Ahmet Şükrü KILIÇ

Ahmet Şükrü KILIÇ

Yazarın Tüm Yazıları >

KAMUS OTU

A+A-

Ne zamandı tam hatırlamıyorum, geçen yıldı sanırım. Elimde kitap, bir şeyler okuyordum, televizyon da açıktı. Kulağıma bir anda Kamus Otu anonsu geldi. Kamus sözlük demekti, sözlük otu nasıl bir şey olabilirdi, gözlerimi kaldırdığımda reklam bitmişti. Çörek otu reklamlarının din anlatımının bile önüne geçtiği günümüzde, bir de Kamus Otu çıkmıştı. Aklıma takılmadı değil, birilerine sorabilirdim, iyi ki de sormamışım, aynı hafta neyin ne olduğunu kendi gözlerimle gördüm, kendi kulaklarımla duydum. Meğer Kamu Spotu deniliyormuş, reklam bittiğinde. Sonralı sadece yazılı olarak verilmeye başladı sanırım reklam, anons çıkarıldı.

Kamu Spotu reklamlarını denk geldikçe izliyorum, dikkat de kesiliyorum. Farklı senaryolar yazıyorum kafamda, şöyle bir reklam yapılsaydı daha etkili olur muydu diye düşünüyorum. Reklamlar insanımıza dokunmuyor, bizleri bilinçlendirmiyorsa, Kamu Otu olarak kalıyor, kaldığı yerde.

İnsanın ruhuna dokunmalı yapılan işler önce, sonra vicdanına, sonra aklına aklettirmeli sunulan şeyler. Kamu Spotu reklamlarından ilk aklınıza gelen reklam ne diye soracağım müsaadenizle, benim aklımda yer edinen bir tane bile Kamu Spotu reklamı yok maalesef. İnsanı tüketime özendiren bütün reklamların bir albenisi var, ne özendirmesi hatta insanı sarsan, gözlerini nemlendiren, hasreti, kavuşmayı, aile sıcaklığını bütün uzuvlarımızda hissettiren yanları da var. Turkcell’in Askersell reklamı mesela. Hangimizi şaşırtmadı ilk izlediğimizde, hangimizi duygulandırmadı? Çikolata reklamlarında dahi, dahice sunumları gördüğümüzde, Kamu Spotlarında, kamu çalışanı mantığını geçmeyen reklamlara tanık oluyoruz.

Kamu’nun geliri milletimizden karşılanıyor, gelirlerimizi korumaya dönük, kamu malını alın teri gibi kutsayan bir tane bile reklam yapılamaz mı? Sözlü anlatımlar etki etmiyor, belediye otobüslerine atılan taşlar ansızın bizim bedenlerimize atılan taşlar gibi sunulmalı, yakılan yıkılan ne varsa baştan aşağı bizleri yakmalı, Kamu’nun her şeyi bizlerin emek ve alın teriyle karşılanıyor. Sadece ortak yaşam alanlarımızda bir koruyuculuk değil, hayatın bütün alanlarında hepimizin gelirleriyle inşaa edilen ne varsa, hepsini koruyan, hepsini mirasımız olarak göreceğimiz, duyacağımız, hissedeceğimiz bir bilinç kazandırılmalıdır.

Güneşin altında kavruk teniyle çalışan, alın terini mendiliyle sildiği bir insan. O insanın da vergileriyle alınan bir toplu taşıma aracı. İş bitiminde toplu taşıma aracıyla eşine, çocuklarına kavuşmak için yorgunluk üzerine çökse de, yüzü gülen biri, bizden biri, her zaman yanıbaşımızda gördüğümüz, selamlaştığımız biri. Hiç tanımadığı, bir kez olsun karşılaşmadığı, en küçük düşmanlıkları dahi olmayan yüzü maskeli Molotof Kokteyller atarak yakmaya çalışan insanlar sonra. Yanan insanı göstermeye de gerek yok, sadece o mendilin yandığını izlemek bile beni yemeden içmeden kesmeye yeterdi.

https://twitter.com/ahmetsukrukilic                     https://twitter.com/cafekulis

https://www.facebook.com/Ahmet.Sukru.Kilic    https://www.facebook.com/cafekuliscom

Önceki ve Sonraki Yazılar