1. YAZARLAR

  2. Ahmet Şükrü KILIÇ

  3. Mustafa Baloğlu: Paralel yapı Türkiye'nin en büyük düşmanıdır.
Ahmet Şükrü KILIÇ

Ahmet Şükrü KILIÇ

Yazarın Tüm Yazıları >

Mustafa Baloğlu: Paralel yapı Türkiye'nin en büyük düşmanıdır.

A+A-

21 Mart’ta yayınladığım, “Paralelci müfettişler TÜRGEV’in kız öğrenci yurduna baskın yaptı” başlıklı yazıyı, facebook sosyal paylaşım sitesinde tekrar paylaştım.

Yazının altına Konya Ticaret Odası eski Meclis Üyesi Hüseyin Şengezer, bir yorum yazdı: “Bu paralelcileri koruyan milletvekili Mustafa Baloğlu mu acaba?” diye.

Şengezer’in yorumuna, içinde soru ve cevap barındıran bir sorgulamayla cevap verdim: “Baloğlu'yla ilgili bir duyumunuz mu var? Kimse bu süreçte korumaya yeltenemez, esas sorulması gereken soru: Niye hiç biri bu konuyu kendine dert edinmedi!

Şengezer, “Halk arasında öyle konuşuluyor. Dursun Odabaşı Hoca’yı paralelciler tarafından görevden aldırılıp yerine gelen kişinin paralelcilerden olduğu onu da Baloğlu’nun desteklediği ve onun gelmesini sağladığı söyleniyor” yazdı.

Yine konuşulan iddianın sorgulanmasını içeren bir cevap verdim: “Biz de ikimiz halk olarak şöyle konuşalım öyleyse, bir adam koskoca Odabaşı'nı görevden aldırıp, yerine paralelci bir başhekimi atayabiliyorsa, diğer milletvekilleri ne halt ediyormuş!

Şengezer de, “Bu süreçte hiç kimsenin ne milletvekillerinin ne İl Teşkilatı'nın ne de belediye başkanlarının sesi çıkmadı. Tayyip Erdoğan'a destek çıkmadılar. Bu da Konya'nın kaderi ne şiş yansın ne kebap” yazdı.

Öncelikle Hüseyin Şengezer’e açık yüreklilikle duyumları paylaştığı için teşekkür ederim. Böyle bir duyumun temel bulmasının mümkün olmadığı gibi, bir çatı yükselişi de olamaz. Zaten kimseye sorma gereği duymadan da karşılıklı sorgulama cevaplarımızda, Konya milletvekili Mustafa Baloğlu’nun böyle bir şeye yeltenemeyeceği, yeltense bile sonuç almasının mümkün olmayacağı anlaşıldı. Diyelim ki, Baloğlu paralelci bir başhemi atayacak iradeyi gösterdi, öyle bir gücü var, diğer Konya milletvekilleri ne yapıyordu, onu da geçtik, bu atamayı resmileştiren bakanlık olduğuna göre, iş Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun paralelciliğine kadar uzanır!

Daha önce de benzer yakıştırmaları birkaç yerden duydum, orda da aynı mantık denklemlerini kurmuştum. Yeni Akit Gazetesi köşe yazarı Hasan Karakaya da konuyu köşesine taşımıştı. “Paralelciler Dursun Hoca’yı görevden almış, duydunuz  mu?” ve “Konya’dan Diyarbakır’a… Sağlık Bakanlığı’nda neler oluyor?” başlık iki yazı yazmıştı. Bakanlıktan gerekli açıklamalar gelmiş olmasına rağmen, Türkiye genelinde konu Sağlık Bakanlığı üst bürokratları üzerine, Konya’da da Mustafa Baloğlu üzerine yıkılmaya çalışıldı.

Konunun aslı neydi peki!

