1. YAZARLAR

  2. Alper Mikdat AKINCI

  3. Şehrin namusu başkanlardan sorulur!
Alper Mikdat AKINCI

Alper Mikdat AKINCI

Yazarın Tüm Yazıları >

Şehrin namusu başkanlardan sorulur!

A+A-

Bir yerlerde yanlışlık var, bir yerde yanlış yaptık… Yanlışı bir yerlere havale etmek mahâretinde, üstümüze yoktur doğrusu. Yanlışın yanılgılarımızdan kaynaklandığını bile bile, “ama ben böyle olsun istememiştim” deriz.

Aslında sonucun öyle olacağını üç aşağı-beş yukarı kestirmemize rağmen, iyi niyetlerimizin kurbanı oluruz. Bilirsiniz işte; hepimizin terk edemediği alışkanlıkları, hepimizin yaptığı işlerde değişmeyen adamları vardır.

Çocukluk veya okul arkadaşlarımızı kendimizle birlikte taşındığımız makamların yanıbaşına taşırız. Aradıklarımız, bizi anlayan birisinin olmasıdır, işi anlayıp anlamaması o kadar önemli değildir. İşe göre adam bulmak her zaman söylediğimiz bir denklemdir, ama adamımıza göre işi büyültmek ya da küçültmek pratiğimiz olur.

İnsanın özgüvenini hayata bahşetmesi, bir çok sorunu altetmeye yetecektir. Kendi alanında uzmanlaşmış insanlardan yararlanmanın bedeli, düşünüldüğü kadar çok da değildir. Tam tersi; işi eline yüzüne bulaştıran bir insanın açacağı zararın çok az olacağını kimse iddia edemez. Kurumlardaki kadrolaşmaya yüklenen anlamın “bizim adamlarımızdan” ziyade, nitelikte anlam bulması gerekmektedir. Özelde belediyelerimizin; eş, dost, akraba, teşkilat referansı gibi değerlendirmelerden, faturası ağır gelenekten kaçınması gerekiyor.

Kendimize teslim edilen kurumları; kendi işyerimiz, kendi kazanç kapımız gibi görmek zorundayız. Elin parasıyla hovardalık yapmak, kimsenin sonuna kadar kullanabileceği bir hak değildir. Kendi paramızla da hovardalık yapmak, namus kavramı tarafından çarpılmamıza neden olur.

Konya’nın holdingleşme süreci, bizlere telafisi mümkün olmayan kayıplar yaşatmıştır. Halkın parasıyla hakkı ve alınterini katleden insanlarımız olmuştur. Kurumlarımızın başına seçtiğimiz insanlar da, özerk bir saltanatın holdingleşme savurganlığını yaşatmamalıdır.

Hakk’ın ve halkın karşınsında sorumluluklarımızı yerine getirmenin, insanı çileden çıkartan bir çile karşılığı olmak zorundadır. Seçilme heyecanı yaşayanların, seçildikten sonra heyecanları bin kat daha artmalıdır. Seçilmişliğin keyfini çıkaran değil, seçilmişliğin yükünü taşıyan bir beden ve zihin teri, kurumuş her bölgeye âb-ı hayat sunmalıdır. Sıkıntının, mahzunluğun, mahrumiyetin beklentileri, kayıplarımızın alnıçatına vurmalıdır.

Belediye başkanlarımızın kendi ilçelerini, avuçlarının içi gibi bilmeleri gerekiyor. Kimse başlarına silah dayayarak bu göreve kendilerini getirmiş değil. Bıçaksırtına dayanan sorunları çözmeye kendileri talip oldular. Şehrin nefes alan yerleriyle, nefes almayan yerlerini eşitlemek zorundadırlar. Askeri bir deyimdir: “Güvenmek iyidir, ama güvenmemek daha iyidir.” Yapılan her işin takipçisi olmak gibi, bir “aynelyakîn”lik yaşatmalıdırlar.

Konya’nın bir tarih ve mâneviyât şehri olduğunu unutmadan, hiçbir kompleks taşımadan, Konya’nın gururu olmak, Konya’yı onurlandırmak; başkanların terketmeyecekleri/edemeyecekleri ibadetleri olmalıdır.

Seçim döneminde vaadedilen sözlerin bir nâmus borcu olduğu unutulmamalıdır. Şehrin nâmusu da kendilerinden sorulacaktır. Haklarımız karşısında susmanın siyasetle örtüşen bir handikapı olamaz. Haklarımızı gasbeden her kim olursa olsun, karşısında yer almanın öncüleri olunmalıdır.

Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek, Karatay Belediye Başkanı Mehmet Hançerli, Meram Belediye Başkanı Fatma Toru ve Selçuklu Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay; birilerine nispet olsun için dahi olsa, bir Konya yapılanmasının basın toplantısını birlikte yapsalar, ne de iyi olur.

Sayın Başkanlar, bir Çin atasözü vardır: “Merdivenleri çıkarken gördüğünüz herkese gülümseyin, zirâ inerken aynı kişilerle karşılaşacaksınız.

Önceki ve Sonraki Yazılar