1. YAZARLAR

  2. Ahmet Şükrü KILIÇ

  3. FETÖ Davaları'nda devletimizin ivedi olarak yapması gereken nedir?
Ahmet Şükrü KILIÇ

Ahmet Şükrü KILIÇ

Yazarın Tüm Yazıları >

FETÖ Davaları'nda devletimizin ivedi olarak yapması gereken nedir?

A+A-

FETÖ bu ülkede gerçekten bitirilmek isteniyor mu?

Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın samimiyetinden de kararlılığından da en küçük şüphe duymuyoruz, zaten onun iradesi olmasaydı bu noktaya gelinmezdi.

Tayyip Erdoğan’dan bir tane var elimizde, FETÖ mücadelesinde her şehirden bir Erdoğan kararlılığında bir tane siyasetçi çıkmıyorsa -ki çıkmıyor- işimiz gerçekten zor demektir.

FETÖ Davaları’nın yoğun olarak görüldüğü şehir sayısı 10’u geçmez, eğer 10 şehir üzerinde ciddi bir adliye kadrosu sağlanabilseydi durum çok daha farklı olurdu.

Türkiye’de OHAL ilan edilmesinin nedeni FETÖ olmasına rağmen FETÖ Davaları’nda rutinleşen bir dava seyri görülüyor.

10 il üzerinden yapılacak çalışmalarda aklımızdan geçen pratik çözüm önerilerini sıralayacağız.

İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa ve Konya gibi büyükşehirlerde FETÖ konusunda duyarlı olan savcı ve hakimlerin görevlendirilmesi gerekiyor.

Bu illerin adliyelerine terör konusunda deneyimi olan 20-30 tane savcı görevlendirilmeliydi.

FETÖ Davaları’nın iddianamelerini en az beş-altı savcının hukuk fakültesi akademisyenlerinden ve avukatlardan da yardım alarak hazırlaması, en küçük detaydan bir bütüne ulaşmada kapsamlı bir çalışmayı ortaya koyabilirdi.

Türkiye bir darbenin eşiğinden dönmüştür, 250 şehit vermemize, binlerce gazimiz olmasına rağmen hâlâ işin vahametini kavramış değiliz.

Hukuku zedelemeden, alanında katkı sağlayacağına inanılan kişiler davanın hazırlık aşamasında katkı sağlayacak duruma getirilmelidir.

Resmiyet kendini yine korumalıdır, içeriğin doldurulmasında devlet ve millet bütünlüğünü koruyacak birikimlere ihtiyaç vardır.

Nasıl ki, Anayasa komisyonlarına sunulan anayasa ve yasa maddelerini hazırlayan komisyon üyelerini siyasi partiler kendi belirliyorsa, millete ve devlete karşı düşmanlık besleyen terör gruplarının yargılanmalarında en üst düzeyde çalışma grupları oluşturulmalı, yargı sürecinin resmi makamlarına hazırlanan iddianame taslakları ya da ceza yasasının ilgili maddeleri dosyalar üzerinden sunulmalı, yetkili kişilerin çalışmalarına katkı sağlanmalıdır.

FETÖ Davalarının esasta müştekisi devletimizdir, devletimiz de müştekileri milletimiz içinden katkı sağlayacak donanımda olan kişileri dava sürecine dahil etmelidir.

FETÖ Davaları planlandığından çok uzun sürmeyecektir, bir davanın 527 sanığı olamaz.

Mesele fazla sayıda insanın bir davada yargılanması değil, FETÖ sanıklarının gerçek ceza değerleri karşılığında yargılanmalarını sağlamaktır.

Adliyelerimiz boğulmaktadır, hazırlık aşamasında yeterli bilgi ve belgeye ulaşamayan iddia makamı savcıları, yönetici durumda olan FETÖ sanıklarının üye olarak yargılanmalarını, üye durumunda olan kişilerin de yönetici konumunda yargılanmalarını talep edebilmektedir.

Hiçbir tartışmaya mahal bırakmadan FETÖ Davaları’na devletimiz müdahil olmalıdır, bunun için yasal düzenleme gerekiyorsa yasal düzenleme yapılmalı, Kanun Hükmünde Kararname çıkartılması gerekiyorsa kararname çıkartılmalıdır.

