1. YAZARLAR

  2. Ahmet Şükrü KILIÇ

  3. Kundaktaki çocuğuna karakter kazandıracak ninni söyledin mi?
Ahmet Şükrü KILIÇ

Ahmet Şükrü KILIÇ

Yazarın Tüm Yazıları >

Kundaktaki çocuğuna karakter kazandıracak ninni söyledin mi?

A+A-

“Ey millet! Ey 600 senelik çarşafa bürünmüş 5000 senelik açık alınlı Türk kadını! O beş bin senelik gelenekleri bugünkü subayların kumandası altına verdiğin evlatlarına beşiklerindeyken şarkılarla anlattın mı? O şarkılarla onlarda bir karakter yarattın mı?

Ey genç subay, ey bugünün genç kumandanları! Galiba analarımızın sesleri, saçları gibi namahremdir. Bu sorularımıza cevap vermiyorlar. Anlaşılıyor ki, askerlerimizin ruhunu kazanmak bizim için bir vazife olduğu gibi, evvela onlarda bir ruh, bir emel, bir karakter yaratmak da Allah’tan ve Medine-i Münevvere’de yatan Cenâb-ı Peygamber’den sonra bize düşüyor!”

Mustafa Kemal Atatürk 1914’te söylüyor bunları.

Kundaktaki çocuğa hangi şarkıları söylüyor kadınlarımız, hangi ninnilerle büyütüldük bizler.

Ve aradan 100 yıl geçmesine rağmen bu hakikatli tespit nasıl da hâlâ yerinde sayıyor.  

Hangi birimizin kulaklarında 5000 yıllık tarihin şarkıları var, hangi birimizin ninnilerle sallanan ayaklarda kulaklarımıza Çanakkale destanı fısıldandı.

Bizim tarihi geleneklerimizi kundaktaki çocuklara söyleyebileceğimiz şarkılarımız, ninnilerimiz, manilerimiz olmadı hiç.

Biz tarihimizden koparıldık, bizi ayaklarında sallayarak büyüten analarımız ecdadımızdan utandırarak büyüttü bizleri.

Ertuğrul’u dizilerle tanıdık analarımızın kulaklarımıza söylediği şarkılarla değil, Kanuni Sultan Süleyman’ı da dizilerle tanıdık, nasıl bir kadın düşkünü olduğunu hayranlıkla izledik. Bir başka ülkede aynı senaryo dizi olarak sahnelenseydi, ayağa kalkardı Türkiye!

Koskoca Çanakkale Destanı’nın bile Aynalı Çarşı’sına bakamadı yüzlerimiz!

Ey şair neredesin?

Ey tarla başında toprağa mani yazan Anadolu kadını neredesin?

Ey milletim, ey halkım, ey vatanımızı vatan yapan ataların evlatları neredesin?

Cumhuriyet tarihi boyunca yüz binlerce aşk şarkısı yazan güftekar, yüz binlerce besteler yapan bestekar hiç mi herkesin dilinden düşmeyecek bir tarih şarkısı yapamadınız?

Çocukluğumuzda yanık sesleriyle destanlar satılırdı tek sayfalık Pazar yerlerinde, onlar bile tarihten bir sayfayı açardı yüreklerimize.

Bir karakter yaratamadık; özgürlüğü, bağımsızlığı, emeği, alın terini çocuklarımıza şarkılarla öğretemedik.

Kaç şiir var okumuşumuzun ezberinde, kaç şiir çocuklarımızla paylaşılabilmiş, kaç tarihi kahramanın hayat hikayesini anlatabiliriz birilerine?

Selçuklu sultanları, say denilse sayamayız, Osmanlı Padişahlarını dahi bilmeyiz, hepsini geçtik, kaç Cumhurbaşkanının ismini sayabiliriz?

Bizim ninnilerimiz hep uyuttu bizleri!

Bizim hocalarımız tarihten bir sayfa açmaya korktu!

Atalarımızın kanlarını akıtarak yazdıkları tarih, kansızların kanına dokundu!

Anlaşılıyor ki, milletimizin ruhunu kazanmak bizim için bir vazife olduğu gibi, evvela onlarda bir ruh, bir emel, bir karakter yaratmak da Allah’tan ve Medine-i Münevvere’de yatan Cenâb-ı Peygamber’den sonra bize düşüyor!”

Önceki ve Sonraki Yazılar