1. YAZARLAR

  2. Ahmet Şükrü KILIÇ

  3. Konya'nın FETÖ'yle sınavı mücadeleye dönüşebilecek mi?
Ahmet Şükrü KILIÇ

Ahmet Şükrü KILIÇ

Yazarın Tüm Yazıları >

Konya'nın FETÖ'yle sınavı mücadeleye dönüşebilecek mi?

A+A-

Konya’nın bir şeyi başarması gerekiyor!

Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Fethullahçı Terör Örgütü Davası işin sadece görünen yüzü.

Şüpheliler örgüt yapılanmasının başında bulunan kişiler, görünen yüzü dediğimiz iddianamedeki kısımlar; paralel yapının aktörlerinin insanlar üzerinde uyguladıkları psikolojik baskıların ve devlet imkanlarını arkalarına alarak  tehdit, şantaj ve uydurma iddianamelerle insanların hayatını karartan yaptırımların daha hiçbiri gerçek anlamda davaya yansıtılmış değil.

Davanın müştekileri o kadar az ki; şikayetçi olduğunu düşünen kişilerin bir çoğu tanık ya da bilgisine başvurulan insanlar, onların hepsinin şikayetçi olması ve avukatlarıyla birlikte davaya müdahil olmaları gerekiyor.

Konya’da paralel yapıyla mücadele platformu kurulması düşüncesi sesli olarak konuşulmaya başlandı. Sanırım ilgili kişiler bu platformun oluşmasında yer temini de sağlayacak, avukatları da organize edecektir.

Konya milletvekillerinin başta Eski Başbakanımız Prof.Dr. Ahmet Davutoğlu'nun FETÖ Davası'na müdahil olduklarını görmek istiyoruz!

Bazı tanıdıklarımızın hem de paralel yapıyla mücadelede en az bizim kadar duyarlı olduğunu bildiğimiz arkadaşlarımızın şüpheliler hakkındaki değerlendirmeleri zaman zaman şaşırtıyor bizleri.

Avukat bir arkadaşımız, Baro Başkanı Fevzi Kayacan’ın sanık/şüpheli olarak yargılanması düşüncemizi eleştirmese de “Fevzi Kayacan’ın aslında paralelci olmadığını” söyleme gereği duydu.

Benzer bir yaklaşımı başka bir avukat arkadaşımız da Memduh Oğuz için yapmıştı. Paralel yapı denilen Fethullahçı Terör Örgütü üyelerinin ya da bağlılarının Fethullah Gülen’e biat etmesine gerek yok. Önemli olan bu yapılanma içinde adı geçen kişiler aktif bir görev üstlenmiş mi, yapılanmanın emirlerini yerine getirmiş mi ona bakılır!

Paralel papının aldığı kararları Baro’da uygulayan bir Baro Başkanı için başka delile, mesnede gerek var mıdır?

Memduh Oğuz’un paracı olması yaklaşımı da Fethullah Gülen’e biat etmediği gerçeğinin üzerini örtemez. Himmet paralarının toplayıcısı hatta bir dönem sevk ve idaresi bu adam tarafından yapılmış mıdır? Onunla ilgili değerlendirmelerin de kafa karışıklığından başka bir işe yaramayacağını söylemeliyiz.

Bizim en radikal paralel yapı karşıtı arkadaşlarımızda bile farkında olmadan geliştirdikleri bu dil bizleri rahatsız etmektedir.

Daha vahim bir görüşü de paylaşacağım. “Sayın Cumhurbaşkanımız İsrail’le, Rusya’yla anlaştı, yarın bunlarla da anlaşırsa biz açıkta kalırız” düşüncesi paylaşıldığında nasıl ürperdiğimi anlatamam.

Devletlerin birbiriyle anlaşmasını bile devlet içinde devlet olmaya azmeden bir mafyayla hem de emperyalist güçlerin maşası olan, dini literatürü kullanan aşağılık bir yapıyla anlaşmaya nispet yapacak bir denklem kurulması korkunç bir teslimiyet duygusu taşımaktadır.

Sayın Cumhurbaşkanımızın paralel yapıyla mücadelede yalnız bırakıldığı düşüncesini paylaşanların öncelikle kendi mücadele karnelerine bakmaları gerekmektedir. Herkes paralel yapıyla ilgili bildiklerini, duyduklarını, yaşadıklarını anlatsa, mücadelenin esas bir parçası olacaktır.

Bizim hayatımızın hiçbir döneminde bu yapıya bağlı olan insanlarla en küçük kesişme olmadı. Olsaydı da tavrımız değişmezdi. Doğrusu olması da mümkün değildi, çünkü biz biat geleneğine hayatımız boyunca karşı çıkan bir İslam anlayışını benimsedik.

Kimin geçmişte bu yapıyla bağlantısı olduysa, kim hizmet ettiyse kendini arındırması gerekiyor. Allah’ın dinini kullanan bir Belam ve devletimize kasteden aşağılık bir düşman var karşımızda.

Avukat arkadaşlarımızın söylediği gibi sadece dini bir bağlılık olsaydı bu kadar bağlısı olması da mümkün değildi. Elbette ki bu bağ dini, imanî bir bağ değildir, menfaat ve şantajlarla örülen bu ağın dağıtılmasında hepimize görev düşmektedir.

Bireysel mücadelelerin birkaç kişiye ulaşması bile atanan paralelci valilerin, genel müdürlerin, daire başkanlarının, il müdürlerinin, yerel siyasette etkin olan paralelci kanaat önderlerinin önüne geçecektir.

Herkesin bir hikayesi vardır ve kişilerin hikayeleri aynı şehirde yaşayan insanlar tarafından bilinir. Bizler tanık olduğumuz insan hikayelerini paylaşmadığımız sürece Fethullahçı Terör Örgütü Davası’nda müşteki olarak değil tanık olarak ifade vermenin acziyetini yaşatırız kendimize!

Önceki ve Sonraki Yazılar