1. YAZARLAR

  2. Ahmet Şükrü KILIÇ

  3. Her eylemde Alevilerin öldürülmesi tesadüf mü? Masonluk belgesi!
Ahmet Şükrü KILIÇ

Ahmet Şükrü KILIÇ

Yazarın Tüm Yazıları >

Her eylemde Alevilerin öldürülmesi tesadüf mü? Masonluk belgesi!

A+A-

Gezi eylemlerinden buyana paralel yapının her olayda karanlık, orantısız ve ülkemizi karıştıran kirli elini gördük.

Apo’yu veren güçler sonrasında Fethullah Gülen’i aldı, şimdi kimi öne sürecekler, sürdükleri kişi ve kişileri tanıyabilecek miyiz yoksa yine  iş işten geçtikten sonra mı farkedeceğiz, bir sürü soru, olay ve komplo uygulamaları Türkiye’yi bekliyor.

Gezi eylemlerinden buyana çıkan olaylarda neden hep alevi eylemciler öldürüldü, bu kadar tesadüf olabilir mi? Elbette ki olamaz, bizler daha bu okumayı bile sağlıklı bir şekilde yapabilmiş değil, hedef kitleyle bu meseleleri konuşabilecek zemini oluşturabilmiş değiliz!

Mavi Marmara üzerinden destanlar çıkaran bir akıl tutulması yaşadığımızı düşünüyorum; daha önce de birkaç kez İHH Genel Başkanı Bülent Yıldırım’ın gemi İstanbul rıhtımına geldiğinde yaptığı açıklamayı hatırlatmıştım; “Öldürülenlerin hepsinin kendisine benzediğini” söylemişti, ben de “19 Yaşındaki Furkan Doğan mı sana benziyor” sorusunu yöneltmiştim. Ayrıca yüz taramalarıyla kimlik tespiti yapabilecek teknik donanıma sahip İsrail askerlerinin çok rahatlıkla öldürmek istediği kişiyi öldürebileceğini de eklemiştim.

Ağır ve duygusal olan konularda düşüncelerimizi net bir şekilde ifade etmek gerçekten zordur, bu zorluk içinde herkesin taraf olduğu bir meselede olayı tartışmaya açmak oldukça riskli, anlaşılmaya kapalı bir tehlikeyi barındırmaktadır. Bir sivil toplum örgütünün Türkiye sınırları içindeki eyleminin izah edilir bir çok gerekçesini üretebilirsiniz ama ülkeler arası bir sorun haline geldiğinde, mahalle baskısına benzer bir toplumsal baskı, devlet yöneticilerini duyarlı olmaktan çok, duygusal davranmaya zorlayacaktır. Bütün bu yaşananların bir hikmet boyutu olduğunu kenarda tutarak, gelinen sürecin yeniden değerlendirmeye, tartışılmaya açılması gerektiğine inanıyorum.

Gezi olaylarıyla yabancı güçler ve yerli işbirlikçileri istedikleri zaman Türkiye’yi karıştırabileceklerinin işaretini verdiler, başarılı olabilselerdi de daha büyük kaosun Türkiye’yi esir alması sağlanacaktı. Kobani eylemlerinde de aynı şeyler yaşandı, Türkiye’de etnik ve mezhepsel ayrışmanın hazır bir potansiyel haline getirilmesinin çok uzun yıllara dayanan çalışmaları yapılmıştır, aynı şekilde bu çalışmalara nispet bir emek verilmeden potansiyel güç haline gelen çatışmacı grupları devletin yanında yer alacak bir vicdan kuşatmasına yakınlaştıramazsınız.

Her çatışma ortamında bir Alevi vatandaşın öldürülmesi tesadüf olabilir mi? Hazır kıta halinde benzer olaylarda olayların içine çekilen kesimleri kışkırtan, eylemlerinin süresini artırmalarını sağlayan arbede, şiddete dönüşen müdahaleler kimler tarafından organize edilmiştir, şiddete karşı şiddet uygulamasının devlet eliyle yapılması kutsallığını bütün bir topluma kabullendiren gelenek ne kadar doğrudur?

Fethullah Gülen'in mason olduğunu belgeleyen yazışmaların yayınlanması, Fethullah Gülen’le ya da paralel yapıyla mücadelenin çok daha ötesinde bir mücadeleyi göze alma kararlığıdır. Bu belgeler kararlıkla mı yayınlanmıştır yoksa sonradan gelişebilecek olaylar karşısında reflekslerimizle mi yol alacağız?

