Ahmet Şükrü KILIÇ

Ahmet Şükrü KILIÇ

Yazarın Tüm Yazıları >

Referans

A+A-

2003 Yılıydı.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Konya Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Halil Ürün’ün danışmanlığını yapıyordum. Halil Bey’le hukukumuz bir güven temeline dayanıyordu, Konya meselelerinde de başka hususlarda da siyasi referansları yaptırım düzeyinde kullanabiliyorduk. Halil Bey’in Konya Büyükşehir Belediye Başkanlığı dönemindeki başarısı da ilgili birim başında bulunan kişilere tam yetki vermesinden kaynaklanıyordu.

AK Parti Genel Merkez’e bir adam geldi. Konyalıydı, giyimi kuşamı, konuşmaları, nezaketli davranışı her türlü makama layık bir insan olduğunu gösteriyordu.

Konya’dan tanıdıkları da bizim için çok güçlü referanslardı. Genel Müdür Yardımcılığı talebinde bulundu. Saydığı isimler benim çok yakın tanıdıklarım ve ailecek görüştüğüm insanlardı. Halil Bey’e söylemem yeterliydi. “Kendisine siyasi referans oluşturacağımızı, Salı günü Grup Toplantısı’nda da Bakan Bey’e Halil Bey’in söylemesini sağlayacağımı, bir de siyasi referans mektubu hazırlayacağımı” söyledim.

Siyasetle tanışmam yeniydi. Genel Müdür, Genel Müdür Yardımcıları atayacak bir güç histerisine kapılmak da vardı. O dönemde Konya’dan bazı kurumlara atanmasında referans olduğumuz genel müdürler de oldu, daire başkanları da, il müdürleri de. İnsanın kendini belirleyici bir güç olarak hissetmesinin paylaşımı o kadar da heyecan verici bir şey ki.

Adamın işini yapıyor olmak yetmezdi, ortak tanıdıklara, onların yakınları olduğu için işini yaptığını duyurmanın da keyifli bir tarafı vardı. ‘Sizin tanıdığınız olduğu için o adamın işini yapıyorum, haberiniz olsun’ demekti bu.

Bazen ortak tanıdıklara duyurma zevki yaşamadan da talepte bulunanın işini yapar, sonra referans edindiği kişilere duyurduğunuz da olur. Siyasette yeniydik ama insan sarrafı olmasak da kendi tanıdığım bir insan canımızı yakmış, yoğurdu üfleyerek içmemiz gerektiğini öğretmişti.

Akşam eve geldiğimde akrabası olduğunu söylediği arkadaşımı aradım. “Kendisinin bu konuda bir şey söylemeyeceğini aynı kurumda tanıdığım bir başka isimle konuşmamın doğru olacağını” söyledi. Ne kadar ısrar etsem de aklıma düşürdüğü şüpheyi paylaşmadı benimle.

Sonra söylediği ismi aradım. Referans olma hevesliği taşıdığımız adam Antep’te İl Müdürlüğü yapmış, telefon direklerini sattığı için yargılanıyormuş, üç kağıtçının biriymiş.

Sabah da Genel Müdürlüğü arayarak şahısla ilgili sicil bilgilerini istedim. Başka konularda da soruşturma geçirmiş, bir kısmı da devam ediyormuş. Sanki işini yapmışız gibi korkunç bir utanç yaşadım.

Öğleden sonra adam geldi, işi de sıkı tutmak istiyordu belli ki. Odaya çektim. Ağzıma geleni söyledim; ne itliğini bıraktım ne de şerefsizliğini. Pişkinliği üzerindeydi, “Onların hepsi iftira, mahkeme devam ediyor” dedi. Sonra kovdum odadan.

Esas meseleye gelelim, zaman zaman oturup kalktığımız insanlar içinden bile kendi çalıştığı kurumda defolu insanlar vardır. Bir talebe referans olunacağında mutlaka kurumlarından da sorulmalı insanlar. Mahcubiyet zincirini düşünün şimdi de; eğer referans olunsaydı, gerçek bir şekilde ortaya çıkacaktı, ben Halil Bey’e karşı mahcubiyet yaşayacaktım, Halil Bey de Bakan Bey karşında o utancı yaşayacaktı.

Referanslar en büyük sorumluğu taşıyor. Bir referansta atlama yaptığında insan, referans olduğu kişinin güvensizliğini kendi güvensizliğiyle de paylaşan duruma gelecektir. Sonraki referans hazırlığı ‘bir önceki gibi olmasın’ uyarısını da yaptıracaktır, referans olma işinizi takibe de aldırtacaktır.

İşini iyi yapan insan olması da yetmez referans olduğunuz kişilerde. Siyasi referanslar kullanılıyorsa siyasi tercihlerine de bakılmak zorundadır. O da yetmez siyasi tercihlerde gerçekten o ehliyette bir insan yoksa işiniz daha da zorlaşacaktır.

Konya’da Fethullahçı Terör Örgütü’ne finansman sağlayan dershane, okul ve yurtları olan  iki şirkete atanan kayyumların referansları kimlerse onlar da sorgulanmalıdır. Kayyum olarak atanan sonra istifası istenen Serbest Muhasebeci Mali Müşavir Ahmet İçyer’in işinin tam ehli olduğu söyleniyor. Mevlana Üniversitesi dosyasını o hazırlamış, en küçük ayrıntıları da görmüş, finans aktarımlarını da. İş liyakatına referans olunacak, siyasi tercihine referans olunmayacak biri. Kimsenin heves edemediği dönemde bu adam görevi kabul etmiş, hazırlık dosyasının da hakkını vermiş. Sosyal medya üzerinden Cumhurbaşkanı Erdoğan’a saldırması siyaseten affedilecek bir şey değil elbette, onun denginde muhasebeciler tercih edildi mi, ona da bakmak gerek. Yine bir gerçek var ki, zaten adamın işi başından aşkın, iş yoğunluğundan dolayı çekildiği de doğru!

Kayyum atamalarında belirleyici olan insanların bu meseleyi tanıdıklarına üç kuruş para kazandırma niyetinden uzak durmaları gerekiyor. Bize dosyalarla savaşırcasına inceleme yapacak adamlar lazım.

Hak, adalet, riyaset, liyakat ve ne kadar insanın etrafını kuşatan eylem  ve referans varsa hepsi bir nasip aslında, bizler kul olduğumuzu unutuyor, sorumluklarımızdan daha çok kendimizi bulunduğumuz en küçük makamlarda bile ilahlaştırıyoruz. Verdiğimiz kararlarda nefsimize ağır bile gelse sadece Allah’ı memnun etmek için yaratıldığımızı, esas sınavımızın da bu olduğunu unutmamız gerekiyor!

Önceki ve Sonraki Yazılar