1. YAZARLAR

  2. Alper Mikdat AKINCI

  3. Ne var ne yok? Olmasın işimiz!
Alper Mikdat AKINCI

Alper Mikdat AKINCI

Yazarın Tüm Yazıları >

Ne var ne yok? Olmasın işimiz!

A+A-

Bireysel geleneklerine sıkı sıkıya bağlı bir toplumuz. Daha doğrusu alışkanlıklarını örf haline getirme rahatlığını her sahada doyasıya yaşayan bir milletiz.

Nedense bir türlü yaptığımız işlere saygınlık kazandırmayı beceremiyoruz.

Türkiye’nin en büyük çıkmazı, Türk insanının kendi yaşantısını inanç haline getirmesi.

Zaman zaman eleştirilere açık olmamız, beynimizin ve yüreğimizin doğru kabul ettiklerini bedenlerimizde barındırmıyor.

Olumsuzlukların her vücuda giydirdiği yeni elbiseler, gözlerimizi tırmalamıyor.

Birbirimizden farklı olmamamız, ya da her birimizin etrafımızdaki mayınları tanıyor olması ayak bastırmıyor gerçeklere.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ve bu ülke insanlarının yaşamakta olduğu siyasi ve ekonomik krizler bir yazgı değildir.

Kendi ellerimizle yaptıklarımızın bedelini ödediğimizi dürüstçe itiraf etmeliyiz.

Karşı çıkışlarımız olmaması nedeniyle o meşhur yılan; devlete de, halka da eşit şekilde dokunmuştur.

Kendimize gelebilmemiz yine kendimizin öncülüğünde olacaktır.

Siyasi partilerin yıpranmışlığı, ülke insanını diğer ülkelerde olduğu gibi siyasi tercihlerin dışına itmemiştir. Siyasetin yeniden çıkış yolu olduğu ve siyasi güvenin tazelendiği de bir gerçektir.

Bugünden tezi yok,kafalarımızı hiçbir kişi ve siyasi görüşün ipoteğine teslim etmeden, kolektif aklın öncülüğünde, “Biz” olmayı ve “Bizim” demeyi öğrenmeliyiz. Sağcısıyla solcusuyla, ateisti ve dindarıyla bu ülke hepimizin. Bu ülkenin kara sevdalıları olmaya mahkumuz.

Evrensel değerlerin insana hizmet ve özgürlük boyutu, görsel ayrımlarla mutlak hakları ulaşılamaz, elde edilemez bir maceraya sürüklemiştir. Ya da bu değerler; parallelaction -tarafların gerçek durumlarını birbirine iletme işlevi görmeyen, karşılıklı etkileşime dayanmayan ‘Nasılsın, iyi misin? Ne var? Ne yok?’ gibi rutin konuşmalar- ötesine geçmemiştir. Bu anlamda insana değer, yöneten ve yönetilen yakınlığı; Türkiye platformunda hem yeterince konuşulmamış, hem de sahiplenilmemiştir.

“Bir demokraside her erkek ve kadın, ne bir köle ne de bir asi olmalıdır; her erkek ve kadın, bir vatandaş, yani hükümetin düşünüş sınırı kadar (ama daha fazla değil) benimseyen ve başkalarının da benimsemesine izin veren bir kişi olmalıdır. Demokrasi bulunmayan yerde hükümetin düşünüş biçimi, efendilerin kölelere karşı sahip oldukları düşünüş biçimidir.” Russell’in yarım asır önce dillendirdiği demokrasi tanımlaması, ne yazık ki yarım arpa boyu yol alınamadığını göstermektedir.

Siyasi oluşumların iktidar olup, muktedir olamadıkları gerçeği, muhataplarca; “Sizin bilmediğiniz çok şeyler var” sözleriyle geçiştirilebilmektedir. Yenilgiye teslim oluşu, bir sır haline dönüştürmek; nehirleri ölü denize boşaltmak demektir.

Bugün AK Parti iktidarının muktedir bir yönetim biçimi geliştirmesini, halkımız onlarca yıldır özlemini çekti.

Siyasi parti tercihlerimiz ne olursa olsun, siyasetin muktedir olmasından dolayı halk kazanımını takdir etmek zorundayız.

Türkiye halkına karşı her birimizin sorumluluklarının olduğunu biliyoruz. Bu sorumluluktan kimse kaçamaz.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni karşısına alan, ülkemizin bölünmez bütünlüğünü tehdit eden ne kadar insan unsuru varsa, kimliğine, dinine, düşüncesine bakmaksızın karşısında yer alacağız!

Önceki ve Sonraki Yazılar