Devletimizin görevlendireceği avukatlara sembolik ücretler de ödenmemelidir, bu konuyu devlet iradesinin önemsemesi gerekmektedir. Ayrıca FETÖ Davaları’na aynı ilden avukatların görevlendirilmesine de gerek yoktur, en iyi avukatlar tespit edilerek farklı illerde FETÖ Davaları’nda görevlendirilmeleri daha doğru bir yöntem olacaktır.

Daha önce de gündeme taşıdığımız FETÖ Sanıkları’nın toplu halde aynı yerde tutulmaları ve toplu halde yargılanmaları da doğru değildir.

Tutuklu yargılanan FETÖ sanıkları adli kontrol şartıyla serbest bırakılmış olsaydı ya da tutuksuz yargılansaydı, ne ağız birliği yapabilirdi ne de toplu savunma örnekleri duruşmalara yansırdı.

Tutukluluk insanların pişmanlığını artıran bir uygulama olduğu halde sanıkların aynı yerde tutuklu olmaları birlikte hareket etmelerini sağlamıştır, asla tutuklu olan insanların serbest bırakılması gerektiğini söylemiyoruz, bu haliyle serbest olsalardı tutukluluk hallerinden daha fazla çözülme olurdu anlamında bir durum tespiti yapıyoruz. FETÖ tutuklularının bir an evvel ayrı koğuşlarda kalmaları sağlanmalı, bir araya gelişlerinin önüne geçilmelidir.

FETÖ Davaları’nın bazılarında müştekiler tanık durumuna getirilmiş, davaların müştekileri buharlaştırılmıştır. Müştekisi olmayan davaların kazananı bellidir, siyasi partilerimizin davaları takibe alması gerekiyor. Bu sorumluluğu yerine getirmeyen siyasi yapıların hepsi hainlere yardım ve yataklıkta bulunuyor demektir.

FETÖ Davaları millet emanetini üzerinde taşıyan kurumların takipsizliğinden dolayı hainlerin toplu halde salınıvermelerini getirmektedir.

Bu işin bir de psikolojik boyutu vardır, siyasilerin takip etmediği davaları meslekî görevleri olduğu halde yargı mensupları da zaman içinde zihinlerinde rutinleştirecektir.

FETÖ ne kadar hainse, hainlerin ceza almalarını umursamayan siyasiler de, sivil toplum örgütleri de o kadar haindir. Kişisel hesaplar devletimizin önüne geçemez.

Milletimiz ölümü göze alır, davaları takip etmek milletimizin işi değildir, keşke ölümü göze alan milletimiz bir de davaları takip etme bilincinde olabilseydi, bu davaların kimlere kadar uzandığını hiçbir ayrım ve ayrıcalık olmadan hepsini görebilirdik.

Geç kalınmış sayılmaz, FETÖ Davaları’nın yoğun olduğu illere deneyimli savcılarımız ve hakimlerimiz görevlendirilmelidir, bu uzun süreli bir görevlendirme de olmayacaktır, 6 ay içerisinde toplanan yargılamalar tamamlandıktan sonra herkes kendi görev yerlerine yine çekilir.

Cumhurbaşkanımız Erdoğan "FETÖ Davaları'na sahip çıkın" diyor, muhatapları nedense hiç üzerine alınmadan "Sayın Cumhurbaşkanımız yanındayız" demekle yetiniyor!

FETÖ Davaları sürecinde gördüğüm bir sıçrama tahtası daha var; adamlar FETÖ yapılanmalarını davalara taşıyarak yargılanma sürecine katkı sağlamak yerine, isimlerini en görünür şekilde yazdıkları dosyaları Cumhurbaşkanlığı Makamına taşıma derdinde!

***

Konya 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmekte olan FETÖcü avukatlar davası, eski BARO Başkanı sanık Fevzi Kayacan'ın reddi hakim talebinde bulunması nedeniyle 27 Ekim tarihine ertelendi. Dosya 7. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilecek ve gelmesi beklenecek...

Önceki ve Sonraki Yazılar