1. YAZARLAR

  2. Ahmet Şükrü KILIÇ

  3. Hukuk katliamlarının öncüleri siyasiler, uygulayıcıları yargıçlardır!
Ahmet Şükrü KILIÇ

Ahmet Şükrü KILIÇ

Yazarın Tüm Yazıları >

Hukuk katliamlarının öncüleri siyasiler, uygulayıcıları yargıçlardır!

A+A-

Türk Ceza Hukuku sistemi, güçlü hırsızları, zimmetçileri, nitelikli dolandırıcıları, gaspçıları, terör örgütlerine yardım ve yataklıkta bulunanları resmi koruma altına alan bir maddeler bütünü değildir.

Kendileriyle hak ve hukuku, insan haklarını, kamu malını koruma bilinciyle mücadele eden insanları, resmi cezalandırma fermanlarının yazıldığı maddeleri de içermez.

Maalesef zimmetçiler, dolandırıcılar, terör örgütlerine yardım ve yataklık yapan, onların kurumlarında en üst düzeyde görev alan insanlar siyasi irade tarafından devletin en üst makamlarına seçtirilen ve atanan duruma getirilebilmekte, terör örgütü yöneticilerine/üyelerine de, zimmetçilere de, beraat nişanları takılabilmektedir.

Yasaları çıkaran erk, yasaları uygulattığı yargı kurumlarında, kendi çıkardıkları yasaları dahi katleden, sayısal çokluğa gerek duymadan makam teklifleriyle uygulayıcılara yasaları tersine çevirten, suçluyu suçsuz duruma getirtebildikleri gibi, suçluyu suçlayan insanlara da cezalar verdirtebilmektedir.

Siyasilerin ya da imtiyaz sahiplerinin bu tür davranışları, yargıyı denetleyecek bir velayet hukukunu da ortadan kaldırmaktadır, yargı uygulayıcıları bazen de kendi inisiyatifleriyle benzer kararları verebilmekte, kararlarını sorgulayacak güçlere karşı da kendi yaptırdıklarını emsal gösterebilmektedir.

Devlet övünç madalyasını yakasında taşıyan hırsızlar, zimmetçiler, ağır ceza mahkemelerinde yargılandıkları halde, yine devletin en üst makamlarında ağırlanabilmektedir.

Samimi bir mesleki hatırlatmada bulunacağım; sanayiciler arasında güven telkin etmeyen sanayiciler bilinir, o sanayici hakkında bir başka sanayici, fikrini soran tanıdık müşteriye dürüstçe kanaatlerini söyler; toptancılar mal alacak esnafla ilgili, diğer esnaflardan fikir alır; evini kiraya verecek kişi kiracı hakkında güvence ister; işe alınacak kişinin referanslarına bakılır; bütün meslek grupları içinde defolu insanlar bilinir, bir şekilde o insanlardan uzak durulması sağlanır; benim anlamadığım belirleyici kişilerin istek, arzu, rüşvet ve kariyer teklifleri karşılığında haklıyı haksız, suçluyu suçsuz duruma düşüren yargı mensupları nasıl diğer meslektaşlarının yüzüne bakabiliyor ya da diğer yargıçlar nasıl bu tür meslektaşlarıyla aynı kurumda çalışmaktan zerre kadar rahatsızlık duymuyor.

Ki bahsettiğimiz kurum adalet sarayları, en fazla güven duyacağımız kurum!

Türkiye’de yargı vardır ama hukuk yoktur.

En büyük hukuksuzluklar adalet aradığımız adalet saraylarında yapılmaktadır.

Türkiye’nin yeni yasalar çıkarmaya değil, ahlaklı insanlara, hukukun üstünlüğünü koruyacak insanlara ihtiyacı vardır.

Hukukun üstünde yasa çıkarıcılar dahi olamaz!

Benim hırsızım, benim FETÖcüm, benim zimmetçim, benim mafyam, benim belediye başkanım, benim milletvekilim, benim HSK Üyem, benim bakanım, benim iş adamım anlayışı bütün siyasi partilerin temelinde vardır; üst katlarda olsa tadilatla sorun çözülebilir de, zemine her türlü pislik atılmışsa, inşaa edilen yapılar gökdelenler gibi kendini bir uçtan bir uca gösterse dahi, dış kaplamalarla estetik ve zerafet abidesi görünümü kazandırılsa dahi hiçbir zaman o bina içinde yaşayanlar mutlu ve huzurlu olmayacaktır.

Hukukun, adaletin ideolojisi olmaz; hukuku ve adaleti siyasal bir yaptırım aracı kılmak, hukuk ve adalet katliamıdır, buna sessiz kalan insanlar köledir, köleleştirilmiştir.

81 milyon insanımızın içinde on milyonlarca bilinçli kölenin, on milyonlarca köle olduğunun farkında olmayan insanların sayısı neredeyse bütün nüfusa denk bir seviyededir.

Adalet istenilmez, adalet adaletsizlerin elinden alınması gereken en büyük değerdir.

Türkiye’de seçme ve seçilme hakkı yasaldır; siyasi yapılar seçtiklerini seçmememizi nasıl dayatıyor, bizler seçeceğimiz insanları belirleme iradesi gösteremiyorsak, bütün kurumlardaki uygulama biçimi de aynıdır.

Türkiye’de listeleri belirleyen siyasi partiler atanmış vekilleri meclise taşımakta, atadıkları il başkanlarıyla teşkilatları yönettirmekte, atadıkları belediye başkan adaylarını bizlere seçtirmektedir; atanmış valilerle atadıklarını seçtiğimiz belediye başkanları arasında hiçbir fark yoktur.

Atanmış bir adalet yapısından adalet beklemek; aklımıza, fikrimize, zihnimize, firasetimize yapacağımız en büyük adaletsizlik olur!

Önceki ve Sonraki Yazılar