Hepimizin sevdiği, saydığı Dursun Hoca, Bakan Müezzinoğlu’yla ilgili kantarın topuzunu kaçıran konuşmalar yapmış, birileri de bu konuşmaları kaydetmiş, Bakan Müezzinoğlu’na yetiştirmişti. Yeni Akit Gazetesi konuyu gündeme taşıdığında işin aslını bilen Odabaşı’nın da Hasan Karakaya’yı arayıp bilgilendirmesi, daha ilkeli bir davranış olurdu. Dursun Odabaşı’nın Bakan Müezzinoğlu’nu eleştirmesinin içeriğini bilmiyoruz, Bakan Müezzinoğlu’nun sırf bu gerekçeyle Odabaşı’nı görevden almış olması, ayrı bir sorgulama konusudur. Paralelcilerin Dursun Hoca’yı görevden aldırdığını söylemek, insafsızlık olduğu gibi, aynı zamanda iftiradır da.

Konya milletvekili Mustafa Baloğlu’na açıkça Konya’da üretilen dedikoduları sordum. Sayın Baloğlu, “Konya Eğtim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Dursun Odabaşı’nın görevden alındığını duyduğu andan itibaren Bakan Müezzinoğlu’yla karardan vazgeçilmesi hususunda görüştüğünü, Dursun Hoca’nın Bakanlık kademelerinde en üst düzeyde görev yapmaya namzet bir insan olduğunu, doktorluğu hususunda kimsenin mesleğini tartışacak yeterlikte olmadığını bizzat Bakan’a duyarlı ve ısrarlı bir şekilde ilettiğini” söyledi.

Milletvekili Baloğlu’nun beni etkileyen cümlesi de, “Ben Dursun Hocanın ellerinden öperim, bunu bana nasıl yakıştırabilirler” oldu.

Atama bölümüne kadar nezaketini koruyan Baloğlu, sıra paralel yapıyla ilgili düşüncelerini açıklamaya geldiğinde, öfkesini ses tonuna yansıttı: “Paralel yapı Türkiye’nin en büyük düşmanıdır. Akşehir Belediye Başkanlığı görevinde bulunduğum dönemde bile bu kesime uzak durdum, hiçbir programlarına katılmadım. O günlerde bazı arkadaşlarım beni eleştirdi. Devlet imkanlarını kullanarak, yasal olmayan yollarla  elde ettikleri her ne varsa, şantaj olarak kullanmak, siyasi iradeyi ipotek altına almaya çalışmak; casusluktur, hainlikdir. Milletvekili olduğum dönemde de bu kesime karşı mesafemi hep korudum. Bazı milletvekili arkadaşlarımın 17 Aralık öncesine kadar diyalogları olmuştur ama benim hiçbir yakınlığım olmadı. Hislerimde yanılmadığımı da gördüm. Paralel yapının kurumlar içindeki varlıkları halen devam ediyor. Hukuk içerisinde kim devletimize, hükümetimize komplo kurmaya çalışıyorsa hesabını verecektir. Sayın Başbakanımızın paralel yapıyla ilgili söylediği sözlerin eksiği vardır fazlası yoktur. TÜRGEV yurdunu basan müfettişlerle de ilgileneceğim. Konuyu araştıracağım. Gereken neyse yapılacaktır. Bu süreçte AK Parti seçmenlerinden bir şey rica ediyorum, her söylenen söze itibar edilmesin, söylenen bir çok söz kendi içinde çelişki barındırıyorsa, en azından dedikoduları yaygınlaştıranlardan biri de kendileri olmasın. Bütün milletvekili arkadaşlarımıza rahatlıkla ulaşılabilir. Saçma sapan bir duyum bile olsa lütfen bize sorulsun. Zaten bu yapının istediği de bu. Birbirimize karşı güven sorgulamasını başlatmak. Ayrıca Akşehir ilçesinde bile milli eğitim müdürlüğü atamasına karışmadım. Ben paralel yapıyla uğraşıyorum, uğraşmaya da devam ediyorum.

Konya milletvekili Mustafa Baloğlu’yla ilgili konuşulanların aslında kaynağını da bilmiyor değilim. Konya’daki fitne kovanını herkes tanıyor. Sahi onun niye paralel yapıyla ilgili bir açıklamasını duymadık!

https://twitter.com/ahmetsukrukilic

https://twitter.com/cafekulis

Önceki ve Sonraki Yazılar