1. YAZARLAR

  2. Ahmet Şükrü KILIÇ

  3. Siyasi münafıklık!
Ahmet Şükrü KILIÇ

Ahmet Şükrü KILIÇ

Yazarın Tüm Yazıları >

Siyasi münafıklık!

A+A-

Siyasi kimlik kazanan insanlar, neden bir süre sonra siyasi münafıklık maskelerini yüzlerine geçiriyor?

Yüzünüze karşı gülen, yanlarından ayrıldığınızda hakkınızda olmadık şeyleri söyleyen, meselenin hakikati etrafında kıvranan, sorunu kişiselleştirerek, kişiliğini ayaklar altına alan bir çok siyaset adamı tanıdım.

Siyaset sorunu çözme mecrasıdır, siyasetçi de kendi çözebileceği sorunu bir başkasına havale etmeden inisiyatif gösteren, dallanıp budaklanmadan kesilecek dalı kesen, filiz sürmesi engellenen dalı da koruyan kollayan bir misyon adamıdır.

Siyasetçinin tek bir yüzü vardır. Meşru olan istek, talep ve projeleri bir ibadet aşkıyla takip eder, sonuçlandırmak için de dizlerinin bağı çözülene kadar insanî takatini tüketir. Siyasi münafıkların meşru taleplere karşı inanılmaz bir direnci, olmadık iftiraları, akıl almaz yalanları, insanı şaşırtan manevraları vardır; o sıfat kendisine emanet edildiği halde, sıfatı imtiyaz için, şahsi hesapları için ya da emir eri olan insanlar için kullanır.

2002 Yılından buyana Konya siyasetinde hafızalarımızda kalan sadece, bir bakanın canlı yayında görevden alındığını öğrenmesi, meclis kürsüsünde konuşan milletvekiline tükürülmesi, Grup Toplantı’sında Başbakan’ın arkasında oturabilmek için danışmanına nöbet tutturulması, bir başkasının burnuna yumruk yemesi…

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nu siyasette de yüreklerimizde de başköşeye oturtuyoruz. Geriye ne kalıyor, kocaman bir hiç…

2002 Yılından buyana Türkiye’nin gündemine oturan ne bir söz, ne bir eylem ne de kendi çabalarıyla gerçekleştirilen bir yatırım hamlesi vardır. Tabii ki, ciddi hizmetler üretilmiş, bir çok yatırıma imza atılmış, bir çok organizasyonlar gerçekleştirilmiştir. Benim söylediğim başka bir şey…

Birbirinin ağzına bakan, son sözü hep diğerine havale eden bir siyasetçi kimliği, bir arpa boyu yol aldırtmadığı gibi, “Son sözü Başbakan söylesin” teslimiyeti de yükü Başbakan’ın sırtına sarmaktır. Problem çıkarmamak, problemleri Başbakan’a taşımak değildir, sorunun yerinde çözülmesi gerçekleştirilmelidir ki, ülke meseleleriyle uğraşan Başbakan’a bir de Konya sorununu çözmek gibi bir sorumluluk yüklenmemelidir.

Geçen yıl Genel Kurul Salonu AK Parti Kulis’inde üç Konya milletvekilinin bulunduğu aynı ortamda hepinizin malumu olan bir “Yolsuzluk dosyası”nı paylaştım. Hepsi de konudan haberdar olduğunu söyledi, bu meselenin üzerine gidilmesi hususunda da mutabık kaldılar. Ayrıca AK Parti Konya milletvekillerinin hepsiyle ve muhalefet partisi (CHP, MHP) milletvekilleriyle de görüştüm. İktidar ve muhalefet partisi milletvekillerinin istisnasız hepsi aynı görüşü paylaştı. İçlerinden biri "Dosyanın doğruluğuna inandığını" söyleyerek, "İlkeli bir siyaset izleyeceğini bu konulara karışmayacağını" söyleyecek kadar ilkeden nasipsiz bir üslup geliştirdi. Ben de kendisine “Sen ilke kavramını kullanmakla ilkeli olmuyorsun, ilkesizliğini deklare ediyorsun” dedim. Bir başkası “Yargı süreci devam ediyor, bizim yapabileceğimiz bir şey yok” dedi. Bitmedi daha, “Yargı sürecini takip ediyoruz, gereken neyse yapacağız, milletin hakkını kimseye yedirtmeyeceğiz” diyen de, bir hafta sonra yolsuzluk yapan adamı yere göğe sığdıramayan bir açıklamada bulundu.

Konya’da gerçekleşen yolsuzluğu, pisliği, imtiyazı, alın terinin gasbını Konya milletvekilleri görmezden geldi, konuyla ilgili hiç birinin ağzını bıçak açmadı. Biz yine de peşini bırakmadık, gasbedilen hakların iade edilmesi hususunda dizlerimizin bağı çözülene kadar mücadele ettik, hakkımızda onlarca mahkeme açıldı; yine de yılmadık, gerekli yasayı da çıkarttık!

Utanmazlıklarını birbirlerine benzerlikleriyle yüzsüzleştiren siyasi münafıkların, ileri geri ardımızdan konuşması ancak bizim onur hanemize yazılır.

Sahi erdemliler hareketi olarak başlayan bu hareketin erdemli hiç mi mensubu kalmadı?

Dilimiz keskinmiş, tabii ki keskin olacak!

Sizin gibi dilini her tarafa döndüren siyasi bir münafık olmaktansa, yolsuzluk yapanı da sizin münafıkça tavırlarınızı da ifşaa eden olmak, bizim için bir erdemdir!

Bir kez olsun kendinize karşı dürüst olun, kendi menfaatimiz için tek bir istekte bulunduk mu?

Sizlere görevlerinizi hatırlatmak suç mudur?

Sizlerin yapması gerekeni biz yaptığımız için mi suçlu oluyoruz?

Ezberlerinizi bozduğumuz için üzgünüz!

Hepiniz siyasi münafıksınız!

https://twitter.com/ahmetsukrukilic

https://twitter.com/cafekulis

Önceki ve Sonraki Yazılar