1. YAZARLAR

  2. Ahmet Şükrü KILIÇ

  3. Hüseyin gibi kuşanıp, Yezit gibi zulme çanak tutmak!
Ahmet Şükrü KILIÇ

Ahmet Şükrü KILIÇ

Yazarın Tüm Yazıları >

Hüseyin gibi kuşanıp, Yezit gibi zulme çanak tutmak!

A+A-

Birkaç kez Kur’an-ı Kerim’i mealinden okudum. Baştan sonra bir tefsir kitabı bitirdiğim söylenemez, bir çok sureyi tefsir kitaplarından hem okudum hem de yıllarca Hocaefendilerin tefsir sohbetlerine katıldım, yine yıllarca tefsir sohbeti grupları kurduk arkadaşlarla.

Bir süre sonra her şey anlamını kaybediyor bir pratiğimiz olmadığı için. Ayetleri hayatımızda ne kadar kullandığımız sorusuna hiç gelmeyeceğim. Bizlerin en iyi yaptığı şey, ayetleri hayatımızda yaşamaktan çok, ayetleri daha iyi kimin doğru anladığı. Türkiye’deki farklı grupların hepsinin temelinde de anlam farklılığı var, değilse kimin daha iyi Müslüman hayatı yaşadığıyla ilgili bir farklılık yok maalesef.

Bilgilerimizi artırdığımız kadar öğrendiğimiz ayetleri hayatımızda artırma niyetleri taşımış olabilseydik, en azından birlikte öğrendiğimiz ayetlerin bizleri birbirimize bağlayan bereketinden de istifade edebilecektik. Tefsir sohbeti halkalarından kopuşların nedeni de bu yaşanmışlıktan uzak bir bilgilenme yükü taşıdığımızdan kaynaklanıyor. Boş konuşan insanlardan sıkıldığımız gibi, boş yapılan tefsir sohbetlerine de yarım saat dahi tahammül edemeyecek bir duruma geliyoruz. Hepimizin gözleri önüne düşüyor bir süre sonra ya da uykumuzu açan ayetlerden uzak tartışma konuları oluyor. Çay molaları, meyve ya da çerez ikramları kadar dört elle sarılmıyoruz Allah’ın ayetlerine.

Sıkıntılarımız olduğunda Rabbimize sığınıyoruz, sıkıntılarımızı atlattığımızda hiçbir şey yaşanmamış gibi hayatımıza devam ediyoruz. Kendi sıkıntılarımızı Müslüman kardeşlerimizin görmesini istiyoruz, durumumuz biraz iyileştiğinde durumu sıkıntılı olan insanın dertleriyle ilgilenecek bir duyarlık göstermiyoruz. Ne sıkıntımıza ortak olacak bir kardeşlik hukuku geliştirebiliyoruz ne de sıkıntısına ortak olacağımız bir kardeşlik yakınlığı taşıyoruz.

Muhacir-Ensar kardeşliği anlatımlarımızın karşılık bulması da mümkün gözükmüyor; varını yoğunu Allah için geride bırakıp her hangi birimize gelen de yok. Hak’ı tanıyan insanlar olabilseydik, halkı da tanıyan insanlar olacaktık. Yine de diğer ideolojik gruplarla kıyaslandığımızda en fazla hayır vakıfları, dernekleri kuran, en fazla insanlara yardımda bulunan bizleriz.

Bizlerin en büyük eksikliği, yaşanan zulümlere, haksızlıklara, baskılara karşı yeterli tepki veremeyişimiz. İsrail’in Filistinli Müslümanlara zulmü, Bosna, Çeçenistan, Azerbaycan, Mısır bir de başörtüsü yasaklarına karşı geliştirdiğimiz eylemlerin dışında ne gibi tepkilerimiz oldu?

"Yarın tefsir sohbetine gidiyoruz" haberleşmelerimiz, ne zaman “Zalim bir insanı kınamaya gidiyoruz’a” dönüşecek. Bir kez olsun bunun örneği yaşanmaz mı yıllar boyunca?

Konya'da, Türkiye’nin bütün illerinde o kadar cemaat, o kadar İslamcı sivil toplum örgütü var, her Allah'ın günü on binlerce evde tefsir sohbetleri yapılıyor, bir türlü Allah'ın ayetleri insanların dilinden yüreklere işlemiyor. Allah hiç bir kavmi kendisine inanmadığı için helak etmemiştir, adalet/ahlak yok olduğu ve kul hakkı yenildiği için helak etmiştir. Musa gibi konuşup, Firavun gibi yaşamak; Hüseyin gibi kuşanıp, Yezit gibi zulme çanak tutmak nasıl bir inanmışlıktır?

https://twitter.com/ahmetsukrukilic

https://twitter.com/cafekulis

https://www.facebook.com/Ahmet.Sukru.Kilic

Önceki ve Sonraki Yazılar