1. YAZARLAR

  2. Ahmet Şükrü KILIÇ

  3. NEHİR bir HARİKA’ydı!
Ahmet Şükrü KILIÇ

Ahmet Şükrü KILIÇ

Yazarın Tüm Yazıları >

NEHİR bir HARİKA’ydı!

A+A-

ozlem1.jpg

Ankara Devlet Tiyatrosu Ziraat Sahnesi’nde NEHİR’i izledik.

12 Eylül Darbesi’nin mağdur ettiği iki kadının aynı evde kalma serüveniyle başlayan yaşanmışlıklar dramı, bütün izleyenleri yüreklerinden de vurdu gözlerinden de; hepimizi ağlattı.

Oyunu eşim ve kızımla birlikte izledik.

Eşim kaç kez elimden tuttu, bir çocuğu yoklar gibi yokladı, “İyi misin, sakinleş, yapma böyle” tesellilerine rağmen bazen nefesim kesildi, bazen gözyaşlarımı hıçkırıklara bırakmamak için kendimi zor tuttum, onun da hali farksızdı aslında.

Çocuk yaşta da olsa 12 Eylül Darbesi’ni yaşadık bizler, aklımız eriyordu, gözümüzün önünden birileri alınıp götürülüyordu ya da aynı masada oturduğumuz ağabeylerden biri takım elbiseli, siyah kravatlı adamlar tarafından etrafı kuşatılıyor, sivil arabalara atılıyordu.

On üç yaşında aynı masada oturduğumuz Selamet Papatya ağabeyi alıp götürmüşlerdi, kahvede bizden başka kimse yoktu, domino taşları öylece masada kalakalmıştı.

Ben çekilecek acılardan da habersizdim, binbir çeşit uygulanacak işkenceden de. Hayal ettiğim tekbir şey vardı, ben de götürülmeliydim, ben de Dutlıkır’da yatanlar listesine girmeliydim. Benimkisi bir kahramanlık hayaliydi sadece.

Sonra Yalçın Doğan’ın yeğeni Şenol Doğan’ın askeri jip içinde mahkemeye getirilişine tanıklık ettim. Kocasına koşan kadını, kelepçeli ellerini başından boynuna geçiren hasretle karısını kucaklayan o adamı hiç unutamadım. Hep öyle bir kadınım olsun istedim, hep erkeğinin ardında öyle yüreklice duran, herkesin uzaktan dahi bakmaya korktuğu bir anda sevdiği erkeğe koşan bir kadın olsun istedim hayatımda, Allah da daha fazlasını nasip etti.

Oyun yazarı Gülşen Karakadıoğlu; Yöneten Vecide Öksüzcü.

Oyuncular; Özlem Gür, İclal Seper.

Gülşen Karakadıoğlu en küçük abartıya girmeden, sadece insana dokunan, propaganda kirliliğinden uzak bir oyun yazmış.

Vecide Öksüzcü, tek kelimeyle harika bir iş çıkarmış.

Oyunda ideolojik bir propaganda yok, işkence sahnesi yok, polis yok, yargılama süreci yok, bunların hiçbiri yok ama hepsi var; birkaç cümlelik dokunuşla tahayyüllerinizde daha fazlasını yaşatıyor.

Tiyatro bizim de uğraş verdiğimiz bir alan oldu gençlik yıllarımızda; senaristlik de yaptık, yönetmenlik de, oyunculuk da. Tiyatroyu ne sinemayla ne de dizilerle kıyaslayabiliriz. Tiyatro sadece sanatçının değil izleyenlerin de en canlı halidir.

Özlem Gür, Nehir’i kendisi gibi oynadı. En küçük rol taşımadı üzerinde. Nehir bütün işkenceleri yaşayan bir kadın, gerçek adı Harika. Bedenlerimizde zelzeleler yaşattı Özlem Gür, göz yaşlarımızı yaşanmışlık nehirine kattı.

İclal Seper, hayatına dokunanlara karakter elbisesi giydiren, insanları kategorize etme kabiliyetinin en can yakıcı anlarda dahi rahatlatıcı dilini öğreten bir doğallıkla sundu rolünü.

İllegalite denilen şeyin sadece örgütlerle varolmadığını, sosyal konumlarda da yasak aşkların aynı şekilde varlığını devam ettirdiğini söylediği anda dudağımı ısırdığımı farkettim. Aynı siyasi düşünceyi paylaştığımız insanlarla bizim ilişkilerimiz de bir illegalite yaşıyordu. Kamusalalanda görüşemeyen, gizli mekanlarda görüşen bir flört hayatı yaşıyorduk biz de.

Zimmetçileri, hırsızları, gaspçıları, hainleri, emek hırsızlarını meşrulaştıranlar, bütün bu saydıklarımızla mücadele ettiğimiz için bizimle gizli saklı görüşen bir alçalmışlığı yakıştırdılar kendilerine.

Zimmetçiler hem de bizim emek verdiğimiz mekanlarda ödüllendirilirken, dahası başımıza yönetici, vekil yapılırken biz savcı sorgusu, hakim kararlarıyla boğuşuyoruz yıllardır.

NEHİR bir HARİKA’ydı, oyunun finali müthişti. Devlet Tiyatroları’nı tebrik ediyorum. emeği geçenlere teşekkür ediyorum.

nehir.jpg

Önceki ve Sonraki Yazılar