Doğan HİSAR

Doğan HİSAR

Yazarın Tüm Yazıları >

Neyse...

A+A-

Hepimizin kaçamak olarak kullandığı ya da anlatılanları anlamayanlara veya anlamak istemeyenlere karşı kurtuluş reçetemizdir neyse

Konya’ya Doğanhisar’dan büyük umutlarla gelmiştim ben.

Yaşadığım yerde inandığım değerleri paylaşan fazla insan yoktu o yıllarda ne de olsa Konya, Büyükşehir Belediye Başkanımız Tahir Akyürek’in geçen hafta ifade ettiği gibi “İslamî duruşun merkezi”ydi.

Öyle bir merkez ki, bu şehirde adı üstünde bir duruş vardı.

Bu duruşa ayak uydurmak da kolay değildi.

İslam şehirlerinin bu yıl Başkenti olan Konya her türlü haksızlığın, her türlü yolsuzluğun, her türlü ayrımcılığın, her türlü ahlaksızlığın, her türlü dalaverinin barınamayacağı, İslamî duruşu olan insanların her türlü yalan ve yanlışa karşı çıkacağı belde-i emin bir şehirdi.

Neyse…

Bu şehirde hiçbir terör örgütü barınamazdı, bu şehrin adını kimse kirletemezdi, Konya’nın başını yere eğdirecek kişiler karşılarında eski Başbakanımız Ahmet Davutoğlu’nu bulurdu.

Bütün illerde FETÖ Davaları olduğu halde Konya’da hiç FETÖ Davası yoktu, zaten Konya’da barınmazlardı, barınsalar da FETÖ Davaları’nı mercek altına alacak bir Kiziroğlu dikilirdi karşılarına.

Şahsa özel çıkarılan yasayla imtiyazı elinden alınan, nitelikli dolandırıcılıktan yargılanan bir adam değil listesinde hafızasında bile yer edinmezdi. Çıkardı sandalyesine, işaret parmağını o şahsın üzerine dikerek, “Bu adam içimizde barınamaz” diye haykırırdı bir başbakan edasıyla!

Başımızı yere eğdirmeyen bilge insan Davutoğlu’muz var!

Neyse…

Bu şehirde FETÖ yoktu ama yine de AK Parti Genel Başkan Yardımcımız Ahmet Sorgun’a her gün biri gidiyordu. Pirincin içinde beyaz taş aramak hiç de kolay değildi. Kiminin anası, kiminin kardeşi, kiminin kocası, kiminin karısı, kiminin çocuğu, kiminin amcası “Bizim hiçbir ilgimiz yok” diyordu.

Kiminde Bylock çıkıyordu, kiminde Eagle çıkıyordu, aslında bunların hepsi bir rüyaydı.

Konya’da eli tesbihli insanlar, hiç işleri yok da gizli saklı yazışacak değildi. Bu şehirde yaşayan insanların gizli işleyecekleri günahları bile olamazdı. Velayet hukukunu her köşe başında işleten takva ehli mümin/mümine insanlar vardı.

Neyse…

Bu şehirde lise öğrencilerinden hacı emmilere, cemaatlerden sivil toplum örgütlerine kadar haftalık tefsir sohbetleri yapılır, alın teri kurumadan emekçinin bedeli neyse ödenirdi.

Emanetlere hıyanet etmek kimin haddine, protokolde oturan zevatı uzaktan bile seyretmelerine müsaade edilmez, onların görebileceği en uzak mesafe, volta atılmasına müsaade edildiği yerde taş duvarlar olabilirdi.

Neyse…

Daha çok neyse hikayesi var da neyse!...

Önceki ve Sonraki Yazılar