1. YAZARLAR

  2. Ahmet Şükrü KILIÇ

  3. İhanet bildirisini Şehit Sedat Yenigün'ün oğlu da imzalamış!
Ahmet Şükrü KILIÇ

Ahmet Şükrü KILIÇ

Yazarın Tüm Yazıları >

İhanet bildirisini Şehit Sedat Yenigün'ün oğlu da imzalamış!

A+A-

Şehit Sedat Yenigün’ü bir çoğumuz Bir şehidin Notları kitabıyla tanıdı. Metin Yüksel ve Sedat Yenigün’ün şahadeti hep birlikte anıldı.

Onunla ilgili yazılan her yazıda Cemil Meriç’in söyledikleri hatırlatıldı: Şuurdu Sedat, samimiyet idi, imandı... Coşkun bir gönüldü. Zulmün kılıcını kanının ateşinde  eritecek kadar coşkun bir gönül. İsa Peygamber zamanında yaşasa havari olurdu, Asr-ı Saadette bir sahabe...

Şehit Sedat Yenigün’ün oğlu Halil İbrahim Yenigün de imza atmış ihanet bildirisine. Sedat Yenigün bizim her yıl düzenlediğimiz Şehitler Günü’nde en başta andığımız, hep onun gibi bir hayat sürmeye ant içtiğimiz bir insandı.

Daha 30'unda bir öğretmendi. 5 Temmuz 1980 tarihinde İstanbul’da Fatih Akşemseddin Cadesi’nde bir berber dükkanında buldu fail-i meçhul kurşun. Önceden tezgahlandığı belliydi, olay sonrası berber de yurtdışına kaçırıldı. Hala katilleri bulunamadı.

Sedat Yenigün’ün eylem, birliktelik ve yardımlaşma ölçüsü, oğlu Halil İbrahim Yenigün’e hiç yakışmadı: Yolda atılacak ilk adım dava adamının cahiliyet sisteminden, nizamından ve hareketlerinden tam olarak sıyrılıp ayrılması ve bunun şuuruna ermesidir. Yolun ortasında buluşma imkânı bırakmayacak kadar ayrılmak!.. Cahiliyet ehlinin ancak tamamen cahiliyetlerinden çıkıp bütünüyle İslâm'a girmeleri halinde yardımlaşabileceklerini kabul ederek bunun dışında hiç dayanışma imkânı bırakmayacak kadar ayrılmaktır.

Evet, Şehit Sedat Yenigün’ün yaşadığı çağda aydınlara karşı tavrı bu kadar nettir, cahiliye adetleri içinde olduklarını söylemekle yetinmez, üzerinde kafirlik emareleri gördüğünü de kafir olarak adlandırır, o ima’larda bulunmaz, söyleyeceğini açıkça söyler: Şeriata küfreden; Allah, Kur'an ve İslâm’a küfretmiştir. Bu anlamda İlhan Arsel gibilere ism-i fail olarak kâfir derler. Durum İslâmî ıstılahta böyledir.

Şehit Sedat Yenigün, tam da bugünkü komünist PKK’nın yaptığını o günler görmüştü ve uyarısını yapmıştı: Irkçıların Komünistlerin bizden kopartmağa çalıştıkları Müslüman ırkları bir de biz itersek o vatanın halini hesap edin. Azınlığın da, çoğunluğun da ırkçılık yapması çirkindir. Kim yaparsa bölücüdür.

Sedat Yenigün, üniversitelere Müslüman öğrencileri sokmayan akademisyenlere seslenişinde de cihat çağrısında bulunacak kadar öfkelidir: Bizim sesimiz bu liseye de, üniversiteye de sokulmayan ama bu milletin bin yıllık sesidir. 1000 yıl ezanı Muhammedi gürlemiş bu topraklar Allah diyen herkesin tapulu malıdır! Bu vatan Allah’ın hakimiyetine karşı beşeri sistemler, putlar, ilkeler, iğrenç izmler sokup inananları müşrik bir düzene mahkum etmişse, onlara karşı cihad etmek doğru bir seçenektir.

Daha çok şey söyler akademisyenlere, aydınlara Sedat Yenigün: Yıktınız onların mukaddeslerini. Anadolu insanının Mevlana, Yunus Emre, Mimar Sinan, Eşrefoğlu, Ulubatlı Hasan iklimini, menbaını kuruttunuz, ama yerine hiç bir şey koymadınız. Onları dinsiz, tarihsiz, dilsiz, inançsız bıraktınız.

