1. YAZARLAR

  2. Ahmet Şükrü KILIÇ

  3. Şahsiyetlerimizi katleden materyalist bir iktidar istemiyoruz!
Ahmet Şükrü KILIÇ

Ahmet Şükrü KILIÇ

Yazarın Tüm Yazıları >

Şahsiyetlerimizi katleden materyalist bir iktidar istemiyoruz!

A+A-

AK Parti bizim sadece oy vermekten ibaret kendimize sorumluk yükleyeceğimiz bir hareket değildir. AK Parti’nin ilk önceliği, bizlerin onurunu korumak olmalıdır; onursuzlara oy verme onursuzluğunu bizlere yaşatmamalıdır.

Meseleleri bilen insanların sorumluğu, meselelerden uzak, sadece Türkiye’nin istikrarını düşünen halk çoğunluğunun sorumluğundan daha büyüktür. Biz bir medeniyet kurma hayali taşıyorsak, büyük büyük kitaplar yazmamızın da bir anlamı kalmayacaktır. Medeniyet insanlar üzerinde inşaa edilir. Bu zamana kadar konjönktürel süreçlerin saflarımızı sıklaştırması, kendi şartlarımızı belirleme iradesinin hep önüne geçmiştir.

Mücadelesini verdiğimiz haksızlıklar karşısında susan insanların, haksızlıkları bizlere yaşatan insanların siyasi mecralarda tercih edilmesinde koruyucu bir dil geliştirmeleri, aslında bizim meselemizin bir medeniyet kurmak olmasından daha çok, kendi iktidarımızı korumak olduğu anlamına gelir.

Her bulunduğumuz kurumda, özel sektörde, siyasi ya da sivil yapılarda kendimizi bir yerlere taşıyacak olan hareketlerin içinde duyarlık rolünün hakkını veriyor ama aynı şekilde meseleleri çözüme taşıyacak iradeleri gösteremiyorsak, bizlerin derdi de kendimizi mesele edindiren bir sorunun parçası haline getirecektir.

Ne zaman “Gün birlik ve beraberlik günüdür” diye birbirimizi uyarmaya başlasak, “Dün birlik ve beraberlik içinde olamadığımız için” bu işlerin başımıza geldiğini akletmek zorundayız. Yıllarca mücadelesini verdiğimiz, bedelini ödediğimiz, başka insanlar bedel ödemesin diye çırpındığımız ne varsa, hepsini dün nasıl korumuşsak, bugün de aynı kararlıkla koruyacağız. Dün seyredenler, bugün de en azından seyretsin, hiç değilse haksızlık yapan insanlar karşısında susturdukları dillerini, bizlere karşı uzatan duruma gelmesinler!

Siyasi yapılarımızda da sivil yapılarımızda da korkunç bir imtiyaz düşkünlüğü görülmektedir. Oylarımıza kimse merak etmesin, helal gelmez, daha da artacaktır; bizim meselemiz şahsiyetlerimizi artırmak, şahsi hesaplardan uzaklaşıp, kendi kimliklerimizi korumak olmalıdır. Şahsi hesaplarını siyasete, ticarete ve hayatın bütün alanlarına yayan belirleyici güçlerin karşısında, şahsiyetlerimizle onurluca bir duruş gösteremediğimiz vakit, renklerin ve şekilciliğin kavgasında; şahsiyetlerimizi katleden materyalist bir iktidara her şeyimizi kurban veririz.

Seçicisi olduğumuz ne kadar yapı varsa, apartman yöneticisi seçiminden hükümet başkanı seçmeye kadar, kimin/kimlerin bizi yöneteceğine karar verme yetkisi, seçiciler üzerinde olmalıdır. Bizi seçici olmaktan taraftar olmaya dönüştüren algı teslimiyetçiliği, siyasi yapılarda bir futbol takımı taraftarı kadar bile söz söyleme yürekliğinden hepimizi uzaklaştıracaktır. Futbol takımı taraftarı teknik direktöre de, kulüp başkanına da, en gözde futbolcusuna da hata yapıldığı takdirde ağzına geleni söyleyebilmektedir. Siyasi taraftarlık, futbol takımı taraftarlığı kadar bizlerde bilinç geliştiremiyorsa, yeniden düşünmemiz gerekmektedir.  Futbol takımı taraftarı sadece taraftardır, taraftara takım şampiyonluktan başka bir şey kazandıramaz. Siyasetin taraftarı olmamalıdır; siyaset hepimizin kaderini belirlemektedir, kaderlerimize ortak olma sorumluğu yüklemektedir.

Siyasi hareketlerin sempatizanları olabilir, destekçileri olabilir ama siyasi hareketin inanç ve düşüncesini taşıyan her birey en az hareketin lideri kadar kendini sorumlu hissetmelidir. Bizleri dışardan gelen darbeler güçlendirir, bizleri kendi ellerimizle yaptığımız hatalar yaralayacaktır.

AK Parti’nin iktidarda daha güçlü kalmasını sağlama sorumluğumuz kadar, AK Parti’nin sağlam insanlarla medeniyet kurabileceğini bilmeliyiz. Kur’an-ı Kerim en mükemmel kitap olmasına rağmen, ayetlerden daha çok bizleri etkileyen, bizlere nasıl olmamız gerektiğini öğreten Hz. Muhammed (s.a.v.) olmuştur. Allah’ın ayetlerinde bizleri yine canevimizden vuran insan kıssalarıdır. Kendi yaşantılarında medeni olamayan insanlar medeniyet inşaa edemez.

Bugün paralel yapı ya da benzer yapıların insanları içimizde cirit atabiliyorsa iradelerimizi hep bir yerlere teslim ettiğimiz için olmuştur. Sadece siyasetin içinde değil, ticarette de, medyada da, sosyal platformlarda da var o insanlar. Neden var olduklarını kendimize sormamız gerekiyor? Çünkü bizler medeniyet hayallerimize onların iktidar olma inancı kadar inanmadık. Çünkü bizler varolmaktan çok zoru gördüğümüzde yok olmayı tercih ettik.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kavi bir iradesi ve inancı olmasaydı, sahi bu hareket şimdi nerelere savrulmuş olurdu!

Soru belli; zor zamanlarda kim nerede, kimlere kendini gösterip paçasını kurtarma derdine düştü? Meselemiz kendimizi kurtarmak mı yoksa inançlarımızı, inandığımız değerleri mi? 

https://twitter.com/ahmetsukrukilic

https://twitter.com/cafekulis

https://www.facebook.com/Ahmet.Sukru.Kilic

Önceki ve Sonraki Yazılar