1. YAZARLAR

  2. Ahmet Şükrü KILIÇ

  3. Sana anlatacaklarım var genç arkadaş!
Ahmet Şükrü KILIÇ

Ahmet Şükrü KILIÇ

Yazarın Tüm Yazıları >

Sana anlatacaklarım var genç arkadaş!

A+A-

Benim birçok hocam oldu ama hiçbir zaman bilgi öğrendiğim insanları kendime rehber bir hoca edinmedim. Bizim tek bir rehberimiz vardır o da Hz. Muhammed (s.v.a.)’dir.

Sana din anlatanlara dikkat edeceksin arkadaş, Peygamber Efendimiz’den bahsederken yüzü kızarıyorsa bir insanın onun ar damarları kurumamış demektir. Anlattığı peygamberi bir hikaye gibi anlatanlara sakın kendini kaptırma, onlar seni Peygamber Efendimiz’den daha çok kendilerine benzetir. Senin kendini Müslüman olarak kıyaslayacağın yer Asr-ı Saadet, önder olarak kıyaslayacaklarında bilgiden çok yaşantısı Hz. Muhammed (s.a.v.)’e benzeyen hocaefendiler olmalıdır.

Bir de maddiyata hiç bulaşmadığı halde toplumsal olaylara bulaşmayan tipler vardır, onların anlatacağı dinden de ne köy olur, ne kasaba; mezra bile olmaz. Din hayatın bütün alanında sözü olduğu gibi uygulaması da olan bir sistemdir.

Yanında çalıştırdığı insanlara ayet, hadis ezberleten işadamları vardır, iş çalıştırdığı işçinin hakkını teslim etmeye geldiğinde Kur’an’da ne ayet bulabilirsin ne de Peygamber Efendimiz’in ağzından çıkan bir söz!

İşte onların verdikleriyle ayakta kalan din anlatıcıları hiçbir zaman haktan hukuktan bahsedemez, bahsedenler de hakkın hukukun hakkını verecek ameller işleyemez.

Din anlatmayı insanların ayaklarına geldiğinde sohbet halkalarında anlatmak zannedenlerle, insanların ayaklarına giderek din anlatanların toplumsal olaylara karşı bir duruşları yoksa, ezilen, horlanan, zulmedilen insanlara karşı teselli eden bir sözleri; zalime karşı yükselttikleri lafları, herhangi bir kınayıcı tavırları yoksa, yaşantı ve usul farkından başka her şeyleri benziyor demektir. Hepsi zenginlere karşı zaafı olan insanlardır, varlıklı olan insanlara laf dahi söyleseler fakir insanlardan daha çok onlarla vakit geçirmeyi alışkanlık haline getirmişlerdir.

Bütün dinlerin en çok ezilenler tarafından kabul edildiğini bilmemize rağmen hep ezenlere din anlatmak, hep onların istediği kadar dinin sözcülüğüne soyunmak Allah’a karşı açılan savaşta saf tutmak demektir.

Genç arkadaş sen zihni zengin olanlarla oturup kalkacaksın, zenginlerle değil; zenginlerle oturup kalktığında dini salonlarda, protokol toplantılarında, açılışlarda Kur’an tilavetinde bulursun ancak!

Din öyle bir şeydir ki, mahallende oturan kapitalisti de tanıyacaksın, üzerinden sömürülerek kazanç elde edilen gerçek kardeşlerini de. Kendi sokağında dinin yaşanırlığını gösteremeyen insan devletin adaletine talip olamaz. Devleti yönetecek duruma gelinse dahi o devleti yönetenler de adaletli yönetemez. Çünkü hayatlarında adaletli davranmayı yüzlerine vuracak hiçbir insan çıkmamıştır, onlardan hep adaletsiz davranmaları istendiği için onlar oraya kadar taşınmıştır, hem de ezilenlerin omuz vermesiyle!

Genç arkadaş bu devran böyle dönmemelidir, emek verdiğin ne varsa emeklerini kendin yönetmeyi öğrenmelisin, kimseye emanet etmemelisin, bütün emekler senin namusundur!

Bu ülkede dinin bütünüyle insanları kuşattığı bir din öğretisi hiçbir zaman anlatılmadı. Bunu anlatacak olan da yaşayacak olan da sensin. Geçmişi kınamadan geleceği kınanacak hiçbir geçmişin olmadan sen kuracaksın.

Genç arkadaş en çok dikkat edeceğin şeyi de söyleyerek kapatayım bu bahsi; Amerika’ya, Rusya’ya, İsrail’e boyun eğmeyen bir bilincin olabilir ama esas boyun eğmeyeceğin şey, hakikat karşısında en yakınının hatırına da boyun eğmemektir!

Önceki ve Sonraki Yazılar