Fethullah Gülen’in masonluk belgesinin yayınlanması İsrail’i, Amerika’yı hatta bütün ülkelerdeki mason localarını ve o ülkelerin devlet yöneticileri üzerindeki etkinliklerini de hesaba kattığımızda, bir çok devleti de karşımıza aldığımız anlamına gelecektir. Belki bizler bunun farkında olmayacağız ama devletler içinde etkin olan bu lobiler o devletlerin devlet yöneticilerini etkileyecek, kışkırtacak ve sürece yayılan bir Türkiye düşmanlığını da getirecektir. Kendi gücümüz kadar hamleler yapmanın gerekliğine inanıyorum. Bizim İslam tarihinden de, Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet tarihinden de çıkarmamız gereken dersler ve tedbirler fazlasıyla vardır. Türkiye bir devlet olmanın yanında misyon da taşımaktadır. Paralel yapının dış bağlantılarını zaten bilmeyen yok, madem üstü kapalı bir savaş yaşanmaktadır, nasıl ki onlar piyonlarını öne sürmektedir, bizler de piyonlarının ayaklarını bu ülkeden kesme vazifesini hakkıyla yerine getirelim.

Daha esas bir soru bizi beklemektedir; istihbarat örgütümüz bu belgeyi neden bugüne kadar devletimizin yöneticilerine sunmamıştır, sunmuşsa da tedbirler neden alınmamıştır? Daha da vahim bir soru beklemektedir, bu belge nasıl bu zamana kadar bekletilmiştir? İşler gerçekten karışık!

Kim ne düşünürse düşünsün, Fathullah Gülen’in masonluk belgesinin yayınlanması sonrası olaylar yeniden fitillenmiştir, bunun arkası da farklı kesimler üzerinden getirilecektir. Avrupa ülkelerinde barındırılan ne kadar terör örgütü uzantısı varsa hepsi Mason Locaları’nın gözetimi altında faaliyet göstermekte, bazen ilişkiler resmileşmekte bazen o lobilerin hazırladığı senaryolarla terör örgütleri kendi iradeleriyle eylem yaptıklarına inandırılmaktadır.

Gelelim esas yapılması gerekenlere; paralel yapıyla ya da terör örgütleriyle gerçekten mücadele edilmesi gerektiğine inanılıyorsa, önce yerel yapılanmaların kaynakları kesilmeli, bütün inlerine girilmelidir. İşi sadece yargı, emniyet ya da kurumsal sınırlar içinde temizlemenin katkısı olacaktır olmasına ama her şehirde sivil yapılar içinde çöreklenen bu yapılar kendilerini uykuya yatıracak, zamanı geldiğinde uyandıkları gibi, yeniden biz uyanana kadar yine yeni operasyonlara imza atacaktır.

PKK, DHKP-C, paralel yapı ve benzer örgütler; ideolojik olarak birbirlerinin zıttı da olsalar, bilsinler ya da bilmesinler yönetildikleri merkez aynıdır!

Türkiye Cumhuriyeti Devleti ilk kez kanayan yaralara merhem olmaya başlamıştır; Alevilerle de Kürtlerle de en çok ilgilenen, en çok sorunlarını tartışmaya açan ve çözüm üreten bir AK Parti Hükümeti olmasına rağmen, bu kesimler tarafından en çok eleştirilen ve karşısına alınan da AK Parti Hükümeti olmaktadır. AK Parti, PKK’ya rağmen Kürtlere, Marksist Alevilere rağmen Alevilere; bütün aşağılanmalarına, hatta küfürlerine rağmen adım atmaya devam etmektedir.

Mavi Marmara, Gezi, Kobani ve benzer olayların hepsi akl-ı selim bir tartışmaya, sonuçları gerçekten vicdanlarımızda yankı bulacak bir dirilişe vesile olmalıdır!

Savcı Mehmet Selim Kiraz'ın görüntülerini servis eden medya organların teröristleri bir militan gibi sunması, Türkiye'de nasıl bir düşman cephelerinin hazır bekletildiğinin de göstergesidir. Görüntüler servis ediliyor, teröristlerle yapılan söyleşi bir gazetecilik kahramanlığı adı altında mesaj içeriyor, bir katliam meşrulaştırılmaya çalışılıyor. 

Türkiye bir bağımsızlık mücadelesi vermektedir, ülkemizi dört bir yandan kuşatan şer güçler kadar, ülkemizin bir çok kurumunu kuşatan bağlantılı yerli işbirlikçiler de vardır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, devlet olma kararlığı gösterdikçe daha bir çok kirli ilişkiler deşifre olacak, bir çok saygınlığı olan, kanaat önderi olarak bildiğimiz insanların ilişkileri de gözler önüne serilecektir. AK Parti Hükümeti hiçbir siyasi farklılık gözetilmeden desteklenmelidir, bu destek çağrısını AK Partili olduğumuz için yapmıyoruz, bir vazife olduğuna inandığımız için yapıyoruz. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 400 milletvekili istemesi çağrısı, anayasa değişikliğini de, çözüm bekleyen sorunları da en kısa sürede çözecektir. Bütün yaşanan olayları yeniden zihnimizde canlandırdığımızda, AK Parti değil de CHP ya da MHP iktidarda olsaydı neler yaşanabilirdi, hayali bile korkunç geliyor insana!

https://twitter.com/ahmetsukrukilic

https://twitter.com/cafekulis

https://www.facebook.com/Ahmet.Sukru.Kilic

Önceki ve Sonraki Yazılar