1. YAZARLAR

  2. Ahmet Şükrü KILIÇ

  3. Siyasete cemaat vesayeti HAKYOL’la başlamıştır!
Ahmet Şükrü KILIÇ

Ahmet Şükrü KILIÇ

Yazarın Tüm Yazıları >

Siyasete cemaat vesayeti HAKYOL’la başlamıştır!

A+A-

Fethullahçı Terör Örgütü sanıklarının avukatlığını yapan Hakyolcu avukat Mesut Yıldız’la ilgili yaptığımız haber bir anda Hakyolcuları harekete geçirdi.

Hakaret eden de oldu, aba altından sopa gösteren de.

Türkiye’de bütün cemaatlerin kendi sınırlarına çekilmesi zamanı gelmiştir; asker nasıl kışlasına çekildiyse onlar da din eğitiminin dışında hiçbir şeye bulaştırılmamalıdır.

Dini kullanan sadece paralel yapı değil, bir çok cemaat aynı gücü ele geçirse din devleti kuracak da değiller, elbette ki cemaat devleti kurmaya yeltenecekler.

Allah’a, O’nun Resulü’ne, İslam’a hakaret edenlere karşı kılını kıpırdatmayanlar bir anda din haline getirdikleri yapıya dokunduğunuzda cengaver kesiliyor, sizin cemaatinize de vakfınıza da bilmem neyinize dedirtecekler sonunda!

Her şeyin önünde Allah vardır, O’nun Resulü vardır; sizlerin hacısı, hocası, şeyhi bilmem neyi hiçbirinin önüne geçemez, kendinize kurumlarınızı, vakıflarınızı ilah edindiğiniz yeter!

Erbakan Hoca’ya ilk hırsız damgasını vuran kimdi? Esat Coşan değil miydi? Kendi topladıkları bağışların ve yardımların makbuzları kesildi mi diye kimse de sormadı onlara. Bunların hepsini hatırlatacağız. Siyasi hareketi bir anda aşağılayan sonra Fethullah Gülen gibi kendine yurtdışını mekan edinen her kim varsa, “Acaba mı” sorusunu elbette ki soracağız!

Refah Partisi’ni bir cemaat vesayeti altına almaya kalkışan, Erbakan Hoca’dan vetoyu yediklerinde itibar kaybettirme adına her türlü herzeyi yiyenlerin FETÖ’yle bir benzerliği yok mu?

1980'lerin başında ihtilalin gölgesinde faaliyetlerini sürdüren bir vakıf, işi "Cemiyete adam yetiştirme" düsturundan nasıl cemaate adam yetiştirme düsturuna dönüştürdü?

AK Parti Hükümeti döneminde bu yapıdan gelen insanların bir kısmı, aidiyet bağı kurdurdukları siyasi hareketin başını yere eğdirecek işlere bulaşıp, FETÖ’ye alternatif alanlar açılmasını sağlamadı mı?

Refah Partili gençlerin barınağı Milli Gençlik Vakıfları’nın hocaları da bu yapıdan devşirilmedi mi?

2011 Yılında Esat Coşan’ın oğlu Muharrem Nurettin Coşan açıkça AK Parti’nin karşısında yer alarak MHP’ye oy vereceklerini açıklamadı mı?

Daha önce de Refah Partisi karşısında alternatif olarak BBP’yi destekleyen çalışmaları yürütmediler mi?

FETÖ kadar işi abartıp CHP’ye HDP’ye oy isteyecek durumları yoktu herhalde, tabanın en azından sağ bir partiye kayması sağlanarak iktidar olmasının ya da güçlü bir koalisyon olmasının önüne geçmek değil miydi amaç?

Bugün gelinen noktada FETÖ’nün boşalttığı kadroları Hakyolcuların doldurmasının da önüne geçilmelidir.

Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Aslan’ın paralel yapı bağlantısı ima’larının önüne hemen bir yıl Hakyol Vakfı’nın evlerinde/yurtlarında kaldığı savunmasıyla karşı ataklar geliştirilmedi mi?

Refah Partisi’ni hırsız ilan edenlerle, AK Parti’ye saldıranlar aynı dili kullanmışsa, kimse kusura bakmasın tesadüf olamaz!

Refah Partisi’nden biat isteyen cemaat gibi, AK Parti üzerinde vesayet oluşturmaya kalkışan FETÖ de aynı taleplerde bulunmadı mı?

Devleti kuşatan paralel yapının, cemaatleri de kuşatmış olabileceğini defaten hatırlattık, şu anda Hakyol Vakfı’nın başında bulunan adamın darbeyi kınayan bir açıklamasını okuyanınız var mı?

2014’te Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Erdoğan’ı destekleme kararı almalarının altında yatan gerçek de tam burada yatıyor. Hatta öyle yorumlar duyacağız ki, Muharrem Nureddin Coşan’ın MHP’yi bugünler için desteklediğini, meclis dışında kalmasını önleyen bir ferasetle MHP’yi manevi alemden aldığı ilhamla koruduğunu söyleyenler de çıkacaktır. Çıkmasa da eşeğin aklına karpuz kabuğu düşüren birileri çıkar nasıl olsa bizim gibi!

Önceki ve Sonraki Yazılar