1. YAZARLAR

  2. Alper Mikdat AKINCI

  3. Terör örgütlerinin kökünü yolsuzluklarla mücadele kurutur
Alper Mikdat AKINCI

Alper Mikdat AKINCI

Yazarın Tüm Yazıları >

Terör örgütlerinin kökünü yolsuzluklarla mücadele kurutur

A+A-

Kimin etrafında kimler var ona bakılmalıdır. En doğru bildiğimiz insanlar, etrafındaki kişilerden bir şekilde beslenirler. Etrafındaki insanlar bazen vicdanlarının rüzgarına kapılır, doğru insanların fotoğraf karesinde yer alabilir. Doğruluğundan emin olduğumuz kişi, etrafındaki insanların yaşamlarındaki eğrilerle uğraşmıyorsa, düşünce beraberliğine ya da kendisini takdir memnuniyetine fit oluyorsa, bu beraberlik uzun soluklu olacaktır.

Düşüncelerin eğriliğini düzeltmek midir asıl olan, yaşamlarımızdaki eğrilikleri düzeltmek midir?

Düşünce eğriliği düzeltilmeden, yaşamlarımızdaki eğrilikler düzeltilemez denilebilir. Yine de farklı düşüncelerde olan insanların yaşamlarının düzlüğüne ya da yaşamlarının benzer eğriliklerine tanık oluruz.

Doğru bir cümle kurarak söze başlamak insanın doğruluğunu gösterebilir mi? En yaygın kullanış biçimlerinde örnekler bellidir: Sözü eğip bükmeden söyleyeceğim; kimse kırılıp gücenmesin; biz eleştirdiğimiz insanların doğrularını alkışlamayı da biliriz; önemli olan hizmettir, kimin nasıl yaptığı çok da önemli değil; çalsa da hizmet üretiyor; ne olursa olsun kendi adamına sahip çıkan bir duruşu var vs.

Her birini, deyim haline dönüştürebileceğimiz bu sözleri rahatlıkla sorgulayabiliriz. Kavram sorgulamalarını bir kenara bırakmak, meselenin özüne gelmek zor bir iştir. Tanımlayan da, tanımlanan da aslında bir yaşam eğriliğinin akide boyutunda inancını taşımaktadır. Hiç ilgisi olmadığı halde yanlış yapanları savunmak, haklı çıkarmak kadar, insanın kendisine yapabileceği başka kötülük olabilir mi?

Neden böyle bir yol seçiliyor?

Yaşam çizgisini doğrultma uğraşısı olan insanın zarara uğraması kaçınılmazdır. Musa gibi düşünmek yetmez, Firavunlarla da uğraşır; Hüseyin gibi saltanata karşı çıkmak yetmez, Kerbala’yı da göze alır; sisteme karşı çıkmak yetmez, sistemin dönüştürülmesine karşı çıkanları isimleriyle birlikte karşısına da alır; eti, budu, dişi olmayan sanal düşmanlara kafa tutma kahramanlıklarından vazgeçeceğiz.

Bugün İslamcı kesimin şiir ve romanındaki sığlığın nedeni de budur. Yaşanmışlıkları olmayan hayallerin şiirleri yazılıyor, yine hayallerin mağduriyet hikayelerini yazmaktan öteye bir eser verilemiyor. Hep hüzün, hep ayrılık, hep mahsuniyet, hep mazlumiyet, hep kavgası verilmeyen yenilgiler, hep teslim oluşlar…

Siyasetin, kaderimizi belirleyen bir gerçeklik olduğunu tekrar ediyorum. Kaderine ortakçı olmayan, olmak istemeyen insanların her şeyini birilerine emanetçiliği devam edecektir. Siyasetten uzak duruşların radikallikle alakasını zihninde perçinleyen insanların, aslında kendi mevzilerinde hiçbir şey yapmadıklarını da görürsünüz.

Radikallik; ya da adı ne olursa olsun tanımlama sınırlarının dışında bir duruşu, bir kavgası olan bir şey midir? Ne gibi bir mücadele alanları oluşturulmuş, hangi kavganın devamlılığını sağlamıştır? Derneklerinin tüzüklerini dahi hayata geçirme derdi taşımayan insanların toplumsal değişime ne gibi katkıları olabilir. Hepimizin hassas olduğu konuların dışında yeni hassasiyetler oluşturabilecek dinamiklere sahip olmayan yapıların, heyecan oluşturması mümkün müdür? Kendisinde heyecan olmayan insan, kime, ne heyecan taşıyabilir?

Darbe planına karşı toplumsal sessizliklerimiz de, ahlaki değerlerimizi deviren, çalan, çırpan, yolsuzluklara bulaşan, insanların haklarını gasbeden insanlara karşı sessizliklerimiz de aynı ataletten beslenmektedir.

Darbe planlarına karşı toplumsal bir duyarlık yükselmektedir; darbecilerin finans kaynaklarına karşı esaslı bir mücadele verilmek zorundadır. PKK’yı da, DAEŞ’i de, siyasi partileri de besleyen kayıtdışı sermayeler ve kayıt altına alınan, kılıfına uydurulan haksız kazanç ve  ihale yolsuzluklarıdır.

Terör örgütlerini kurutmanın ilk şartı; yolsuzluklarla mücadele etmektir.

Önceki ve Sonraki Yazılar