiz gerekir. AK Parti sayısal çokluğa sahip olmasına rağmen millet iradesinin meşruiyeti üzerinde kurulan derin devlet ve üst kuruların üzerimizdeki vesayetlerini kaldırmak için müthiş bir enerji sarfetmiştir.

Psikolojik değerlendirmeye gelince, bir insan bile güçlü olduğu halde karşısındaki güçlerin arkasındaki güçleri görerek sorunun çözümü için çaba sarfettiğinde, meşru istek ve talepleri yerine getirdiğinde, karşı tarafın niyetinde her hangi bir değişim olmadığını gördüğü anda, tepesine binmesi için haklı gerekçeler devletin devamlılığı mirasından daha çok kendi edindiği deneyim mirasıyla daha çetin olacaktır. Devleti yönetenler ne aldanmıştır ne de aldatılmıştır, her şey denendiği halde karşı taraf bu zamana kadar kendilerini haklı çıkaracak taleplerin yerine getirilmesiyle birlikte yasakçı söylemlerini kaybetmiştir. Artık meselenin bir yasak meselesi, bir hak meselesi olmadığı görülmüş, operasyonları başlatmanın bütün algı operasyonlarına rağmen haklılığı kabullenilecek duruma getirilmiştir.

AK Parti’nin Ülkücülere karşı bir kadro zulmü olduğunu söylemek insaf sınırlarını zorlamaktadır. AK Parti bütün devlet kurumlarında kendi yapısını acımasızca eleştiren insanların varlığını bildiği halde işi şedidleştirmeyen tek partidir. Başbakanlıkta çalıştığım bütün birimlerde neredeyse birkaç AK Partiliden birinin kendim olduğunu söylemem yeterli olacaktır. Ben de neden AK Parti kendi siyasi görüşünü paylaşan insanları en stratejik birimlerde değerlendirmiyor diye yakınmaktayım. Şu hakkı da teslim etmeliyim, en acımasız değerlendirmelerde bulunsalar da çalıştığım birimlerdeki arkadaş işlerini düzgün yapmışlardır, siyasi farklılıklarını işlerine yansıtmamışlardır.

AK Parti iktidarında AK Parti’yi bütün fikir ve bedenimizle savunduğumuz halde, kurumdan kınama cezaları alan, sürgünler yaşayan benden daha fazla kimse de olmamıştır. Meseleyi kişiselleştirmeden memleket meselesi olarak gördüğümüzde, kendi yaşadıklarımız devede kulak da değil tüy nispetindedir. Dolandırıcılıktan yargılanmış bir insan karşısında var gücümüzle mücadele edip, hem de onun milletvekili seçilmesi için oy vermenin utancını yaşamak bile, gelinen son noktada AK Parti’nin devleti en iyi yöneteceği inancımızı gölgeleyememiştir. Bizim söyleyeceklerimiz ve sorgulayacaklarımız yanında eleştirilerinizin haklılığı olmakla birlikte, Ferruh kardeşim senden AK Parti’ye oy istiyorum. Kurulan tezgahın hepimiz farkındayız, sitemlerimiz olsa dahi birbirimizin acısını da sevincini de bizler paylaşacağız.

 

neden ....Açıklama bekliyoruz

vatandaş

siyasette allah ve muhammed mustafa aşkı ile destek istendiğini ilk defa duyuyorum seni tanıyorum ve bizlerin bilmediği ne bildiğini merak ediyorum. Mesela ben akp den canı yanan bir insanım içerdeki münafıklar bizi acıttı. Şimdi ülkücüler nasıl güvensin.

Allah için, Muhammed Mustafa aşkı/hakkı için, vatanımız için istediğim oy aslında kendime olduğu kadar senin için de kardeşim. Canımız yansa da, canımızı yaksa da hain olmadıklarını biliyoruz. On üç yılda Türkiye’nin nereden nereye getirildiğini de görüyoruz. AK Parti iktidarı olmasaydı paralel yapıyla, PKK’yla, devletin derin güçleriyle, hükümet kurup hükümet yıkmaya alışmış medya gruplarıyla kimse bu kadar kararlı uğraşamazdı.

Allah için istiyorum; çünkü Allah’ın adını yükseltecek bu ülkenin insanları, Allah diyenlerin yardımına koşanlar da bu ülkenin insanları. Biz bin yıla yakın İslam’ı devletleştirmiş, bütün Müslümanlara kucak açmış bir devletiz.

Muhammed Mustafa aşkı/hakkı için istiyorum; Muhammed Mustafa’yı (s.a.v) raflara kaldırıp, Peygambersiz bir İslam inancını insanlara sunmaya çalışan emperyalist devletler ve yerli işbirlikçilerinin oyunlarını bozmak, tezgahlarını başlarına çevirmek için istiyorum.

Vatanımız için istiyorum; vatanı olmayanın hiçbir şeyi olmaz. Vatan dinin de inancın da ırklarında tek yaşama mekanıdır. Vatanımız ve vatanımızın koruması altında bulunan bütün ülke insanlarının rahat nefes almaları bizlerin varlık göstermesine bağlıdır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti sadece kendi halklarından değil geçmiş yıllarda yöneticisi olduğu bütün topraklardan ve topraklar üzerinde yaşayan insanlardan da sorumludur.

Bugün AK Parti’yi iktidar yapmadığımızda, yanan canlarımız canından olacaktır. Türkiye bağımsızlık mücadelesi vermektedir, bağımsızlığımızın korunması, milli iradenin her zaman söz sahibi olması için oy istiyorum. Hem de bunu bazı AK Partili yöneticilere rağmen istiyorum.

Kemal Kılıçdaroğlu ya da Devlet Bahçeli’nin yönettiği bir ülkede devletin kurumları bu kadar kontrol altında tutulabilir mi? Ben Ülkücü tabana güvendiğim kadar Devlet Bahçeli’ye de güven duymak istiyorum. Devleti yönetmeye talip olmadığı gibi devletin yanında yer almaya da ayak diretiyor. MHP’nin bu anlayışla iktidar olamayacağını en fazla sizler görmek zorundasınız, hiç değilse vatan için ya da AK Parti’ye iktidar barajını aştırmak için ödünçse ödünç, emanetse emanet oylarınızı AK Parti’ye verin. 2002 Genel seçimlerinde bu tercih hakkını nasıl kullanmışsanız şimdi de kullanın istiyorum. O dönem mallarımızdan olmuştuk, şimdi vatanımızdan olma tehlikesiyle karşı karşıyayız!

Ülkücü arkadaş! Allah için! Muhammed Mustafa aşkı için! Vatan için! başlıklı yazıyı okumakiçin tıklayın!

Önceki ve Sonraki Yazılar