1. YAZARLAR

  2. Alper Mikdat AKINCI

  3. Önce kendimizi eleştirmeliyiz!
Alper Mikdat AKINCI

Alper Mikdat AKINCI

Yazarın Tüm Yazıları >

Önce kendimizi eleştirmeliyiz!

A+A-

AK PartiKonya listesinde mevcut milletvekillerinden sadece Rüveyde Gülseren Kozak Işık listeye giremedi. AK Parti Konya eski İl Başkanı Ahmet Sorgun’un yeni listede yer alması teşkilat karşılığı olan bir aday olması açısından önemlidir. En azından AK Parti merkez ve ilçe başkanları ve teşkilat üyeleri tanıdıkları bir vekile ulaşabilecekler.

Ahmet Sorgun ve Muhammet Uğur Kaleli’nin Konya’da bir karşılığı vardır; her ikisine de sadece AK Partili seçmenler değil, diğer siyasi partilerin üst düzey temsilcileri de tabanları da ulaşabilir.

AK Parti milletvekili aday listesi Konyamıza hayırlı olsun. Başbakanımız Ahmet Davutoğlu’nun ilk sırada yer aldığı listeye Konyalı seçmen daha sıkı sahip çıkacaktır. Ülkemizdeki gelişmeler de seçmenimizin yüzünü AK Parti’ye doğru çevirecektir.

AK Parti, siyasi kimliğini “Muhafazakar Demokrat” olarak tanımlamaktadır. AK Parti’nin kendi yapısına olan güveni farklı düşüncede olan insanları içinde barındırabilecek bir anlayış genişliğine sahiptir. Tuğrul Türkeş bu siyasi yapının içinde Ülkücü kimliğinden ödün vermeden rahatlıkla siyaset yapabilir. AK Parti içinde sosyal demokrat bir insan da düşünce kimliğini yapıya uygun hale dönüştürmeden siyaset yapabilmiştir. Türkiye partisi olmanın temel ilkesi, vatanı ve milleti sevmektir. İsteyen vatanı sol yanından sever, isteyen sağ yanından sever, isteyen de bütün taraflarını kuşatarak sevebilir.

Buraya kadar siyaset yapısı içinde nasıl bir anlayış ve genişlik sınırı olması gerektiğini söylemiş olduk. Şimdi esas mevzuya geçebiliriz.

AK Parti’nin muhafazakar, dindar ya da inançlı diyebileceğimiz seçmeninin siyasete olan ilgisindeki kimlik tercihi ne kadarsa ticaret içindeki temsil kabiliyeti de, bürokrasideki hassasiyetleri de nerdeyse aynıdır. Nihayetinde siyaset de, ticaret de, çiftçilik de, emeklilik de, hayatın her alanındaki meslek grupları içinde bulunmak da aynı tabandan oluşan insan bireylerinden oluşmaktadır.

AK Parti iktidarında siyasi yöneticilerin ahlaki değerleri neyse, AK Partili esnaf, tüccar, sanayici, akademisyen, öğretmen, hakim, savcı, belediye başkanı ve milletvekillerinin ahlaki değerleri de birbirine benzer yükseklik ya da alçaklıkta olacaktır; çünkü AK Parti’yi iktidara taşıyan çoğunluk halktır, halk da nasılsa öyle yöneticileri yönetilmek için başına seçmektedir.

Sivil toplum örgütlerine büyük görevler düşmektedir.

Sivil toplum örgütleri AK Parti iktidarı döneminde devşirmeci bir anlayışa sürüklenmiştir. Memur-Sen Başkanı Ahmet Gündoğdu’nun milletvekili adayı olması, sendika yöneticileri tarafından yüksek sesle sorgulanmamıştır mesela. Daha düne kadar memur maaşlarını hükümetle pazarlığa oturan adam, pazarlık yaptığı hükümetin partisinden milletvekili olmayı kendine yakıştırabilmiştir. İşin hiç ‘memurları sattı’ gibi bir değerlendirilmesine girmiyorum, mutlaka diyenler de olmuştur. Masada pazarlık payını hakkıyla korumuş olsa bile bu tür değerlendirmelerden kimse kaçamaz.

