1. YAZARLAR

  2. Ahmet Şükrü KILIÇ

  3. Kendi cephemizde de olan bitenleri okumakta zorlanmaya başladık!
Ahmet Şükrü KILIÇ

Ahmet Şükrü KILIÇ

Yazarın Tüm Yazıları >

Kendi cephemizde de olan bitenleri okumakta zorlanmaya başladık!

A+A-

Temel Karamollaoğlu fırıldağının muhalefet partileri arasında mekik dokumasını bağladığımız yer FETÖ!

Kemal Kılıçdaroğlu’nun 15 CHP milletvekilini Meral Akşener’le Muta Nikahı kıydırmasını bağladığımız yer FETÖ!

Ahmet Davutoğlu’nun Abdullah Gül’le görüşmesini bağladığımız yerin adını koymakta zorlanıyoruz.

Sosyal medya paylaşımında, ‘bu seçimin en belirgin özelliği kimin nerede yer aldığını bütün çıplaklığıyla göstermesi olacaktır. AK Parti içindeki kriptolar milletvekilliği hevesini korumakla birlikte, bazı yoldan çıkmış kurmayların hevesleri açığa çıkacaktır. Seçim kararıyla ilgili suskunluklarını koruyan kim varsa dikkat edilmelidir!’ demiştim.

Değerlendirmemin devamında da “Ne karar vereceği merakla beklenen insanların tutarlı bir çizgisi yoktur, tutarlı ve çizgisi belli olanların kararlarını yedi yaşındaki çocuk da, yetmiş yaşındaki adam da bilir. Yıllarca sırtımızda kambur olan insanlara karşıtlarımızın umut bağlaması, verilecek olan karar ne olursa olsun bizim yolumuzdan çıktıklarının göstergesidir. Haysiyet insanın kimseyle paylaşamayacağı, hiçbir şey karşılığında pazarlığa dahi oturamayacağı bir erdemdir!” tespitinde bulunmuştum.

Referandum sürecinde “Evet” demeyenlerden birinin “Evet” diyenlerin oy çokluğuyla geçildiği Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nin başına oturmak istediğinin herkes farkında!

Diğerinin seçim kararı alındığı günden buyana seçimle ilgili tek laf etmeyip, üzerine laf üstüne laf konulan adamla görüştüğünü de biliyoruz.

Bu cephe Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı devirmek için hamle üstüne hamle yaptığı bir esnada Cumhurbaşkanımız Erdoğan da Bülent Arınç’la görüştü.

Olan bitenleri gerçekten okumakta zorlandığımız bir döneme girdik.

Siyasetin bir yönetim sanatı olduğunu sanat kavramı maalesef masumlaştırmıyor, kazanımlarımızı kaybetmemek uğruna mı bir nezaket görüşmesi yapılıyor, yoksa demokrasinin kuralı yüzdeye tekabül ettiği için mi bu protokol görüşmeler gerçekleştiriliyor?

Konjonktür bu milletin iflah olmaz bir illeti haline dönüştü.

Arabadan erken inenleri ya arabaya almayacaksın ya da zamana yaymadan arabadan inenleri, atlayanları, itilenleri geri toplayacaksın!

Siyaset duygusallıkları içinde barındıran bir cazibe merkezi değil, misak-ı milli sınırları duyarlıklarla örülen ilkeler bütünü olmalıdır.

Gezi kalkışmasından buyana kimin nerede mevzilendiğini bildiğimiz halde, hatıraları canlanan insanlara karşı, ne yaparlarsa yapsınlar vazgeçilemeyen bir duygusallık yaşanıyor!

Bu işin bam teli tam da burasıdır; madem siyasete duygusallık bulaştırılmaktadır, o zaman her insanın bir birey olduğunun da farkına varılmalıdır!

Benim kişisel tercihim duyarlıktan yana olmakla birlikte, duygusallığın yer yer depreştiği durumlarda belirleyici olan muhataplara işi kuralına göre oynama/uygulama hatırlatması olacaktır.

Siyaset zemininde meşruiyet kazandırılan insanlar “Gel denildiğinde gelecek, git denildiğinde gidecek insanlar” değildir. Kendi meşru zeminlerimizde yine bizlerin meşhur ettiği insanları ihtiyaç halinde hatırladığımızda, sahne alışkanlıkları onları ister yerin, ister yüceltin alkışlayanların karşısına çıkartacaktır.

Siyasi geleneğimiz alışkanlıklarımızı, tanışıklıklarımızı, hatıralarımızı canlı tutan, nefretimizi de, sevgimizi de ölçüsüzce kullandıran bir durumdadır.

Bunca zaman teşkilatlarımız, bakanlarımız, milletvekillerimiz, belediye başkanlarımız, atadığımız mülki amirler kendilerini oraya taşıyan milletin ayağına gitmiş olsaydı, bu kadar ayak oyununa maruz kalmazdık!

Biz Cumhurbaşkanlığı makamında 15 Temmuz şehitlerimizin yakınlarından ve gazilerimizden birilerinin ağırlanmasını ve milletvekili adaylığı teklifinde bulunulmasını istiyoruz.

Bizlerin siyasi aidiyet denkliğinde kendi bilinçlerimizle de aidiyet taşımamız gerekiyor. Aslında söylenecek çok şey var, dedik ya konjonktür bazen bizlere de söyleyeceklerimizi öteletiyor!

Devletimizin ve milletimizin çıkarlarının önüne hiçbir şey ama hiçbir şey geçemez. Durduğumuz yer kimin çıkarını öncelikli kılmaktadır ona bakmak zorundayız. Bu çıkar kendi çıkarımızı sağlayan bir şey dahi olsa devletimizin ve milletimizin önüne geçemez. Birilerine verilen sözün asla hiçbir hükmü olamaz, devletimizle ve milletimizle olan sözleşmemizi zedeleyecek olan bütün sözleşmeler hükümsüzdür!

Devletimizin, milletimizin, AK Parti’nin, Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın sadece yanında değiliz, ortak aklın merkezinde olma iradesini er ya da geç göstereceğiz!

Önceki ve Sonraki Yazılar