1. YAZARLAR

  2. Ahmet Şükrü KILIÇ

  3. Hepimizin hayvanlaştığı, arsızlaştığı zamanlar olmuştur; şimdi?!
Ahmet Şükrü KILIÇ

Ahmet Şükrü KILIÇ

Yazarın Tüm Yazıları >

Hepimizin hayvanlaştığı, arsızlaştığı zamanlar olmuştur; şimdi?!

A+A-

Bir anlayış oturtmanın derdine düştük. Bu dert deva bulacak bir dert de değil. Çünkü biliyoruz ki, savunduğumuz değerler muhataplarının bilmediği, yabancı olduğu, ilk kez kulaklarının duyduğu şeyler değil. Bizim/bizlerin en büyük sorunu anlayış yoksunluğudur. Görmemiz gerekenin dışında hiçbir şeyi görmeyecek bir göz, duymamız gerekenin dışında hiçbir şeyi duymayacak bir kulak, bilmemiz gerekenin dışında hiçbir şeyi bilmeyecek bir hafızaya sahip olmamız isteniyor ve biz/bizler bu isteklere kayıtlı kalıyorsak, geleceğe kayıt düşmekten dışlanan bir kişiliği benimsemiş oluruz. Söylediklerimizin, yapmamızı istediklerimizin öncelikli muhatapları yine bizleriz. Şunu açıkça itiraf edelim ki; kendimizi bağlamak için büyük laflar ediyoruz. Büyük lokma yemekten uzak durup, büyük laflar etmemizin tek bir nedeni var; kendimizi bu hayata sınatmak. Ya büyük lafın bedelini ödeyerek, sözlerimizin sahibi olacağız ya da büyük laflar boğazımıza tıkanacak. Sanal bir kavganın peşinde olmadığımızı, sanal hesaplaşmalardan utanç duyacağımızı nasıl ispata zorlayabiliriz?

Bunu nasıl yapacağımıza kafa yoran bir münazara olarak değerlendirin yazılanları. Yaşadığı zaman diliminde önemli bir şahsiyet olmanın ötesinde, yaşadığı zamanı önemli kılabilecek bir süreç diyalektiğini kazandırabilir miyiz hayata? Asr-ı Saadet kişilerin tarihe kazanım sağladığı bir dönemdir. Önemli bir şeyin üzerinde duruyoruz aslında. Çok önemli bir değerlendirmeyi paylaşıyoruz. Zamanı refahlaştırmamız, toplumsal bir zorluğa talip olmakla gerçekleşecektir. Bildiğimiz, tanıdığımız insanların kişiliklerimizi sorgulamaları kesinlikle kaçacağımız bir suçlama olamaz. Sorgulanmalı, suçlanmalı, ayıplanmalıyız ki; temizlenmenin bir başlangıcı olsun. Senin de "şu"yun var demekten de çekinmemeliyiz. Bırakalım çocuklar gibi birbirimizi suçlayalım. Suçlanmak, suçu karşılıklı resmileştirmek olacaksa da yapalım bunu. Bir suçlama yarışına girmek, bir arınmanın da başlangıcı olabilir. Bizler her şeyi yanlış yorumluyor, yanlış değerlendiriyoruz. Birbirimizin ayıbını örtmek, çok farklı bir şeydir. Suçu hataya, hatayı ayıplanmaya dönüştüren diller geliştiriyoruz. “Hata affedilebilir, suç cezayı gerektirir” denklemini hayatımızdan çıkarmamız isteniyorsa ya da güce göre değiştirilebilirliğine tanıklığımız varsa, gücümüzü hangi doğrultuda kullanacağımızın iradi tercihi neye göre belirlenecektir? Haksızlığın hiçbir ideolojiyle, hiçbir dinle örtülecek karşılığı yoktur. Müslümanlar haksızlığa uğrayan kişilerin hukukuna göre yargılanmayı dahi kabul etmiş insanlardır.

İnsanca yaşamak; insanlığımızdan ödün vermeyen bir yaşam tarzını benimsemektir. Hepimizin hayvanlaştığı, arsızlaştığı, hırsızlaştığı, zalimleştiği zamanlar olmuştur. Hala da olabilir. Yeni bir güne, yeni bir insan olarak başlayabiliriz. Her yeni güne yeni aldığımız kararları bozarak başlasak da, yeni bir kararla bozduklarımızı düzeltmeye ant içebiliriz. Her kavradığımız gerçeğin kavgasını vererek, kazanmalıyız bizim olan gerçekleri. Gerçeklerimizi yaşamalıyız ki, yeni gerçeklerle tanış olalım. Gerçek bir insan olarak, zamanı gerçek bir zaman kılmak düşsün hepimizin nasibine...

https://twitter.com/ahmetsukrukilic

https://twitter.com/cafekulis

Önceki ve Sonraki Yazılar