Sivil toplum örgütlerinin yeni baştan yenilenerek bu dönemde asıllarına rücu etmeleri gerekmektedir. Bizlerin sivil yapıları hiç de sivil bir anlayışı kendi üyelerine taşıyan görevi üstlenmemektedir. Siyasi tercihlerimizin AK Parti olması, siyasi değerlendirmelerimizin, değerlerimizin kendi örgütlerimiz içinde tanımlanmasına engel değildir.

Sivil toplum örgütleri sempozyumlar düzenleyecek bir sorumluğu üstlenmek zorundadır. Türkiye’de alanında uzaman ve aydın diyebileceğimiz bir çok insan yetişmiştir.

Adaletkavramı tartışılmalı, adalet uygulamaları İslam Tarihi’nden başlatılarak, günümüze kadar taşınmalıdır. Adalet dediğimizde Hz. Ömer aklımıza geldiği halde Hz. Ömer’in adaletli uygulamasıyla ilgili hafızalarımızda yer edinen birkaç örnekten öteye fazla bir bilgi sözkonusu değildir. Hukukçuların kurdukları derneklerde dahi bugüne kadar bir adalet  örneği uygulamasını yöneticiler üzerinden kitaplaştırılan çalışma bulunmamaktadır.

Emek hepimiz için kutsaldır. Emeğin kutsallığını bir çırpıda okuyabileceğimiz yine bir tane dahi çalışma maalesef yoktur.

Bizlerin somut çalışmalar üretmesi gerekiyor. İslam’da adalet sempozyumu, İslam’da emek sempozyumu gibi organizasyonlara başlanılmalıdır. Sivil toplum örgütlerinin insanlarımızı kavramlarla, ilkelerle tanıştırması, şahsiyetlerin gelişmesine katkı sağlayacaktır. Kişisel gelişim uzmanlarının insanlara rol kesmesini öğretmesinden daha gerçekçi bir çalışma olacağına kimse karşı çıkamaz.

Siyasette bir kalite yükselmesi, ticarette hakkaniyetli bir teraziye kavuşulması isteniyorsa, sivil toplum örgütleri esas görevlerinin başına dönmelidir.

Ahilik Haftasıdışında esnaf ahlakının hatırlatılmadığı, ahlakın bile bir hafta kutlanıldığı ahlaksızlığı kendimize yakıştırmamalıyız. Vergilerin yüksekliğinden yakınılıyorsa, vergi kaçırmanın yollarını arayan değil, adaletli bir vergi alınmasının eylem birlikteliğini gerçekleştirmeliyiz.

Sigortalı işçi çalıştırmak karlarımızdan bizi zarar ettiriyorsa, daha adil bir sigorta primi ödenmesi için hükümet yetkililerinin tepesine binmeliyiz.

Memur maaşlarının az olması, haksız yollardan elde ettiğimiz standartlarımızı korumak için bizleri pisliğe bulaştırmaya yönlendirmemeli, insanca yaşayabileceğimiz bir maaşın verilmesi için mücadele eden bir ahlakı kazanmalıyız ki, yöneticiler de bulaştıkları pislikten arınma zorunluğunu bizlerin yaptırımları karşısında kazanabilsin.

Konya’da şehir plancılarının, mimarların ve inşaat mühendislerinin belediyelerin belirlediği kentsel dönüşüm alanlarıyla ilgili her hangi bir çalışma yürüttüğüne tanık olanınız var mı mesela?

Siyaset farklı da sivil toplum örgütleri farklı mı?

Siyaset de sivil toplum örgütleri de insanlardan oluşuyor; eleştirmemiz gerekiyorsa önce kendimizi eleştireceğiz!

 

Önceki ve Sonraki Yazılar