1. YAZARLAR

  2. Ahmet Şükrü KILIÇ

  3. LOZAN'ı bir de böyle okuyalım!
Ahmet Şükrü KILIÇ

Ahmet Şükrü KILIÇ

Yazarın Tüm Yazıları >

LOZAN'ı bir de böyle okuyalım!

A+A-

Konya Birlik Vakfı’nın bu haftaki konusu “Lozan”, konuğu da Prof.Dr. Caner Arabacı’ydı.

Dinleyici kitleyle inanç düzeyinde aynı dünya görüşünü paylaşan Caner Hoca’yı her şeyden önce bilim adamına yakışan tavrı ve bilgisini objektif sunma endişelerinden dolayı gerçekten tebrik ediyorum.

Hazır potansiyellerde insanların nasıl sloganik cümleler kurduğunu hepimiz biliyoruz.

Konuşmanın sonunda dinleyiciler yine mutlu oldu belki, ama kafalarda o kadar çok soru işareti bıraktı ki!

Gençlik yıllarımızda kitap okumaları yapıyorduk arkadaşlarla, bizlerin 90’ların başlarında yaptığı kitap okumaları şimdilerde revaçta. O gün kitapları kavga eder gibi okuyorduk, dinlediklerimizle de kendi sınırlarımız içinde kavgalarımız vardı.

Bir yere olan kinimiz ya da düşmanlığımız bizleri bazı konularda aydınlatan insanların ışıklarına asla teslim etmedi, bizler kendi gölgelerimizi kendi ışıklarımızla aydınlatmayı her zaman tercih ettik.

Anekdot tarihleri önemli olduğu kadar nihayetinde insanların kişisel gözlemleri ve kendi değerlendirmeleriyle yazılır, kim olursa olsun duygularından bir şey katmaktan kaçınamaz.

İlk insan Hz. Adem’le İblis arasındaki suçlama farklılıkları bizlerin inanç geleneğini Peygamber üzerinden öğretiye dönüştürmüştür. İblis, isyanının gerekçesini insanın yaratılmasına bağlar, Hz. Adem yasak meyveden yeme sebebinde şeytanı suçlamaz, “Nefsime uydum Rabbim” der, suçlu kendisidir.

Lozan Anlaşması’nda İsmet Paşa’nın günah keçisi yapılamasını anlamsız buluyorum, ucunun Mustafa Kemal Atatürk’e dokunacağını bilen yorum değerlendirmelerine sınır çizmek ne kadar yanlışsa, ilk Meclis’te özellikle referandum sonrasında birçok sosyal medya hesabında gördüğümüz “24 Nisan’da yapılan Meclis Başkanlığı seçiminde Celalettin Arif Efendi 109, Mustafa Kemal 110 oy aldı. Mustafa Kemal Meclis Başkanlığı’nı 1 oy farkla kazandı.” hatırlatmalarını, bir de Lozan Anlaşması sürecine yerleştirelim. Mustafa Kemal Atatürk, zihinlerimizde daha güçlü, Birinci Meclis’te gücü ortada.

Birinci Melis milletvekillerinden Trabzon milletvekili Ali Şükrü’nün katledilmesi, Bakanlar Kurulu Başkanı Rauf Bey’in istifası konuşulur ama saltanatın kaldırılması için öncülük eden, meclise teklifi götüren kişilerin Rıza Nur ve arkadaşları olduğu yüksek sesle konuşulmaz, çünkü Lozan daha çok Rıza Nur’un hatıratlarına dayandırılarak anlatılır. Saltanatın esas kaldırılma gerekçesi de Lozan’a sadece Ankara Hükümeti’nin değil İstanbul’un da çağrılmasıdır.

Meclis’in Mustafa Kemal tarafından feshedilmesi ve İkinci Meclis tarafından anlaşmanın meclis üyeleri tarafından onaylanması da bir cevap olamaz. Peki o kadar adam hangi tarlada armut topluyordu?

Bunlar uzun meseleler, buna ne benim bilgim yeterli şu anda ne de esas vurgulamak istediğim şeyi besleyecek bilgiler olmadığı için “Suçlama”ları farklı bir alana çekme niyeti taşıyorum.

Sadece Mustafa Kemal Atatürk'e değil, Fevzi Paşa'ya da geleceğiz, Mehmet Akif'e de. Daha bir çok isim var, başta Rıza Nur, sonra Said NursiHoca Abdullah Efendi, Müftü Hulusi Efendi, Hoca Fehmi Efendi, Müfid Hoca, Şeyh Hacı Fevzi Efendi, Ahmet Nuri Efendi ve daha hangi birini sayalım. Mustafa Kemal kurmaylığını kurucu devlet başkanlığı olarak işleten cins bir kafaya sahip, diğerlerinin hiçbirinde kendini devletin kurucusu hissetme bilinç aidiyeti yok maalesef. Kimin kiminle ilişkileri vardı elbette onlar da tartışılacak, ben kendi bulunduğumuz dünya görüşü içine yerleştirilen insanları Mustafa Kemal'den daha fazla sorgulamalıyız anlayışını öne çıkarıyorum. Can alıcı bir soru daha yöneltmek istiyorum, Mebusların halk üzerindeki etkileri, etraflarında bir kitleyi sürükleyebilecek insan karşılığı da taşımıyor. İçlerinde bir tane çıkmış, liste dışı bırakılmasına rağmen sadece Hasan Fehmi Ataç girebiliyor İkinci Meclis'e. Şimdi o can alıcı soruyu sorabiliriz: Türkiye'nin bu haliyle Lozan Anlaşması'nı reddetmesine imkan mı var?

Önceki ve Sonraki Yazılar