1. YAZARLAR

  2. Ahmet Şükrü KILIÇ

  3. Sen benim canımsın, uğruna kan akıtacağım adamsın!
Ahmet Şükrü KILIÇ

Ahmet Şükrü KILIÇ

Yazarın Tüm Yazıları >

Sen benim canımsın, uğruna kan akıtacağım adamsın!

A+A-

Yaz tatillerinde babam Gazlıgöl’e götürürdü bizi kaplıcalara. Yük trenlerini seyretmeye bayılırdım. Bazen tatil arkadaşlığı kurduğum birkaç çocukla üstü açık tren vagonlarına atlardık. Biraz yol aldıktan sonra, ağır ağır ilerleyen vagonların en arkasından yere dikkatlice atlar, bostan tarlalarında nefeslenir, hayaller kurardık.

Bazen de tren vagonlarından atlarken büyük bir kalabalık yere düşmeden yıllar sonra gelen bir kahramanı kucaklar, havaya atardı. Benim hep büyük hayallerim vardı.

O trenin ya İstanbul’a ya da Ankara’ya gittiğini düşünürdüm. Ne güzel hayaller kurardım tren raylarına kulağımı yasladığımda. Ankara,  beni beklerdi o trende. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü nasıl karşılamışsa halkımız, beni de öyle karşılardı.

Hemen değişirdi hayalim; yanaklarımda toz, siyah yağ izleri, maden işçilerine özenirdim. Yerin altında elimde kazma, kömür kazan değildim aslında, mühendis olurdum bir anda.

Yılmaz Güney’le aynı koğuşta yatardım, Deniz Gezmiş’e eylem planları hazırlardım. Daha yedi-sekiz yaşlarındayken kurardım bu hayalleri. “Çoban Sülo” kitabıyla bile o yaşlarda tanışmıştım. Solculara da özenirdim, sağcılara da. Bülent Ecevit’i burnundan dolayı hiç sevmezdim. Süleyman Demirel’e kel denilmesine acayip bozulurdum. Ben severdim Demirel’i; hem ciddi bulurdum hem de komik. Konuşmalarını izlerken gülümseyeceği anı kollardım, nedense çok sevimli gelirdi bana.   

Doğanhisar’da hayallerimizi sahnelerdik bir traktör römorkunda. Evimizin hemen duvar dibine kendi ellerimizle yaptığımız kümese benzer kerpiçten dört-beş kişilik barakamız vardı. Senaryolar yazardım on yaşlarımda, rolleri paylaştırırdım, provalar yapılırdı, sonra da römorkta yerimizi alır, sahnelerdik mahallede.

O yaşlarda Demirelciydik, sonra Ülkücü olduk. Taa ki, Ahmet Acar kanıma girene kadar. Benim dünyama benden birkaç yaş büyük olan bir ağabey İslam’ı yerleştirdi. Milli Türk Talebe Birliği’nde öğrenci grupları kurulmuştu. Biz A Grubu’ndaydık, Hocamız da Ahmet Acar’la Akif Uslu’ydu. Akif Ağabey sahabe hayatından tabloları okur, Ahmet Acar da kavramları tanıtırdı. Bir Necip Fazıl Kısakürek aşığıydı. Necip Fazıl’dan şiirler söyler, Orhan Gencebay’dan şarkılar dinlerdi.

Milli Türk Talebe Birliği’nin Kitaplık Kolu Başkanıydı, beni de kendisine yardımcı yaptı. Ben ki Kitaplık Kolu Başkan Yardımcısı olarak anılmaya başlamıştım. Orhan Gencebay’ı da orada gizli gizli dinlerdik. Arada kızdırırdım:

Yolumuz sevgi

Liderimiz Ferdi

Yaşasın Tayfurcular

Kahrolsun Orhancılar.

Sonra kahrolsunlar bitti bizde, “La Şarkıye, La Garbiye İslamiye İslamiye” diyeceğimiz sloganların temeli atıldı o günlerde.

İlk örgütümüzü on iki yaşlarımızdayken kurduk. İDAM: İslam Devrimini Arzulayan Mücahitler ya da Militanlar da olabilir tam hatırlamıyorum. Gecenin sessizliğinde elimizde top marka tüp ayakkabı boyaları, şehrin en beyaz duvarlarına İDAM yazardık. Bekçi düdüğü duyduğumuzda da hemen kaçardık. Sabah olduğunda kimsenin bizden beklemediği bir rahatlıkla yazdıklarımızı okurduk. Hep gençlerden beklenirdi o marifetler, biz çocuklardan değil. Ama anlardı Ahmet Acar Ağabey bizim yazdığımızı, gözünden kaçmazdı. Ne de olsa kendi tezgahından geçen çocuklardık.

İmam Hatip Lisesi’nin oralarda Ahmet Ağabeylerin bir bahçesi vardı. Kahverengi, yakaları tüylü deri montunu koltuğunun altına yastık yapar, uzanırdı öylece. Sigarasını yakar, anlatırdı sürekli. Ne çok şey anlatırdı, sadece Hz. Muhammed (s.a.v.)’i değil, yaşanan hayata dair de çok şeyler anlatırdı. Bilirdim, ben onun en gözde öğrencisiydim. Bilirdim, beni diğer çocuklardan daha çok severdi. Bilirdim, beni zamanı geldiğinde M.T.T.B’ne başkan yapacağını.

Babam ölüm döşeğinde yatarken, sohbet sonrası ziyaret etmişti. Babamın şükran duyan bakışları vardı: Namaz kılmaya başlayan oğlunun hocasıydı o genç adam. Gözü arkada gitmeyecekti. 

Her savruluşumda uzaktan takibe alırdı, ürkütmeden yanıma yaklaşır, uçan kuşu yeniden kafesine bırakırdı.

Yolunuz düşerse Kitap Dünyası’nda bir çayını için mutlaka. Bir çocuğun dünyasında yıkılmaz çınarlar diken bir adamdır Ahmet Acar.

Sen benim canımsın, uğruna kan akıtacağım adamsın!

https://twitter.com/ahmetsukrukilic

https://twitter.com/cafekulis

https://www.facebook.com/Ahmet.Sukru.Kilic

Önceki ve Sonraki Yazılar