1. YAZARLAR

  2. Ahmet Şükrü KILIÇ

  3. FETÖ: Üzüm Salkımı örgüt modeli!
Ahmet Şükrü KILIÇ

Ahmet Şükrü KILIÇ

Yazarın Tüm Yazıları >

FETÖ: Üzüm Salkımı örgüt modeli!

A+A-

FETÖ, örgütlenme yapısını, 1702 yılında Galata’da kurulduğu bilinen bir Fransız örgütlenmesi olan Marsilya Locası’na bağlı Üzüm Salkım Cemiyeti’nden almıştır. Tapınakçıların örgütlenme biçimi ilk kez bu ismi aldığı için tarih verebiliyoruz, değilse örgütlenme yapısı asırlar öncesine dayanmaktadır.

PKK’nın Üzüm Salkımı Örgütlenmesi’nden yararlandığı bilinmektedir, onların da FETÖ kadar Üzüm Salkımı örgütlenme biçiminden yararlandığı söylenemez.

Sosyalist örgütlerin nerdeyse hepsi üzüm salkımı örgütlenme modelini pratik yapılanmalarında kullanmayı denemiştir.

Sosyalist örgütlerden sadece bu modeli dış bağlantısı olan örgütler hayata geçirebilmiştir. Yerel anlamda hiçbir sosyalist ya da komünist örgüt bu modeli kendi uhdelerinde hayata geçirmeyi başaramamıştır. Hayata geçirmeyi başaran örgütler de emperyalist ülkelerin taşeron örgütleri olmuştur.

Üzüm salkımı örgütlenme modelini üst bir akıl ve üst bir yapı disipline edebilmektedir. Sermaye, yerel kaynakların kullanılma biçimi, pazar ağının oluşturulması, devletler içinde yerel bir örgütü boğmaktadır.

Türkiye’de bu örgüt yapılanmasını Hüseyin Velioğlu’nun kurucusu olduğu Hizbullah Örgütü de kullanmış, geleneğe bağlı bir geçmişleri olmadığı için de başarılı olamamıştır.

Yine bu kavramı 2010 yılında İl Başkanları Toplantısı’nda CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da kullanmıştır.

Üzüm salkımı örgütlenme biçimi, bir salkımda olan üzüm tanelerinin birbirlerini tanımasına müsaade eden bir örgütlenme biçimidir. Bir salkım diğer salkımı tanımamakta, asmayı kontrol eden güç/güçler hepsini tanımaktadır.

FETÖ soruşturmalarında etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan FETÖ üyelerinin kendi içinde bulunduğu örgüt yapısını deşifre etmesi, daha fazlası hakkında bilgi sahibi olamamasının nedeni de budur.

FETÖ soruşturmalarında devletin üst düzey aklı mutlaka bir çalışma yöntemi belirlemek zorundadır.

FETÖ kriterlerinin belirlenmesi bir kişinin örgüt üyesi ya da örgüt sempatizanı olduğunu belirleyebilir. Bu kriterler banka, dernek üyeliği, özel okul, ByLock’tan öteye geçmeyen, teknik olarak devletin hemen ulaşabileceği delillerdir. FETÖ’nün üst düzey yetkililerinin sayılan kriterlere uzaktan yakından bulaştığı söylenemez; tanelerle uğraşmak, FETÖ uğraşısında belli bir sayı çokluğunu getirmenin rehavetine asla kaptırmamalıdır. FETÖ’yü çökertecek olan salkımların tanelerini belirlemek, diğer salkımların hangi asmanın köklerine bağlı olduğunu tespit etmekle gerçekleştirilebilir.

FETÖ yapılanmasının ayakçılarından üst düzey yetkililerine ulaşmak için ayak takımından başlamak doğru bir yöntem olacaktır. İşadamlarından para toplayan kişilerden, burs alan öğrencilere kadar tespit edilmelidir.

FETÖ soruşturmalarında Denge Hukukçular Derneği başkanlığı ya da yönetim kurulu üyeliği yapan kişilere, kimlerle toplantılar yapıldığı sorulurken, burs verilen öğrencilerin listesini sormak akla düşmemektedir.

FETÖ üniversitelerinin devlet üniversiteleriyle yaptıkları anlaşma gereği yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin listesi istenmediği gibi, devlet üniversitelerinden hangi akademisyenlerin bu programlara katıldığı, FETÖ’nün akademisyen yetiştirme programlarında kimlerin görev aldığı soruşturmaların içine dahil edilmemiştir.

FETÖ’nün hakim, savcı ve askeriye içinde çalınan sorularla kimlere kariyer kazandırdığı kadar doktorların uzmanlık sınavları masaya yatırılmamıştır. Konya’da Hukuk Fakültesi’nden çok daha önce İbrahim Erkul’un Tıp Fakültesi’nde FETÖ yapılanmasının imamı olduğu bilindiği halde, bu yapının içinde bulunan öğretmenlerin lisansları iptal edilmiş, FETÖcü doktorların lisansları iptal edilmemiş, vakıf hastanelerinde çalışan FETÖcü doktorlar daha iyi maaşlarla başka hastanelere geçişlerini yapabilmiştir.

Selçuk Üniversitesi Rektörlüğü büyük bir ilaç yolsuzluğunun soruşturmasını başlatmıştır, Türkiye genelinde bu yolsuzluğun envanteri çıkarıldığında milyarları bulacaktır.

Biz Konya’daki FETÖ yapılanmasını takip etmeye güç yetirebiliriz ancak, Türkiye’de FETÖ yapılanmasının ilk şemasını yayınlayan da Konya olmuştur. FETÖcü avukatlar davasının soruşturma savcısının aynı zamanda mahkeme savcısı olması iddianameyi hazırlayan bir kişi olarak, diğer FETÖ Davaları’ndan çok daha sonuç aldırıcı bir dava sürecini tamamlatacaktır. Bu usulün diğer FETÖ Davaları’nda da bir kurala bağlanması faydalı olacaktır.

Konya’da FETÖ mücadelesini emniyet mensuplarımız ve yargı mensuplarımız vermektedir. 2014 yılında başlayan FETÖ Davası’nın da FETÖcü avukatlar Davası’nın da müştekileri vardır. En azından bu soruşturmaları davaya dönüştüren şikayetçilere (müştekilere) sahip çıkmamız gerekiyor.

2014 Yılında FETÖ Davasını başlatan Nusret Argun’a ve FETÖcü avukatlar hakkında suç duyurusunda bulunan Osman Nuri Erginer, Emre Çetin, Mutlu Büyükcengiz, Ahmet Dinç, Nazım Çiçek ve Ramazan Şahin’e teşekkür ediyoruz.

Bu mücadelede salkımları koparmaya başladık, asmaları da köklerinden sökeceğiz inşâAllah.

Önceki ve Sonraki Yazılar