1. YAZARLAR

  2. Alper Mikdat AKINCI

  3. Sizin kaç gömleğiniz var?
Alper Mikdat AKINCI

Alper Mikdat AKINCI

Yazarın Tüm Yazıları >

Sizin kaç gömleğiniz var?

A+A-

Hz. Muhammed (sav)’in örnek hayatından bir anekdot paylaşmak istiyorum. Bir Cuma yazısı olsun hatta, Cumanız da mübarek olsun! Yazının sonunda bir ya da iki satırlık değerlendirmede bulunacağım, fazla değil.

Bizim önderimiz, rehberimiz, yaşamadığı hiçbir şeyi bizlerden istemeyen, yaşayan Kur’an, gelmiş geçmiş en büyük devrimci, halk gibi yaşayan, halk gibi giyinen, halk gibi sofrasını kuran tek lider Hz. Muhammed (sav)’dir.

Hz. Muhammed (s.a.v), damadı Hz. Ali’yi kendisine bir gömlek alması için pazara gönderir. Hz. Ali, pazardan on iki dirheme bir gömlek alarak eve döner.

Resulullah Efendimiz gömleği gördüğünde şaşırır, bir gömleğe bir de Hz. Ali’ye bakar.

-Bu gömleği kaça aldın?”

-On iki dirheme.

-Bu gömleği pek sevmedim, bundan daha ucuzunu istiyorum. Acaba satıcı bunu geri alır mı?

Hz. Ali ne diyeceğini bilemez bir halde pazarın yolunu tutar. Satıcıya durumu anlatır, satıcı da anlamıştır pahalı bir gömleği Hz. Muhammed’in kendine yakıştıramadığını, parayı iade eder, gömleği geri alır.

Hz. Ali parayla birlikte Peygamber Efendimiz’in yanına döner. Hz. Muhammed (s.a.v), Hz. Ali’ye ‘birlikte gidelim pazara, gömleği kendim beğeneyim’ der.

Hz. Ali, Hz. Resulullah (s.a.v) ile birlikte pazarın yoluna düşerler. Yolun yarısında Hz. Resulullah (s.a.v)’ın gözü, yol kenarında ağlayan bir kız çocuğuna ilişir. Hz. Resulullah (s.a.v) hemen çocuğun yanına gider.

-Neden ağlıyorsun?

-Ev sahibi bana dört dirhem verdi, bir şeyler almak için beni çarşıya gönderdi. Fakat ben parayı nasıl kaybettiğimi bilemiyorum, şimdi eve dönmekten korkuyorum.

Hz. Resulullah (s.a.v) on iki dirhemden dört dirhemi kız çocuğuna verir: “İstediğin şeyleri al ve eve dön” buyurur.

Peygamber Efendimiz pazardan dört dirheme bir gömlek alıp, hemen uygun bir yerde gömleği giyer. Başka alacağı bir şey yoktur, eve dönmek ister.

Yol üzerinde üst tarafı yarı çıplak, üzerindeki giysileri parçalanmış bir adamın kendisine baktığını farkeder, hiç düşünmeden üzerindeki gömleği çıkarır, yeni aldığı gömleği adama hediye eder, elinde taşıdığı eski gömleğini de orada giyinir.

Kendi üzerindeki gömlek de çok eskidir, giyilecek halde değildir, tekrar pazar yerine geri döner. Yine dört dirheme bir gömlek alır. Yolun yarısında yine aynı kız çocuğunu üzüntülü ve şaşkın bir halde görür. Çocuğun yanına gider.

-Neden evinize gitmedin?

-Ya Resulullah, parayı aramak için çok zaman kaybettim, gittiğimde, efendim beni azarlayacak, belki de dövecek, ne yapacağımı bilmiyorum.

Peygamber Efendimiz kız çocuğuyla birlikte, sipariş edilenleri pazardan alır, sonra da “Eve birlikte gidelim, evinizi bana göster, ben senin için aracı olurum” der.

Peygamber Efendimiz, Hz. Ali ve kız çocuğu, eve doğru birlikte yürür.

-İşte bu bizim evdir.

Hz. Resulullah (s.a.v) kapının arkasından yüksek bir sesle: “Ey ev sahibi! Selam’un- aleykum” diye seslenir, bir cevap alamaz. ikinci kez selam verir, yine bir cevap duyulmaz. Üçüncü kez bir daha selam verdiğinde, “Aleyke’s- selam ya Resulellah ve rahmetullahi ve berekatuh” diye cevap gelir.

Hz. Resulullah (s.a.v): “Neden ilk ve ikinci defada cevap vermediniz? Acaba benim sesimi duymadınız mı?” buyurur.

-Hayır, ilk defasında duyduk, senin olduğunu bile anladık.

-Öyleyse neden geç cevap verdiniz?

-Senin sesini bir kaç defa duymak istedik ya Allah’ın Resulü.

-Sizin çocuk gecikmiştir, onu cezalandırmamanız için size rica etmekten ötürü buraya geldim.

-Ya Resulullah! Sizin mübarek gelişiniz hürmetine bu çocuk artık şimdiden hürdür.

Daha sonra Hz. Resulullah (s.a.v) kendi kendisine: “Allah’a şükür, ne de bereketli on iki dirhemdi! İki çıplağı örttü, bir köleyi de azat etti” buyurdular.

Peygamberlerin varisleri alimlerimizin neyin varisleri olduğu ortada, biz Müslümanların da!

 

Önceki ve Sonraki Yazılar