1. YAZARLAR

  2. Ahmet Şükrü KILIÇ

  3. Her şeyin vukuat be Kerim Özkul
Ahmet Şükrü KILIÇ

Ahmet Şükrü KILIÇ

Yazarın Tüm Yazıları >

Her şeyin vukuat be Kerim Özkul

A+A-

Bir gün öncesinden haberleşiyoruz, sabah saat 11’de Adalhan’ın önünden alıyor beni. Oğlunun reklam-promosyon bürosuna doğru yola çıkıyoruz.

Avukatlık cübbesini sadece Baro’ya kayıt yaptırmak için giyinen, hiç avukatlık yapmayan bir adam olduğunu biliyorum. “Cübbeyi giyme zamanın geldi abi” diyorum.

Kızının hukuk mezunu olduğunu, onun açacağı büroda “Cübbeyi giyebileceğini” söylüyor.

Ben de oğlumun “Karatay Hukuk Fakültesi’ni kazandığını” laf arasına sıkıştırıyorum. Güzel dualarda bulunuyor, tam “Amin” dediğim anda bir arabaya çarpıyoruz, benim “Aminlerim” peşpeşe “Aminlere” dönüyor.

Çok sakin hali dikkatimi çekiyor. Otomobilden iniyoruz. Yüzüne bakıyorum, bana yakıştırabileceği “Bela belayı çeker” düşüncesinin aklından geçmesinin önüne geçiyorum hemen, “Kerim abi her şeyin vukuat” diyorum. Anlıyor, tebessüm ediyor.

Samsun’dan kızının üniversite kaydı için gelen bir aile bize çarpan otomobil. Onun da kızı Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni kazanmış. Hukuk çakışmasının çarpışmasını ucuz atlatıyoruz.

Arabasına vurulmasının en küçük kızgınlığı yok üzerinde. Adamları rahatlatıyor, “Benim herhangi bir şikayetim yok” diyor. Trafikçiler tutanak tutuyor, sıra alkol kontrolüne geliyor. Alkol ölçüm cihazı tam ağzına yerleştirildiğinde, cep telefonuyla fotoğrafını çekiyorum. En küçük tepki yok.

Kaza raporunun ertesi gün çıkacağını söylüyor” memur. Samsunlu ailenin bir gün daha kalma derdinin kara kara düşüncesine fırsat vermeden, “Ben size de gönderirim” diyor.

Telefonları akşama kadar susmayan, Konya’da uçan kuştan haberi olan, her meselenin kendisine taşındığı bir adamın “Ankara martılarını yazmış” bir insan olarak nasıl vakit geçirdiğini merak ettiğim söylenemez.

Milletvekilliği döneminde de insan yüzünü hep hissettiğim, hatta görüşme taleplerim olduğunda beni Genel Merkez’e kadar yormamak için “Meclis’e” gelen, orada buluşan bir nezaket temsiliyetini teslim edeceğim de bir şahsiyet.

Kerim Özkul.

Kendisiyle ilgili en ağır eleştirilerde bulunduğumda en olgun tavrını gösteren belki de değil Konya’da tek tanıdığım insan diyebilirim. Başkalarıyla olan ilişkileri nasıldır bilmiyorum, bana karşı hep açıklamacı ve asaletli davranmayı ihmal etmedi.

Sempatik, güler yüzlü, AK Parti’nin geleceğini düşünen endişelerini benim üzerimden şekillendiren, tanımlamalar yapan, siyasi istikrarın önüne kişisel hesapların geçebileceği dönemlerde her ne kadar kendi tarzın ve üslubun da olsa bazı yazılar bazılarının kullanabileceği zemin genişliğine yarayabilir anlamına gelebilecek, dikkatli ve ölçülü değerlendirmelerde bulundu.

Elbette ki hak verdiğim kısımlar az değildi. Her ne kadar kendi duruşumuz ve kendi endişelerimizle bir şeyler söylediğimize inansak da, Allah’ın ayetlerini bile kendi işlerine geldiği gibi yorumlayan insanların yaşadığı bir toplumda bizim değerlendirmelerimizi istediği gibi yorumlayan, istediği gibi şekillendiren, istediği yere yamayan insanların olmasının önüne geçmek de mümkün değildir.

Dikkate alacağım bir nasihatin üzerimdeki kalıcılığı ne kadar devam eder, bilmiyorum. İstifade ettiğim bir görüşme oldu.

Kendisiyle ve muhataplarıyla yüzleşen insanları seviyorum…

kerim_ozkul.jpg

Önceki ve Sonraki Yazılar