1. YAZARLAR

  2. Ahmet Şükrü KILIÇ

  3. Sen ahlaksızın tekisin!
Ahmet Şükrü KILIÇ

Ahmet Şükrü KILIÇ

Yazarın Tüm Yazıları >

Sen ahlaksızın tekisin!

A+A-

Ahlak insanın kendi ikliminde yeşermiyorsa, başkalarının ikliminde ne kadar meyve verirse versin, gün gelir o iklimde de fitneyi, riyakarlığı en masum yüzüyle yayar, münafıklık çınarının köklerini asırlar boyunca sürecek bilinçle toprakların derinliklerine hoyratça daldırır.

Münafıklık Kur’an’ın tanımladığı bir kavramdır; münafıklık özelliği her insanın mesleğine, ilişkilerine, benzerleriyle olan bağlarına uyarlandığında insanın kişiliğini gün yüzüne çıkaran da bir denklemdir. İnanmadığı halde inanmış gibi gözüken kişilerin zorunlu üstlendikleri rollere karşı, en küçük menfaati gereği haksızlıklara göz yummanın kıyaslaması dahi yapılamaz. Makam münafıkları, iş münafıkları, meslek münafıkları üç kuruşluk menfaat için bütün değerlerini hiçe sayabiliyorsa, sonra da Müslüman ahlakından dem vurup, hep başkalarını eleştirme durumuna geliyorsa korkunç bir ahlak katilliği yapılıyor demektir.

Kendi uğradığı mağduriyeti dahi bir çıkara dönüştüren insanların ezberini bozabilmek için ahlaklı insanların olması gerekir. Ahlaksız insan denildiğinde akla gelen ilk şey yanıltıcıdır, ahlaksızlığın büyüğü ya da küçüğü olamaz. Irz düşmanlığı neyse, hakkın gasbı da aynıdır. Somut olan vakıalara karşı, esasta yaşayan için somut, seyredenler için soyutlaşan her şey somutun soyutlaştırılmasının tecavüzüdür. Somut bakirliğini soyutlaştırarak iğfal eden hafiflikler, her işimizde hafif meşrep bir ahlaksızlığı yerleştirmektedir.

Bulunduğumuz ortamda bütün ahlaksızlıklar “Bunlar” diye tanımlanan birilerine mal ediliyorsa, “Biz” neredeyiz sorusunu sormamız gerektiği gibi, “Biz” de yoksa “Ben” neredeyim sorusunu insan kendine yöneltebilmelidir.

Bundan on yıl önce toplum daha ahlaklıydı denilebiliyorsa, bugünkü halimizle on yıl önceki halimizi önce kendimizde kıyaslamamız gerekmektedir. Toplumun ahlaksızlaştığını söyleyen her kim varsa, kendisinin de ahlaksızlığın bir parçası olduğunu bilmelidir.

Siyasî, ideolojik, etnik adı ne olursa olsun bildik tanıdık insanlarla bir araya gelişler, nitelik aranmadan işleri de aynı kişilerle yürütmeyi zorunlu kılacaktır. Ticarethanelerinde aynı bildik tanıdık kişilerle çalışma hevesliği olmayan insanlar, işin ehlini arayışlarını toplulukların gelirleriyle kurumlaşan yapılarda göstermiyorsa, onlarca, yüzlerce, binlerce, milyonlarca insanın hakkını katlediyor demektir. Kendi öz sermayesiyle, alın teriyle kurduğu yapıları koruma bilinci, toplumsal yapılarda aynı duyarlığı kazandırmıyorsa, sıfatları ne olursa olsun yöneticilerin hepsi ahlaksızlaşmıştır.

Ahlaksız insanların haklarını savunduğunuz halde, ahlaksızca seyirlerine tahammül ne kadar zor olursa olsun, ahlak için bütün zorlukları göğüslemeyi kendinize ahlak edinebilmeliyiz.

Anılarıyla yaşayan insanların; hiçbir ortak geçmişleri, ödedikleri bedel olmadığı halde; kendilerine bir paye verilmesi isteği de ahlaksızlıktır.

Ayakkabı tamircisi bir adam, yeni bir dükkan açan komşusuna hayırlı olsuna gitmiş. Bakkalın sigara satmadığını fark etmiş. Niye satmadığını sorduğunda “Rızk veren Allah, oradan gelecek parayı ne yapayım, insanları zehirlemeye alet olmayacağım” demiş. Aradan birkaç ay geçmiş, bakmış adam sigara satıyor. “Allah’la olan sözleşmeyi sen mi bozdun yoksa Allah mı” diye sormuş. Adam bir sürü gerekçe saymış. Sorusunu yinelemiş, “Allah’la olan sözleşmenizi Allah mı bozdu, yoksa sen mi?

Kendimizde, toplumda bir ahlaksızlaşma başlamışsa, sözleşmeyi bozanın kim olduğuna bakılmalıdır!

Siyasi lider bozulabilir, hocaefendi bozulabilir, inandığımız güvendiğimiz her kim varsa bozulabilir. Bize ahlakı onlar mı öğretti de biz kendi ahlaksızlıklarımıza kılıf arayacağız!

Ahlaksızlığı kendinde değil de, başkalarında arayan kişiye söylenecek tek bir laf vardır:

Sen ahlaksızın tekisin!

https://twitter.com/ahmetsukrukilic

https://twitter.com/cafekulis

Önceki ve Sonraki Yazılar