1. YAZARLAR

  2. Alper Mikdat AKINCI

  3. Her şeyi bilene hakikat nasıl hatırlatılır?
Alper Mikdat AKINCI

Alper Mikdat AKINCI

Yazarın Tüm Yazıları >

Her şeyi bilene hakikat nasıl hatırlatılır?

A+A-

Türkiye’de bir çok düşünce adamı yetişti.

Çetelesini tutamayacağımız kadar yazar, entelektüel, akademisyen, şair, hikayeci, romancı var.

Hepsi de analizci, hepsi de tahlilci, hepsi de sosyolog, hepsi de denklemci, içlerinde bir tane yanlışlara karşı gövdesini koyan adam yok!

İdeoloji tartışmalarında idare edecek kadar mahirler, siyasi tartışmalarda bir cesaret de geldi hepsine; konuşmakta, yazmakta, rapor hazırlamakta, gerektiğinde fitne fücurda ellerine kime su dökemeyecek kabiliyetleri var.

Hz. Muhammed (s.a.v.) peygamberlik görevini üstlenmeden önce Hilfü’l-Fudûl’le anılan bir insan şahsiyeti taşıyordu herkesin zihninde.

Peygamberliğinin temelini insanî olarak Hilfü’l-Fudûl oluşturuyordu.

Peygamber olmadan da insan olarak üstlenilmesi gereken bir sorumluluğu öğretmektedir Hilfü’l-Fudûl bizlere!

Adını Hilfü’l-Fudûl’den alan derneklerin iç kavgalarına da tanık olduk. Milletin hakkını hukukunu koruması gereken sivil yapı, kendi içindeki hak gasplarından başını dışarıya çıkaramadı.

Kur’an’la insanların aldatıldığı bir sürü insan karaktersizliğiyle dolu tarihimiz, “Çocuğun adını koymakla, hiçbir çocuk Hz. Ali olmuyor!

Her şeyin adı var bu toplumda, bir pratik yaşantı olmadığı için onun adını koyamıyoruz.

Tefsirci var, hadisçi var, siyerci var, tasavvufçu var, mealci var, radikal var, muhafazakar var, var da var ama bir şey yok. O şey hiçbirinde yok. Kur’an’ın nasıl anlaşılması gerektiğini herkes konuşuyor, nasıl yaşanması gerektiğine bir türlü geçilemiyor.

Bu durumda tasavvufçu olsan ne çıkar, mealci olsan ne çıkar, hak mezhep müntesibi olsan ne çıkar, bidatlara gönenmiş mezhep müntesibi olsan ne çıkar. Biri bilgi aldığı şeyhine tapıyor, diğeri kendi bilgisine, İblis’ten ne farkı var?

Bilgi ve anlayışların yarıştırıldığı bir dönemden geçiyoruz; adamlıklarımızın değil.

Köylü şehirli ayrımı kadar bir dil farkından öte bir şey olduğu söylenemez. Saçmalayan insanla, doğruyu söyleyen insan yaşantısında doğruyu yapmıyorsa, doğruyu kendi elleriyle katlediyor demektir. Hiçbir şey yapılmasın, bildiklerimiz anlatılmasın denilebilir mi? Bildiklerimizi yaşamaya ne zaman sıra gelecek?

Bilal “Ehad” dediğinde onun “Ehad” demesiyle bizim “Allah bir” dememiz aynı mı? Kaç tane tanrımız var, kaçımız efendilerimize baş kaldırabiliyoruz; kaçımız kendimize edebiyat şeyhi, kaçımız kendimize tasavvuf şeyhi edindik? İyi halden öte önder edindiklerimizin birbirlerinden ne farkları var?

Zengin sofralarına katılmıyormuş, siyasilerin kapısını çalmıyormuş, verilen ödülleri elinin tersiyle itiyormuş, daha bir çok şey…

Peki düşüncelerinden başka, kendi hayatlarından anlatacağımız ne var ellerimizde?

Yanıbaşındaki zalime tekbir sözü olmayan adamın sabahtan akşama kadar Allah demesi kurtarır mı kendini?

Güzel bir bayan gören genç de ahlaksızlığını seslendirirken Allahhh diyor!

Önceki ve Sonraki Yazılar