1. YAZARLAR

  2. Ahmet Şükrü KILIÇ

  3. Küçük ve gecikmiş bir serzeniş!
Ahmet Şükrü KILIÇ

Ahmet Şükrü KILIÇ

Yazarın Tüm Yazıları >

Küçük ve gecikmiş bir serzeniş!

A+A-

Geçmişi zamanında sorgulamak isterdim. Doğrusunu isterseniz kırmamak, kırılmamak adına ötelediğimiz şeyler de var.

Hayatın anlamlandırıldığı uğraşlarda anlaşılmış olmak, sorgulamayı da gerekli kılmayabilir. Birliktelikler bazen taraflarca dinlenilecek bir haklılık davasına da dönüşebilmektedir. Birliktelikteki anlaşmazlıklar, sorguladığınız/sorgulandığınız insanların hakemliğinde çözüm de bekleyebilir. Haklılıklarınızın bilinmesi, düşmanınız tarafından da tescillense yeterlidir.

İlk gençlik heyecanı döneminde çıkardığım gazeteye, bazı arkadaşlar bir miktar katkıda bulunuyordu, o da her zaman değil. Ticari hiçbir hesap taşımadan çıkardığım gazeteyi, bildiri dağıtır gibi evlere, kahvelere, dükkanlara bırakıyordum. Fedakarlıktan çok algılama yanılgısını paylaşmak istiyorum:

O zamanlar da en büyük lüksüm sigaraydı. Kısa Camel içiyordum. Üç-beş kuruş yardımda bulunan öğretmen bir arkadaş, sigaramı diline dolamış. Hayatımı, varımı/yoğumu koyduğum bir gazeteye bir-kaç kuruş yardımda bulunmak ona aynen şunu söyletmiş: ‘Yardımcı olmaya çalışıyoruz ama beyimiz yabancı sigara içiyor.

Gazeteyi ticari bir amaçla çıkarmış olsam zaten böyle bir yardım düşüncesi de gelişmezdi kimsede. Gazeteyi çıkarmamdaki ilk amaç da ideolojik ya da siyasi değildi. İdeolojik bir gazetenin muhafazakar insanların şahıs ve ailelerine yaptığı hakaretlere karşı bir tepkiydi. 

Burada hesaba katılması gereken şey, kimin benim kadar gazeteye para ve emek verdiğidir. Okur sahiplenmesinden bahsetmiyorum; üzerimize çullanan bir cepheye karşı çıkarılmış gazetenin, saldırılara uğrayan karşı cephesinden bahsediyorum. Bu gazeteyi çıkardığım dönemde daha önce bir yazıda bahsetmiştim, evimiz de kundaklandı. Kendimize ait üç ev yakıldı. Saldırıya uğrayan cephenin tek kuruş yardımı da olmadı.

Yine birlikte olduğumuz arkadaşların belki de ne büyük kahramanlıklar sergilediklerini anlattıkları bir grup insan, o dönemde kendi aralarında beş yüz lira toplamışlar. Konya’da olan bu arkadaş grubu içlerinden Mahmut Enginar’ı görevlendirmiş, Doğanhisar’a gelmiş. Beni Konya’dan irtibatlı olduğu arkadaşlar vesilesiyle buldu. Mehmet Ali Acar ve arkadaşlarının emanetini, bana ulaştırmakla görevli olduğunu söyledi. Zarf içerisinde söylediğim miktarı teslim etti. İşin nazlanmasını hiç  hesaba katmadan söyleyeyim; tanımadığım, bilmediğim insanların duyarlığı olmasaydı, uğruna mücadele verdiğim arkadaşlarımın duyarsızlığını mümkün değil kıyaslayamazdım. Bu kadarını da söylemiş olayım, küçük bir serzenişim olsun benim de; istediğim sadece bir duyarlıktı, bilinçti, fedakarlıksa da neyin ne olduğunun görülmesiydi. Bazen bu tür kıyaslamaları üzücü de olsa yapmak zorunda kalıyoruz.

Yardım amaçlı verilen o parayı da sadece gazete için kullandım. O dönem de müstear isimlerle yazılan yazıları sahiplenmiştim: Uslanmadım bir türlü, herhalde uslanmayacağım da…

Derkenar bir not: Necip Fazıl Kısakürek’i aldığı paralardan dolayı sorgulayan zihinlerin, hayatlarında hiç yazılı mücadele olmamıştır. Hayatını, geleceğini, bütün parasını davalaştırdığı matbuata yatıran adama bir-kaç kuruş yardımda bulunan Serdengeçtileri hatırlatanların, Menderes döneminde örtülü ödenekten para almasını yargılayanların anlayamayacakları bir fedakarlık vardır: Onlar üçbeş kuruş koymuşlardır, Üstad Necip Fazıl bütün varını yoğunu, hayatını…

Önceki ve Sonraki Yazılar