1. YAZARLAR

  2. Ahmet Şükrü KILIÇ

  3. Konya’da konuşulan iki hikaye: İbibik kuşu ve Ankara’nın martıları!
Ahmet Şükrü KILIÇ

Ahmet Şükrü KILIÇ

Yazarın Tüm Yazıları >

Konya’da konuşulan iki hikaye: İbibik kuşu ve Ankara’nın martıları!

A+A-

Kara gözlüm, efkarlanma gül gayri! 
İbibikler, öter ötmez ordayım.
 Bekir Sıtkı Erdoğan

Yörükler; koyun, keçi ne varsa ibibikler ötmeden hayvanları yaylaya çıkarmazmış.

Bir gün bir ibibikin öttüğünü duymuş yörüğün biri, hemen koyunu kuzuyu, keçiyi tekeyi hazırlamış sabah da yayla yollarına düşmüş.

Hayvanları salmış çayıra, kendine de kıldan bir çadır yapmış, üzerinde de yol yorgunluğu, vurmuş kafayı yatmış.

Sabah kalktığında başını kıl çadırdan uzatmış, her taraf yarım metre kar kaplı, ağaçlar buz tutmuş, dallarda açan çiçekler donmuş.

Koyunların, keçilerin hepsi kar içinde gömülü can çekişmiş, bir de bakmış ki; ibibik de kuyruğu dikmiş.

Bakmış yörük uzun uzun; “Ulan ibibik, kendine de ettin bize de ettin” demiş.

Ankara’nın martıları

Richard Bach’ın “Martı” hikayesindeki, Jonathon Livinston’un özgürlük arayışına karşı bir nispettir Ankara martıları.

Askerliğimin Acemi Birliği Antalya’da geçmişti. Çarşı iznine çıktığımızda, tam da deniz kenarında kurulan, yanyana dizilmiş kitapçıları denizi seyreder gibi hayranlıkla izlemiştim. Martı romanı, tanesi 1 lira olan kısımda duruyordu. 50  tane almıştım hemen. Bölükteki tanıdığım tanımadığım ne kadar arkadaş varsa dağıtmıştım hepsini. Tabii ki korsan baskıydı, askere haram olmaz!

Jonathon kendi avının peşine düşen bir martıdır; o martı sürüsüyle birlikte hareket eden, balıkçı teknelerini bekleyen, onların artıklarıyla yetinen bir martı değildir. Yükseklere daha yükseklere çıkan, yeni yerler keşfeden sonra da keşfettiği yerleri bilen, istediği zaman da ne kadar yükselirse yükselsin, ne kadar uzaklaşırsa uzaklaşsın, kendi mekan edindiği yerlere dönen bir martıdır.

Ankara’da yaşayanlar bilir. Başkentte deniz olmadığı halde martılar vardır.

Martıların Ankara’ya nasıl geldiğini de balık hali esnafı bilir sadece.

Samsun balık halinden kamyonlara yüklenen balıklara musallat olan martılar, Ankara’ya kadar hazır balık yemenin zevkinden nereye geldiğini bile bilemez.

Ankara balık haline balık kasaları boşaltıldığında, martılar kamyonun peşine takılacak değil, halden bir süre ayrılamasalar da oradan kendilerine ekmek çıkmayacağını anlar, sonra da çöplerde karnını doyuracak bir şeyler aramaya başlar.

Günler geçtikçe beyaz martılar kararır, kendi seslerini de kaybeder.

Deniz kenarlarında hayranlıkla izlenen martılar, çöplükte yem arayan birer kara kuşa dönüşür.

Ankara’nın martıları karadır.

Ankara’nın martıları kendi olmaktan çıkmıştır.

Ankara’nın martıları kendi şehirlerine de dönemez.

Kamyonların peşine düşüp, kendi şehrine dönemeyen martılar gibi, Ankara sevdası son bulanlar da dönemez kendi şehirlerine.

Oldu ya dönseler bile kendi şehirlerine; kararmış, sesleri değişen insan olmuşlardır, dışarıya çıkacak yüzleri de kalmamıştır!

Önceki ve Sonraki Yazılar