1. YAZARLAR

  2. Ahmet Şükrü KILIÇ

  3. Temizlenmek:Suya Sabuna Dokunmaktır!
Ahmet Şükrü KILIÇ

Ahmet Şükrü KILIÇ

Yazarın Tüm Yazıları >

Temizlenmek:Suya Sabuna Dokunmaktır!

A+A-

Kelimelerin kıskacında sıkışıp kalmaktansa doğrudan akılda olanı söylemek, başlangıçta insana sıkıntılar yaşatabilir, ama sonrasında açıklama imkanınız olur. Başta söylenmesi gereken sözü sona bırakmak, dinleyenlerin ya da birlikte olduklarınızın sabrına güveninizle alakalıdır. Sözü resmileştirmenin, söylenenlere resmiyet kazandırması nasıl mümkün değilse, sözü hafifletmenin de haklılıkları küçük düşürmesi mümkün değildir. “Aslında söylenen söz doğru ama uslup yanlış” deriz en çok. Neyin doğru, neyin yanlış olduğunu bilmemize rağmen, söz sahibinin söyleyiş biçimini eleştirir, haklılığını gölgeleriz. Unuttuğumuz bir şey vardır, işin doğrusunu bilenlerimiz arasında, kimin ne mal olduğu içten içe sorgulanır. Söyleyiş biçiminin nasıl olması gerektiğini küçümsemek değil niyetimiz, sözün nasıl ifade edilmesi de en az, sözün yüceliği kadar önemlidir. Burada vurgulanmaya çalışılan tespit, işi bilenlerin yargılama tutarsızlığıdır. “Neden çıktı şimdi bu değerlendirmeler” diyebilirsiniz. Hepimizin birçok kez yaşadığı ama kendimiz dışında yaşananları görmezden geldiğimiz, ölübölgeler edindiğimiz, sesimizi-soluğumuzu kesen nemelazımcılık yönlerimiz olduğu gibi, baskıcıların cesaretlerimizi bastıran korkaklıklarımız, menfaatlerimiz vardır.

Kolay lokma olan insanlar, hep işleri bittiğinde tanınmaz coğrafyalara atılırlar. Bir daha kervan geçmez etraflarından. İhtiyaç duyuldukları zaman da yeniden çağırılırlar, “Biz eski dostuz” aldatmacasıyla görevlendirilirler. Bu aldatmacayı iki taraf da bildiği halde, ihtiyaç duyulan kişi, düşünmeden yeni görevini üstlenir ve görevlendiren insanı yüceltmeye başlar. Daha önce söylediği ya da kendisiyle ilgili söylenenler hatırlatılacak duruma dahî gelmez. Hatırlatanlar olduğunda da “Seni ilgilendirmez” tavırları takınılır.

Etrafımızda çaresizliklerin insanı ne duruma düşürdüğüne tanık oluruz. Sabah-akşam çekiştirdikleri insanın zulümlerine katlanan, yüzlerine tükürüldüğünde  “Yarabbi şükürduasını içselleştiren, onurlarını ayaklar altına alan, bir tebessüm karşılığında kendilerine yapılan hakaretleri unutan nice insanlar, nice  yöneticiler vardır. Bir saat önce yanına uğradığınızda ağzından küfürler dökülen adam, bir saat sonrasında bakarsınız süt içmiş kediye dönmüştür. Diktatörlüğün dahî destansı anlatımlarına kendinizi kaptırabilirsiniz.

Yaşam standartlarından vazgeçmeyi göze alamayanlar; onurlarını, şahsiyetlerini, kişiliklerini, şereflerini feda etmeyi göze alabilirler. Hatta öyle bir durumla karşılaşırsınız ki, tepedeki despot adamın davranış biçimine küfreder, altınızda çalışanlara aynı şekilde davranır, kendinize de küfredilebileceğini hesap etmezsiniz. Her yöneticinin bir altındaki adam, yöneticinin kalitesini belgeler. İşin başında olan insanların kalitesini bilmek ayrıdır, yardımcılarının kalitesini birleştirmek ayrıdır. Her şeyin istisnası olduğu gibi, kalitesiz yöneticiler, kendinden çok işini önemseyerek, kaliteli yardımcılar da edinebilir. Şamaroğlanına dönen bir çok yardımcı insan tipine, acıma duygularınız merhamet etmez. Zalimin yardımcısı da zalimdir.

Zalime ve yaptığı zulümlere engel olabilecek kudrette olan insanların sessizlikleri, o koltuğa yakın olmaktan başka bir şey değildir. Protokol hastalığı, insanın izzetini kemiren bir virüstür. “Ağrımaz başım, ekşimez aşım” sözünün günümüzde kullanış biçimi de asliyetinden uzaklaştırılmıştır. Başımızı ağrıtacak işlere bulaşmamamız, aşlarımızı ekşitmememiz gerekiyor. Suya-sabuna dokunmadan yaşanacak her hayat, kirlenmeye mahkumdur. Suya-sabuna dokunalım ki, temizlensin ellerimiz!

https://twitter.com/ahmetsukrukilic

https://twitter.com/cafekulis

Önceki ve Sonraki Yazılar