1. YAZARLAR

  2. Ahmet Şükrü KILIÇ

  3. Musa Arat neden istifa etmelidir?!
Ahmet Şükrü KILIÇ

Ahmet Şükrü KILIÇ

Yazarın Tüm Yazıları >

Musa Arat neden istifa etmelidir?!

A+A-

Konya'daki siyasi irade boşluğuna biran evvel son verilmelidir.

AK Parti'nin kurulduğu günden buyana hiç bu kadar bilgi kirliliği de yaşanmadı, irade yoksunluğu da!

Bir siyasi hareket il başkanını çar çakalın saldırısına maruz bırakamaz.

Bir rahatsızlık varsa ya istifasını ister ya da görevden alır.

AK Parti Genel Merkez de seyrediyor olan bitenleri.

Musa Arat'ın sadece reklam firması sahibi olması dahi il başkanı olması açısından etik değildir.

Diğer tarafta etiklik sınırlarını aşan, yetkisini kullanmayan bir iktidar partisi kurmay kadrosu var.

Yılların birikimine, mücadelesine, azmine, en önemlisi de davaya yazık!

Ömer Turan’ın gündeme taşıdığı, Amerika’nın Utah Üniversitesi’nde “Türk Şehirlerinden Küreselleşmeyi Anlamak: Konya Modeli” konulu sempozyumun organizatörü olan Hakan Yavuz’la kendisinin de tanışıklığını, onun editörlüğünde yayınlanan makalesini de sorgulamamız gerekiyor.

2006 yılında yapılan sempozyumun sunumlarına ulaşmak o kadar zor değil, onları da bulur yayınlarız.

Sosyal medya şarlatanlarına AK Parti asla müsaade etmemelidir.

Bizim mahallede geçmişi olmayan, sonradan türeme adamların paylaşımları kendi iradeleriyle olmaz, kesinlikle ‘hepsi kendilerine servis edilmiş bilgilerdir’ de demiyorum, sahne almaya başladı mı bir insan, seyirci hep beklentisini konuşturur, maymun nasıl oynadığının bile farkına varmaz!

Kendi geçmişlerini karartmak isteyen insanların, başkalarının FETÖ bağlantılarını deşifre etmeleri malumun ilanından başka bir şey değildir.

Her siyasi hareketin bir ömrü vardır, Allah AK Parti’nin ve lideri Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ömrünü uzun eylesin.

Her siyasi hareketin aktörlerinin de ömrü vardır, bir yerde tıkanma başlamış, tartışmalar ayyuka çıkmışsa, siyasi hareketin kendi içindeki aktörleri aldığı yaraları siyasi harekete de bulaştıracak duruma geldiğinde, kenara çekilmeyi bilmelidir.

Ahmet Davutoğlu’nun Başbakan olmasını hepimiz çok istedik, yakinen tanımadığımız insanların konuşmaları, olayları değerlendirme derinliği, danışman olmaktan öteye gitmeyecek bir birikimi yönetici yapmıştır. Bilgi insanın kendi emeğiyle kazanılacak, yöneticilik kabiliyetiyse siyasi sürecin her evresinde ya da hayatın belli alanlarında mutlaka mücadele yollarında yürümekle kazanılacak bir meziyettir. Davutoğlu’nun nezaketsiz bir şekilde uzaklaştırılması da hoş olmamıştır, gözlerinin içine bakarak istifasını istemek daha ilkeli bir davranış olurdu; hem de gerekçelerini bir bir suratına çarparak!

Bunları bizler açıkça konuşmalıyız, herkesin değeri kendi yetenekleri içinde değerlendirilmelidir. Sayın Cumhurbaşkanımızın da yönetici sarrafı olduğu söylenemez. Ekibinden olan kişileri ya da kendini ekibindenmiş gibi gösterme yakınlığı kuran kişileri devletin yönetim mekanizmalarının başına getirdiğinde, dişliler arıza verebiliyor, bu bir değil, iki değil, hâlâ da devam ediyor.

Güce karşı herkes vefa gösterir, esas vefa insanın davasına, inancına, ülkesine olan bağlılığıdır.

Bizler AK Parti’nin de, sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın da aklına ortağız, öyle slogan haline getirilmiş “Ortak aklı” lafla yükselten değil, verdiğimiz mücadelelerle kendi gücümüz nispetinde “Yaşanabilir bir Türkiye” özlemine katkı sağlayan, ayak basmadığımız yerlerin dahi varisleri olduğuna inanç taşıyan insanlarız.

Bir başkası ne söyler, ne derse desin, bizler davamız için bedel ödeyen insanlarız, karşılığını da siyasi heveslerimizin bir kenarına yerleştirme niyeti taşımadan, sadece Rabbimizden isteyen insanlarız. Artık hataya tahammülümüz yok, ayrımcılığa da tahammülümüz yok, adamcılığa da tahammülümüz yok.

