1. YAZARLAR

  2. Alper Mikdat AKINCI

  3. Mesele Tayyip meselesi değil hâlâ anlamadınız mı!
Alper Mikdat AKINCI

Alper Mikdat AKINCI

Yazarın Tüm Yazıları >

Mesele Tayyip meselesi değil hâlâ anlamadınız mı!

A+A-

Bir ülke yöneticileri tarafından somut bir bağımsızlık mücadelesi vermeye başladığında bütün yerli ve yabancı düşmanlar yakın yüzlerinden soyutlanarak, düşmanlıklarını da somut bir şekilde göstermeye başlar.

Türkiye bağımsızlık mücadelesinde somut adımlar attıkça maskeler düşüyor. Yıllarca birbirlerine düşman oldukları zannedilen örgüt ve cemaatlerin nasıl da yoldaş, koldaş, karındaş, fikirdaş, düşmandaş, teröristdaş olduklarını görüyoruz.

Bu yapı yıllarca ülkemizin bazen karşısında, bazen yanında yer alarak istedikleri kadar uzamasına müsaade etti, gün geldi ülkemiz boy salacak oldu, hemen tırpanlandı.

Her yerde adamları vardı. Askeriyede de vardı, dağda da vardı, camide de vardı, emniyette de vardı, medyada da vardı, tekkede de vardı. Nerede insan potansiyeli varsa her yerde bu yapının adamları çöreklendi. Ülkemiz de bağımsızlığına kavuşamadı, sivil yapılarımız da. Devlet içinde varlıklarını sürdürdükleri gibi, sivil yapılarda da sürdürdüler; bazen kışkırtan oldular bazen itidal çağrısı yaptılar.

Gecenin karanlığında başbaşa kaldığında kışkırtan ve itidal çağrısı yapanlar, güle eğlene yeni planları uygulamaya koydular. Onların tek derdi, kendilerine ihtiyaç duyulmasını sağlamaktı. Bu ihtiyaç insandan ihtiyaç duyulan ülkeye çevrildi.

Türkiye somut bir bağımsızlık mücadelesi veriyor.

Türkiye bütün soyut düşmanlarını somutlaştırdı. Kaçacak yerleri de kavramları da kalmadı. Emperyalizm düşmanlığı yapan yığınların nasıl emperyalizmin kölesi bir sürü olduklarına tanıklık ettik. Yapılarını Allah adını kullanarak kuranların, ilahlarının Amerika olduğuna da şahitlik ettik. Türkiye Türklerindir diyen medya gruplarının Türkiye’yi nasıl terör örgütlerine peşkeş çekmeye çalıştıklarını, ne kadar alçaldıklarını da izledik.

Türkiye’yi iktidar partisinden kurtarma hesabını tutanların, koalisyon hükümeti kurdurtmayan emirlerine muhalefet partilerinin nasıl itaat ettiğini, Tayyip algısıyla bir parça maskeleseler de, “Nasıl bir kasetmiş ki, adamlara adım attırmıyor” denilmesine de kimse engel olamadı. Sadece kaset işi olduğunu da zannetmiyoruz, bunlar yıllarca aynı yerlerden emir almış yapılar. AK Parti karşıtlıkları kendi aralarında koalisyon hükümeti de kurdurtmadı. Anayasayı da çiğnediler, Seçim Hükümeti’ne bakan da veremediler. Terör örgütünün siyasi sözcülerini kabineye taşımanın utancını taşımadıkları gibi, kurdukları algı tuzağı da ellerinde patladı; bakanlar istifa etmek zorunda kaldı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Apaydın açıklamalarını hatırlayın, velev ki Türkiye, Suriyelileri kamplarda eğitmiş olsaydı ne olurdu? Amerika, Rusya, Almanya, İngiltere gerçek mirasçısı olduğumuz ülke içinde istediğini yapacak, istediği muhalif grupları silahlandıracak, Türkiye olan bitene seyirci mi kalacaktı? Kaldı da hem de ana muhalefet partisinin genel başkanı tarafından dünya kamuoyuna servis edilerek. Biz bir ülkeyiz, biz bir devletiz, bizim bir gizlilik politikamız olamayacak mı? Bizim üzerimize salınan terör örgütlerini emperyalist devletler istediği gibi besleyecek, istediği yerde konuşlandıracak, biz benzer de değil meşru hiçbir adım atamayacak mıyız? Bu nasıl insanın kendi ülkesine düşmanlıktır?

MİT Tırları’nın durdurulması da aynı merkezin emriydi. Türkiye kendi iradesiyle Türkmenlere hiçbir yardımda bulunamaz, orada kendi varlığını gösteremez talimatıydı. Kime yaptırdılar bu alçaklığı ve kimler dünya medyasına serviste bulundu?

Türkiye Suriyelileri eğitmiş olsaydı, Suriye sadece Suriyelilerin olacaktı. Bizim eğittiğimiz Suriye ordusu da Suriye sınırından ülkemize karşı tek bir teröristin burnunu sokmasına müsaade etmeyecekti. Türkiye’nin her yerine yayılan bu kadar Suriyeli de olmayacaktı. Sınırlarımızda ne PKK’nın Suriye uzantısı PYD olacaktı, ne de İŞİD. PKK’nın Suriye örgütlenmesi PYD’yle Amerika ilişki kurduğu gibi Rusya da destek vermeye başladı. Kılıçdaroğlu ülke düşmanlığıyla gururlanabilir artık! Hayır, bu bir ferasetsizlik değil, bu verilmiş görevin yerine getirilmesidir.

Gezi olaylarından Ankara Garı’nda gerçekleştirilen canlı bomba katliamına kadar kimlerin aynı cephede yer aldığına bakmalıyız.

Türkiye somut bir devlet refleksi göstermeye başladı. Artık cephe netleşti. Maskeler düştü. hepsi kol kola girerek devleti yönetenlere saldırıyor, bu saldırı devleti yönetenlere değil demiyoruz, çünkü devleti yönetenler Türkiye’yi bağımsız bir devlet yapma kararlığı gösteriyor; bu saldırı Türkiye’yedir, bu saldırı ülkemizin birikiminedir, bu saldırı milletimizedir.

PKK, HDP, CHP, paralel yapı, Doğan Medyası, komünist ve sosyalist örgütlerin liderleri nasıl aralarında fikir ayrılığı olduğu halde bir araya geliyorsa, bütün siyasi ve sivil toplum örgütlerinin tabanları da bir araya gelmek zorundadır.

Hani diyordu ya bunların firari aktörü, “Mesele ağaç meselesi değil hâlâ anlamadınız mı!” diye; “Mesele Tayyip meselesi değil, anlayın!

 

Önceki ve Sonraki Yazılar