1. YAZARLAR

  2. Ahmet Şükrü KILIÇ

  3. Külli İrade kimi Başbakan yazmışsa, cüz-i irade engel olamaz!
Ahmet Şükrü KILIÇ

Ahmet Şükrü KILIÇ

Yazarın Tüm Yazıları >

Külli İrade kimi Başbakan yazmışsa, cüz-i irade engel olamaz!

A+A-

Geçen hafta Konya’daydım.

Her insan memleketini sever, Konya hayatımın en uzun yıllarını yaşadığım ve şahsiyetimi, bilgimi, düşüncelerimi şekillendirdiğim bir şehir. Şehri de seviyorum, şehrin insanlarını da. Kızgınlığım da bu şehrin insanlarına sevdam da!

İlk olarak hemşerim Fazıl Yavuz ağabeyle birlikte, Selçuk Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof.Dr. Ahmet Kağan Karabulut Hoca’ya hayırlı olsun ziyaretine gittik. Sayın Karabulut değer verdiğim, kitabın ortasından konuşan bir akademisyen. Makamın hiçbir şekilde şahsiyetini, kimliğini değiştirmeyeceği insanlardan biri. İslam tarihini coşkulu anlatımlarına da tanıklık ettiğim, içindeki çocuğu koruduğuna da. Dua ehli de bir insan, inanç bağı olduğunu hissettiğim kardeşlerimden biri.

Kağan Hoca’nın odasının karşısında Genel Sekreter İbrahim Halıcı yazan küçük levhayı gördüm. İbrahim Bey’i Seydişehir Belediye Başkanlığı döneminden buyana tanıyorum. Tebessüm bir insana ancak o kadar yakışır dediğimiz bir sıcaklığı vardır. İbrahim Bey’e de hayırlı olsun dedik. Seydişehir’den misafirleri vardı, İbrahim Halıcı aynı zamanda  AK Parti’nin kapatılması davasında 5 yıl siyasi yasağı istenen 71 kişiden biri bizim gibi!

Rektör Prof.Dr. Mustafa Şahin Hoca’nın odası da aynı katta. Randevusuz da olsa selam vermek istedim ama Özel Kalem odası çok kalabalıktı, hiçbir şey söylemeden sonraya erteledik ziyaretimizi.

AK Parti İl Başkanı Musa Arat Bey’i ziyaret ettim. Kendisiyle paralel yapıyla mücadelenin esasları üzerine sohbet ettik. Milli Gençlik Vakfı Öğrenci Yurdu’nda aynı dönemde kalmışız, Radikal İslamcı olduğum dönemlerde bile Ali Gümrah Hoca ve Veyis Ersöz Hoca yurdun en özel odalarından birinde kalmamı sağlamışlardı. “Su gelince teyemmül bozulur” öyküsünde anlattığım bir anekdottu, birlikte olduğum insanlarla aramız açılmıştı, o evde kalmam da şık olmazdı. Hemen bir ev ayarlamam da mümkün değildi, parti karşıtı da olsak, ilk aklıma gelen Milli Gençlik Vakfı olmuştu.

Musa Başkan’ı çok diri ve kararlı gördüm. İnşallah projelendirdikleri şeylerde muvaffak olurlar. Birkaç insanın sinirlerini depreştirecek diyalog aktardı, gereken cevabı da vermiş zaten, arkalarında etkin siyasi insanlar da olsa, her birinin alnıçatına vurmuş sözlerini!

Eylem, miting çağrılarında bulunan, İslam ülkelerinde gerçekleştirilen toplu katliamlar sonrası gıyabi cenaze namazları kılmak için toplanan gönüllü kültür kuruluşlarımız neden kendi şehitlerimiz için aynı hassasiyeti göstermez acaba?! Şeditlerimize Allah'tan rahmet diliyorum. Mekanları/makamları Cennet olsun inşallah...

Sanayi Odası Başkanı Memiş Kütükçü Bey’le Şehit Cenazesi’nde buluştuk önce. Cenaze namazı öncesi Konya Müftüsü Prof.Dr. Ali Akpınar Hoca’yı dinledik. Sayın Akpınar’ı Ribat Dergisi’nden çalıştığım dönemlerden tanıyorum, 1987’lerden. Ali Hoca askerlerin de hazır bulunduğu Cenaze Töreni’nde şahadeti anlattı. Musalla Mezarlığı’ndaki Şehit Çukuru’nun nasıl bir Cennet Bahçesi olduğunu tasvir etti. Şahadetin makamını, dinleyenlerin hepsi istedi o anda. O kadar doğal anlattı ki, en küçük vaaz üslubu yoktu, herkes kendi üzerine düşeni aldı. Müthiş bir konuşmaydı, Sayın Müftümüze teşekkür ediyorum.

Cenaze Namazı’nda Büyükşehir Belediye Başkanımız Tahir Akyürek’le de karşılaştık. Hal-hatır sorduk karşılıklı, aslında görüşecektik de makamında, bir sonraki Konya ziyaretimize kaldı, müsait olursa görüşürüz inşallah. Konya milletvekillerimiz Muhammet Uğur Kaleli ve Ziya Altunyaldız’la da tokalaştık. Selçuklu Belediye Başkanımız Uğur İbrahim Altay’la da ayak üstü hasbihal ettik. MHP milletvekili Mustafa Kalaycı Bey’i de gördüm, uzaktaydı yetişemedim. Mustafa Bey’le görüşüyoruz zaman zaman. Benim değer verdiğim bir insan, şahsiyetli, akl-ı selim düşünen, Ülkücü kimliğini her platformda korumayı bilen bir vekil.

Sanayi Odası Başkanı Memiş Kütükçü ağabeyle uzun bir görüşmemiz oldu Sanayi Odası’nda. O görüşmeyi sonra yazacağım, bir paragrafa sıkıştırılacak değerlendirmeler değil. Bir sendikalaşma süreci yaşamış, kendi özeleştirisini de yaptı, tamamen insanî ve vicdani değerlendirmeler, onları paylaşacağım inşallah.

Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk Bey’i de ziyaret ettim. Selçuk Öztürk’ün 2000 yılından buyana kişisel yapılanasına tanığım, birçok yaşadığı olayları da takip etmiş biriyim. Ticaret Odası’nda Basın Müşavirliği yaptığım 2000-2002 yılları arasında o da KTO Yönetim Kurulu Üyesi’ydi. Sayın Başbakanımız Ahmet Davutoğlu’nun kongre kararı aldığı gündü. Söylenecek çok söz vardı, en hakikatli sözü de aynı zamanda AK Parti MKYK Üyesi olan Selçuk Öztürk söyledi; “Külli irade 24 Mayıs’ta kimin Başbakan olduğunu yazmışsa, hiçbir cüz-i irade buna engel olamaz.” 

Önceki ve Sonraki Yazılar