Ve bizler inanıyor ve iman ediyoruz ki, nasibimizde olan kimsenin iki dudağının arasında değildir.

Korkularından arınmış yeni bir kuşağa siyasi hareket devredilecek bir miras olmalıdır. Maalesef AK Parti’nin içinde birçok insan makamla, imtiyazla, ikballe tanıştığı için istiklalimizi unutacak duruma gelmiş, FETÖ’nün karanlık yüzünün gölgesinde serinleyecek bir kirlilik yaşamıştır.

Kimin hangi saatte twit attığının çetelesinin çıkarılmasıyla 15 Temmuz Darbesi direnişi kategorize edilemez. Üzerlerine kurşunlar yağdırılan insanlar sosyal medyada elbette ki çağrı mesajları paylaşmıştır, -biz de paylaştık- çatışmanın olmadığı şehirlerde meydanda olanlar buna ihtiyaç da duymamış olabilir.

2013 yılı değil, 2005 yılından buyana FETÖ’yle uğraşan bir insan bilinciyle, 15 Temmuz Darbe girişiminden önce de Konya’daki FETÖ Davası’nı takip eden, FETÖcüler hakkında suç duyurularında bulunan, duruşmalara katılan, kamuoyuyla paylaşan, sonrasında da bütün FETÖ Davaları’nı takip etmeyi bir ibadet aşkıyla sürdüren, 15 Temmuz gecesi de iki oğlumla birlikte Genelkurmay Karargahı önünde vatanımız, milletimiz, devletimiz için bedenlerimizi siper eden, yara almasak da 15 Temmuz Gazileriyiz bizler.

FETÖ Davaları’nı takip etmemiz, gördüğümüz yanlışları kamuoyuyla paylaşmamız, bizleri de davalık yapmıştır.

Konya’da FETÖ mücadelesinde ahkam kesenleri bizler bir kez olsun FETÖ Davaları’nda görmedik. Kendi ülkesine kastedenlerin dava duruşmalarına siyasilerin katılımlarını sayın Cumhurbaşkanımız talep etmek zorunda kalmıştır; o talimat da olmasa hiçbir siyasetçinin dünyasına davalar da girmeyecekti.

Sözü fazlasıyla uzattım. Ahmet Davutoğlu’nun Başbakanlığı döneminde de, Musa Arat’ın AK Parti İl Başkanlığı döneminde de, Konya FETÖ mücadelesinde istenilen seviyede siyasi bir mücadele verememiştir.

Sosyal medyada paylaşılan FETÖ’nün firari sanığı Memduh Oğuz’a verdiği vekaleti AK Parti İl Başkanı Musa Arat’a bir ay kadar önce ben de açıkça sordum; “14 Nisan 2015 tarihinde iptal ettirdiğini” söyledi.

2014-2015 yılları arasında çocuklarını FETÖ’nün okullarına gönderenleri, BankAsya’ya parasını yatıranları madem ihraca kadar götüren bir devlet iradesi var, 2014 yılında FETÖ Davası’nda yargılanan Memduh Oğuz’un Cemaziyelevvelini bilmeyi de geçtik, o dava sürecinde FETÖcü olduğunu bilmemesine imkan mı var?

Aynı değerlendirmeyi, Selçuklu Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay’la ilgili de yaptık, Meram Belediye Başkanı Fatma Toru’yla ilgili de yaptık. Konyalı Cumhurbaşkanı Danışmanları’nın durumlarını da açıkça paylaştık. Kimseyi suçlamıyoruz, sadece herkese uygulanan adalet neyse, yöneticilere de uygulansın istiyoruz.

Konyalı siyasilerin kendi aralarındaki siyaseti dizayn etme kavgaları, bizlere zaman kaybı, proje kaybı, model kaybı, iş kaybı, üretim kaybı yaşatmamalıdır. Yarına çıkacağımızın bile garantisi olmayan bir hayat sürüyoruz, nelerin hesabını tutuyoruz; daha kendini yönetmekten aciz insanlar birilerini arkasına almakla çobanlık yapmaya yelteniyor, kendilerinin en küçük halk karşılığı da yok!

Konya mevcut siyasi kadroyla bir arpa boyu yol alamaz; şaibeler, dedikodular, Davutoğlu ekibi hatırlatmaları, başka aklınıza gelebilecek her şeyi sıraladığınızda, mevcut yapı, Konya’ya kaybettirmektedir.

Benim Musa Arat’a söyleyebileceğim tek şey istifa etmesidir.

İnsanın nasibinde olan, elinin tersiyle itse de kendini bulur.

Kendine de yazık ediyor, Konya’ya da!

Önceki ve Sonraki Yazılar