Sedat Yenigün bir Müslümanın kimlerle birlikte hareket etmesi gerektiğini de söyler: Biz müslümanlar Allah'ın her türlü vasıtasıyla hiçbir cahiliyye metoduna bulaşmadan, sırf onun rızasını kazanmak kastıyla en sade, en net ifadelerle anlatmaya, yaymaya mecburuz. Metodumuz yaşanılmış bir Asr-ı Saadet metodudur. Kur'ani yoldur. Başkalarının deneyleri, üslûpları, metodları bizi ilzam etmez…

Biz yalnız Türkiye'yi değil, bütün insanlığın kurtuluş davasını yüklenmiş bir ümmetiz. Doğruyu söyler kötülüğü menederiz. Muvahhidiz. İnsanları devri cahiliyye adetlerinden, şirkten, tağutların gölgesinden kurtarmaya geldik…

Şehit Sedat Yenigün’ün, İran İslam Devrimi üzerine yazdıklarını, AK Parti Hükümeti Türkiyesine uyarlamak gerekiyor, bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı, Ahmet Davutoğlu Başbakan olmasaydı, Suriyeli Müslümanlara Arap, Kürt ayrımı yapmadan kim sahip çıkacaktı?

"Biz yüzyıllardır ezilen İslam'ın, kendi kaynaklarına dönüş hareketini başlattığı emperyalizmle müşahhas bir kavga örneği verdiği için alkışlıyoruz onu. Eğer Humeyni başaramasa idi, tek başına Pakistan ayakta duramazdı, Batı onu yerdi... Eğer Humeyni başaramasa idi, Afganistan'ın mücadelesi desteksiz kalırdı... Bugün Afganistan'dan kaçan milyonlarca mülteciye İran ve Pakistan kollarını açmış, bunca fakr-u zaruret, dert içinde onları besliyor... Ey dünyadaki her türlü İslami harekete 'La' diyen gafil kardeş! Senin kafanla İslam ne zaman 'La İlahe İllallah' diyecek, ne zaman Hicret edecek, ne zaman Devlet olacak? Söyler misin Allah aşkına? Seyyid Kutuplara düşmansın, Ali Şeriati'ye düşmansın, Abdulkadir Udeh'e düşmansın, Humeyni'ye karşısın; peki kimden yanasın? Sakın dost diye sarıldığın o yanındakilerden yana olmayasın?

Ezilen, her an can derdinde olanlara, kadın, çocuk, yaşlı, genç demeden üzerlerine bombalar yağdırılan 2.5 milyon insana kucak açanlar mı yoksa kendi halkını hendekler kazıp açlığa, susuzluğa, ölümlere mahkum edenler mi işgalci?

PKK’lı teröristler işgal ettikleri ilçelerden, mahallelerden çekilse, devlet operasyonları durdurur zaten. Devlet güçlerinin halkın güvenliğini sağlayan operasyonlarını işgalci gösterip, PKK’lı teröristlere alkış tutmak hainlik değil de nedir?

İstanbul Ticaret Üniversitesi'nde Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi olan Yrd. Doç. Dr. Halil İbrahim Yenigün, "barış için akademisyenler inisiyatifi" tarafından yayımlanan bildiride imzası bulunması sebebiyle görevden uzaklaştırılmış.

Görevden uzaklaştırılmasını ağır bulabiliriz, Şehit Sedat Yenigün yaşasaydı, evlatlıktan uzaklaştırması daha ağır gelirdi herhalde!

Halil İbrahim Yenigün, bildiriye imza atmakla yetinmemiş, bir de twit atmış: Müstekbirler kendilerini Rezzak sanmasın, Allah hepsinden büyüktür ve hesap günü yakındır

Mehmet Akif Ersoy, ne de güzel söylemiş İstiklal Marşımızda:

Bastığın yerleri “toprak” diyerek geçme, tanı,
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır atanı,
Verme, dünyaları alsan da bu cennet vatanı.

Sen bizleri de incittin be Halil İbrahim, onları nasıl dost edindin; ne adına yakıştı yaptığın ne de bir şehidin oğluna!

Önceki ve Sonraki Yazılar