1. YAZARLAR

  2. Ahmet Şükrü KILIÇ

  3. Kafam fazlasıyla karışık, bir o kadar da berrak!
Ahmet Şükrü KILIÇ

Ahmet Şükrü KILIÇ

Yazarın Tüm Yazıları >

Kafam fazlasıyla karışık, bir o kadar da berrak!

A+A-

Her insanın hayatı bir roman”dı oyunbozan’da yazdığım öykülerden birinin başlığı. Her birimiz romanlık hayat yaşıyoruz; acısıyla, tatlısıyla, başarısıyla, yenilgisiyle, yine de bir umut taşıyoruz.

Bir yanda memleketi kurtarma sevdasında olan insanlar var, bir yanda günü nasıl kurtarırım, bugün eve nasıl ekmek götüreceğim telaşında yaşayan insanlar!

Kendi yaşadıklarımız kendimizde kalsın, en yakın arkadaşlarımızın hayat hikayelerini bile dinlemeden kurduğumuz dostluklar üzerinden onlarca yıldır edindiğimiz karşılıklı hatırlar da var.

On yıldır aynı apartmanda komşumuz olan bir çok insanın bırakın hikayelerini isimlerini bile bilmiyorum mesela, bir de aynı kurumda çalışıyoruz üstelik. Hangi katta kimler kalıyor onları da bilmiyorum, bildiğim ikiyi geçmez, onlarla da aynı katta kalıyoruz. Birkaç selamlaştığım, isimlerini bildiğim, soyisimlerini bilmediğim komşularımı biri isim ve soyismiyle sorsa tanımadığımı söylerim.

Hanımlar bu konuda daha yakın komşuluk ilişkilerinde, hepsi birbirini tanıyor. Geçen ay çalıştığım kurumda bir adamla muhabbet ettik, aynı apartmanda kalıyormuşuz, bir kez olsun karşılaşmadık, çocuklarımız sıkı arkadaşlar, öyle anladık komşu olduğumuzu. Birbirimize bakarken, hiç de öyle iç falan da çekmedik, çok normaldi.

Yolda yürürken bir insan yüzünden hayat hikayesini yazabiliyorum, bir sürü senaryo üretiyorum kafamdan, gerçek hayat hikayelerinden uzak kalmışlığın bir hayal dünyası değil elbette, bildiğim tanıdığım bir çok insanın hikayesi de var zihnimde.

İnsanların yaşadıklarından daha çok duyguları çarpıyor beni. Ne düşündükleri, hüzünleri, acıları, kendileriyle birlikte ailelerinin yaşananlar karşısında nasıl bir duygu yoğunluğunda boğuldukları beynimi kemiriyor.

Genç yaşta evladını kaybeden baba ve annenin boşluklara nasıl sarıldığını, yalnız kalmak için bazen eşlerinden bile uzak kalmak istediklerini, düşünce dünyalarında evlatlarına sarılışlarını tahayyül ediyorum.

Savaştan kurtulmak için ülkemize gelen insanların nasıl bir varlık içinden yokluğa düşüşleri beni korkunç derecede sarsıyor. Üç-beş kuruş yardım edilecek insan olmalarından daha fazlası var aklımın en ücra köşelerini işgal eden. Karşılaşmalarımızda cebimde ne varsa veriyorum incitmeden. Birkaç çocuğu eve götürmeyi de çok düşündüm. Kış gecelerinde yaşadıklarını hikayeleştiren anlatımlar insanlığımızdan utandıran gözyaşlarına boğdu eşimi de beni de, ama nafile uzaktan sevdik, uzaktan ortak olduk acılarına; bir adım atmadık!

Kırk yıldır bir şehidimizin bile gerçek hayat hikayesini sinemaya taşıyamayan millet ve devlet olmamızın utancını hiç sormayın!  

Son bir haftadır Başbakanımız Ahmet Davutoğlu’nu düşünüyorum sonra Binali Yıldırım’ı, Bekir Bozdağ’ı, Numan Kurtulmuş’u; bir yanda kırılmışlık, diğer yanda umutlar uykularını bölüyor insanların. Umut taşıyanlar da isimleri açıklanmadığında bir burukluk yaşayacak. İsmi açıklananın sevincini bütün bir aile, akrabalar, tanıdıklar, hemşeriler yaşayacak.

Gidenin yakınları kara kara düşündüğü gibi gelenin yakınları makam, mevki lütfunda bulunacak etrafındakilere.

Binlerce insan yine günü nasıl kurtarırım derdinde sürecek yaşamını, binlerce insan aybaşının gelmesini bile istemeyecek borçlarının açık kalacağı korkusundan dolayı. Binlerce insan zaman dursun isteyecek, binlerce insan zaman ne çabuk geçiyor diyecek, binlerce insan artık zamanı geldi diyecek!

Birbirlerini dahi tanımayan insanlar yönetecek bizleri. Memurların istekleri evraklaştırdığı gibi bir süre sonra tanıdıklar arasında da hiyerarşi evraklaştıracak hepsini. Siyaset, ideoloji, düşünce beraberliği denilen ne kadar tanışıklıklar varsa içi o kadar boş ki!

1980 Darbesi’inde kısa bir süre kaldığı cezaevinde, kendine çorba getiren askeri unutmuyor işte insan, Cumhurbaşkanı da olsa ayağına kadar gidiyor, hatırı yerine getiriyor. Siyaset insana dokunan bir şeydir, nasıl dokunduğuna bağlı; nefret de ettirirsin kendinden, yıllar sonrasında dokunduğun bir el, hayalini bile kurmadığın bir makama getirir seni!

Kafam fazlasıyla karışık bir o kadar da berrak bu sıralar. O kadar çok şey biriktirmişim ki zihnimde bana ait olan, hepsinin de bedelini fazlasıyla ödedim, üst üste yığmışım, rastgele atmışım kendi sığınağıma, hepsini yerli yerince yerleştirme zamanı geldi sanırım! 

Önceki ve Sonraki Yazılar