1. YAZARLAR

  2. Alper Mikdat AKINCI

  3. Kitabın tam ortasından sözlerimiz olmalı!
Alper Mikdat AKINCI

Alper Mikdat AKINCI

Yazarın Tüm Yazıları >

Kitabın tam ortasından sözlerimiz olmalı!

A+A-

Her seferinde yeni bir heyecanla toparlanıyoruz.

Mekanlarımızı her seferinde çilesiz insanlar tutuyor.

İnsan yüzüne hasret yanlarımızı, insanlardan yüzlerini ekşitenlere teslim ediyoruz.

Emeklerimiz, alınterlerimiz eğretileşiyor üzerlerimizde.

Beni adam yerine koymayanı ben hiç adam yerine koymam dedikçe, adamlıklarımızın kaderini ciğeri beş para etmez insanlar belirliyor.

En güçlü zamanlarımızda, en zayıfları kollayıp gözetmemiz gerekiyor. En zayıf zamanlarımızda, en güçlülerin karşısında başımızı dik tutabilmeyi öğrenmeliyiz.

Kitabın dışından değil tam da ortasından sözlerimiz olmalı. Bizi tanımlayan kavgaların, kavramların, sırların, sırnaşıklıkların hepsini kayıtlara geçirenlerin kalemleri, kitapları bizlerden besleniyorsa; yazanı da bizler olmalıyız.

Adalet duygumuzu kaybetmeden, merhamet damarlarımızı kurutmadan, yakası tutulması gerekenleri tutmalıyız, yaka silkmemiz gerekenlerden uzaklaşmalıyız; birbirimizin iki yakasını bir araya getirecek adımlar atmalıyız.

O kadar pişmeyi bekleyen çiğ yanlarımız var ki!

Elbirliğiyle kurduğumuz yerlerde, el verdiklerimizin saltanatlarına boyun eğen köle ruhlarımızı arındıracağız; nasıl yapacaksak yapacağız bunu!

Sırt sıvazlamayı da kendimize yediremiyoruz. Kıskançlıklarımızın, komplekslerimizin esiri oluyoruz. Saçma sapan misyonlar yükleyerek kendimize ya da birilerine; duvarlar örüyoruz kendi ellerimizle, insanlığımızdan uzaklaşıyoruz.

Kuytu kenarlarda konuşabileceğimiz bir çok şey varken, vefayı, dostluğu, paylaştığımız geçmişi bir kalemde silen kolaycılıklarımız var.

Kurtulmak istediğimiz her şey paçalarımıza dolanıyor. Ne ayrılışlarımız ne de beraberliklerimiz iki dillilikten kurtarıyor bizleri.

Yaşadığımız ülkenin en büyük değeri insan, bizleriz. Değersizleştirdiğimiz, horladığımız, dışladığımız yine bizleriz…

Bireyselliklerimiz yapılarda bizleştikçe, hatalar aramaktan, hataların arkasına dolaşıp kündeye getirmekten zevk alıyoruz. Yıkılışlara sırt vermekten kaçıyoruz, bir çelme de biz takalım düşüncesi kasıp kavuruyor duygularımızı.

Emanet düşüncelerimiz, hep emanetçiler arıyor. İnançlarımızın bizlerde sorumluluk yükleyen kavi yanları yok nedense. Suçlamaktan kendimizi suçlamaya vakit bulamıyoruz.

Gözümüzün önünde olan bitenler bir film gibi izleniyor. Yönetmen suçlanıyor, kameraman suçlanıyor, senaryo suçlanıyor, her şey suçlanıyor. Seyirci olmaktan kurtaramıyoruz kendimizi. Oyun bizim oyunumuz olduğu halde ne senaryoya ne de yönetmene müdahale ediyoruz.

Hırsızımıza, soysuzumuza, inançlarımızı ayaklar altına alan şeref yoksunlarına laf söyleyebilecek kudrette değilsek, hiç değilse sahip çıkmayalım. Birbirimizi daha fazla yormayalım!

Önceki ve Sonraki Yazılar