1. YAZARLAR

  2. Ahmet Şükrü KILIÇ

  3. Referandumda neden bu kadar oy aldık?
Ahmet Şükrü KILIÇ

Ahmet Şükrü KILIÇ

Yazarın Tüm Yazıları >

Referandumda neden bu kadar oy aldık?

A+A-

Bizlerin akl-ı selim bir tartışma yapmamız gerekiyor. Tartışmaya dahil olacak kişilerin de, en az tartışılan insanlar kadar kendini siyasi yapının içinde hisseden bir bilinç taşıması gerekiyor.

Kimse oturduğu yerden teşkilat, milletvekili sorgulaması yapmayacak; partiye sahip çıkmak ülke yönetimine sahip çıkmak demektir.

AK Parti’ye aidiyet duyan insanlar önce partiye üye olacak. Bir tane insana bile anayasa maddelerini anlatma endişesi taşımayan insanların sosyal medya üzerinden mangalda kül bırakmayan eleştiri ve saldırılarının inanın ki hiçbir faydası yoktur.

Bir şeyleri değiştirme niyeti taşıyan insanların öncelikle değiştirilmesi gerektiğine inandığı yerlerde bir adı olmalıdır.

Şu gitsin, bu gelsin” demenin, yapının içinde bir karşılığınız yoksa ne gibi bir anlamı olabilir?

Bir şeyin değiştirilmesini istiyorsak, o şeyi değiştirebilecek yerde olmadığımız vakit, kamuoyu baskısıyla değişim gerçekleşse dahi, gelenlerin üzerinde de bir velayet hukuku oluşturamadığımızda değişen bir şey olmayacaktır.

Her şeyden önce emanetçilikten kendimizi kurtarmamız gerekiyor. Elbette ki çok daha iyi şeyler yapılabilirdi, yine yapılabilir; senin iyi şeyler yapılabileceğine inandığın yerlerde olabilmek için neler yapman gerektiğini de düşüneceksin, esaslı soru da; bizler gerçekten iyi şeyler söyleyebilen mi, yoksa iyi şeyler yapabilecek insanlar mıyız?

Teşkilat sorgulaması yaptığım yüzlerce değerlendirmem var. Kendimizi de sorgulayacağız. Birbirimizden farkımız olsaydı böyle olmazdık.

Küsenleri dikkate almak zorundayız, ben daha üst bir bilinçten bahsediyorum, bizler daha doğrusu bir davası olan insanlar kimseye karşı bir kırgınlık yaşamaz; kıranı kırar asla mevzisini terketmez.

Sosyal medya üzerinden yapılan her şeyin bir alıcısı çıkar, kendi söylediklerimize benzer söylemleri olanların takdirleri bize atalet kazandırmamalıdır. Aynı şeyleri düşündüğümüz insanlarla oturup kalmalarımız da bizleri haklı çıkarmaz.

AK Parti Genel Merkez’in bazı milletvekillerine ayar vermesi gerektiğini düşünüyorum. Ergenekon Davası’yla kendini meşhur eden Şamil Tayyar, önce Ergenekon bilgilerini kendisine aktaran FETÖcü kaynakları açıklamalıdır ki, sonra FETÖ mücadelesinden bahsedebilsin. Ergenekon Davası’na dört elle sarıldığı kadar, sözden öte FETÖ’ye laf etmeyen bir insanın kavgası da bizim için kıyaslamalarda ne kadar değeri varsa o kadardır.

Referandum maddelerinin uyum yasalarında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye yine ihtiyaç duyulacak. MHP tabanının nasıl savrulduğunu sorgulamak bize düşmez, kendi iç muhasebesini MHP kurmayları yapacaktır. Ergenekon Davası’yla meşhur olmuş bir milletvekilinin Devlet Bahçeli üzerinden Ülkücü camiayı karşına alan bir dil geliştirmesi, AK Parti kurmayları tarafından takibe alınmalıdır.

Bu millet her şeyin farkında, çıktığı kürsüden “Evet” diyemeyenlerin de farkında, milletvekili ya da belediye başkanlığı seçimlerinde olduğu kadar, adayların adaylıklarında gösterdikleri çaba ve gayretleri, belediye başkanı ya da milletvekili sıfatlarıyla referandum sürecinde gösteremediklerinin de farkında.

Bir yönetim sisteminin değişmesinde adayların makamlara taşınması sözkonusu olmadığı için, bahsedilen gayretin gösterilebilmesi, bilinçle ilgili bir durumdur. O bilinç de maalesef birçok seçilmiş insanımızda yoktur. İnsanlara sadece yönetim rahatlığı vadedilen seçimlerde üst düzey bir çabanın beklenmesi, üst düzey bir bilinç gerektirir. AK Parti seçmeni liderine güvenmiş ve inanmıştır, Başbakanına güvenmiş ve inanmıştır, diğer aktörler de sadece verilen görevleri yerine getirmiş, kendileri bir çabanın içine girmemiştir.

CHP ve HDP içinde hiçbir aktif görevi olmadığı halde “Hayırcılar” içinde kendini görevlendiren insanların sayısı daha fazladır. Bilinç dediğimiz şey, doğruyu tercih anlamına da gelmez. Muhalefette olsalar dahi imtiyazlarını kaybedecek insanların yaygın bir şekilde propaganda yapmaları da bir bilinçtir. Metin Feyzioğlu karşılığında bu cenahta bir isim de çıkmamıştır.

Kendi gündemlerimize döneceğiz, ilk önceliğimiz FETÖ ve onun siyasi uzantıları, bürokrasideki payandaları olmalıdır. Bedel ödememiz gerekiyorsa bedel ödeyeceğiz, Allah'ın izniyle hepsini temizleyeceğiz. Bunları koruyan sınıfların siyasi görüşleri ne olursa olsun, hepsi bizim düşmanımızdır!

Teşkilat ve belediyelerle ilgili onlarca yazı yazdık, herkesin vurduğu bir anda, biz de “Millet kıvama geldi” düşüncesine kendimizi kaptırmayacağız.

Belediye Başkanlığı ve milletvekili seçimlerinde aday gösterilecek yanlış ve şaibeli kişilerin önüne geçmeye çalıştığımızı okurlarımız bilir, aday gösterildiklerinde de seçim sürecinde kızılcık şerbeti içmeyi tercih ettiğimizi de, seçim sonrası milletvekili ya da belediye başkanlığı sıfatları kazandıklarında karşılarına dikildiğimizi de.

Bizlerin her şeyden önce bir davası var, davamıza kişisel hesaplarımızı bulaştıramayız!

Önceki ve Sonraki Yazılar