1. YAZARLAR

  2. Ahmet Şükrü KILIÇ

  3. Katillere meydan okuyan, katilleri tanımak istemeyen bir millet!
Ahmet Şükrü KILIÇ

Ahmet Şükrü KILIÇ

Yazarın Tüm Yazıları >

Katillere meydan okuyan, katilleri tanımak istemeyen bir millet!

A+A-

Bir insan zihninde bütün düşüncelerini örgütlü bir şekilde kurumsallaştıramadığında, maaşını kendi ödediği insanın bile bir süre sonra vazgeçilmez bir insan olduğuna kendini de çalıştırdığı kişiyi de inandırmaya başlar.

İş veriminde en önemli kural askeri bir terim olarak kullanılan “Güvenmek iyidir ama güvenmemek daha iyidir” deyimiyle formüle edilebilir.

Terör örgütlerinin bu zamana kadar varlıklarını devam ettirmesinin nedeni tam da bu formülde gizlidir. Bütün terör örgütleri kurumsallaştırılmış, hiyerarşisi belirlenmiş birer yapıdır.

Emperyalist ülkelerin dünya ülkeleri üzerindeki belirleyicilikleri terör devletleri  olmasından kaynaklanmaktadır. Dünya’da ideoloji ihraç eden ülkelerin yerini terör ihraç eden ülkeler almıştır.

Türk insanı Cumhuriyet Dönemi başlangıcından buyana kayıtsız insan çarklarından geçirilen, birçok vakıada kendi fikirlerine dahi kayıtsız kalan, potansiyel bulduğu yerlerde kendini göstermeye alıştırılmış bir kimliksizlik yaşamaktadır.

15 Temmuz Darbe girişimine karşı direnişin bizlere kazandırdığı en büyük meziyet, cesur davranışlar sergileyebileceğimizi keşfetmemiz olmuştur. Artık dokunulmayacak kimse kalmadı, bu bir düşünce ve şahsiyet devrimidir.

Devletimiz özellikle AK Parti iktidarından buyana dış güçlere karşı refleksini diri tutmayı becerebildiği halde, dış güçlerin her an harekete geçirebildiği taşeron örgütlere karşı aynı refleksi göstermede zafiyet gösterebilmektedir.

Dış güçlerle olan ilişkilerimizde oturulan bir masa vardır, dış güçlerin emriyle harekete geçen terör gruplarıyla olan temaslarımızda bir cephe olmadığı gibi karşımıza ne zaman çıkacağı belli olmayan kahpece vur-kaç taktiği izleyen ya da canlı bombalarla insanlarımızı katleden örgütler vardır.

15 Temmuz Darbe girişimi sonrası halkımızın kazandığı cesaret meydanlarda bırakılacak, gerektiği zaman yine meydanlarda kullanılacak bir cesaret olamaz.

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın “Milli Seferberlik” çağrısı, bir mekan göstermediği için halkımızın yüreğinde yeterli yankıyı bulamamıştır. Halkımız somut çağrılar yapıldığında canını feda etmeye hazır olduğunu meydanlara dökülerek; maddi zarara uğrayacağını bilse dahi döviz bürolarının yolunu tutarak, dolarlarını bozduracak bir irade gösterebilmektedir. Bu millet bağımsızlığa ne kadar düşkün olduğunu malıyla canıyla göstermiş bir millettir.

Cumhurbaşkanımız Erdoğan, FETÖ bağlantısı olan kişilerle ilgili de “Babamın oğlu da olsa tanımam” ifadesini kullanmıştır. Buna rağmen devlet içindeki paralel yapının üst düzey hainlerini koruyan, AK Parti yönetimlerinde FETÖ bağlantısı tescillenen insanlar hakkında işlem yapmayan, en az FETÖ bağlantısı olan hainler kadar hainlik yapan insanlar vardır.

Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan’dan açık bir çağrı daha bekliyoruz; FETÖ Davalarını siyasi partilerin ve sivil toplum örgütlerinin takibe alması çağrısında bulunmalıdır.

Bir çalışma da Başbakanımız Binali Yıldırım’dan bekliyoruz, AK Parti İl Başkanlıklarının FETÖ Davalarına müdahil olmalarının çağrısı yapıldığı gibi her ilde açılan FETÖ Davalarının dosyaları AK Parti İl Başkanlıklarında bulunan avukat yönetim kurulu üyeleri tarafından da incelenmelidir.

Bu milletin katilleri FETÖ Davalarında yargılanıyor, darbe girişimine meydan okuyan milletimiz katilleri, hainleri tanımalıdır.

Meydanlarda kazandıklarımızı kaybetmek istemiyorsak, canımıza kasdedenlerin, haraç kesenlerin, devletimizden ve milletimizden çaldıklarını terör örgütlerine aktaranların, Türkiye’yi Amerika’ya peşkeş çekmeye yeltenen alçakların enselerinde nefeslerimizi hissettirmek zorundayız.

Önceki ve Sonraki Yazılar