1. YAZARLAR

  2. Alper Mikdat AKINCI

  3. Fazla naz âşık usandırır!
Alper Mikdat AKINCI

Alper Mikdat AKINCI

Yazarın Tüm Yazıları >

Fazla naz âşık usandırır!

A+A-

Bir yanlışa düşmemek için, bir kaosun içinde yaşamayı tercih etmemeli insan. Doğruya ulaşmak, bazen kınayanların kınamasından uzak bir tavır geliştirmeyi zorunlu kılabilir.

Kim ne derlerin” hayatımızı kuşatmasına izin verdiğimiz sürece, kendimizden bir şeyleri de kaybediyoruz demektir.

Kendimizi feda ederek birilerini kazandığımız düşüncesine kapılmak; her zaman düşündüklerimize bir kazanım sağlatamaz.

Her iki tarafın da birbirlerini yok edişleri, dışsal bir kazanım maskesiyle gizlenmeye çalışılsa da, er-geç tükenişi getirecektir.

İnsani ilişkilerde duygulara ket vurmanın bazen yararları, bazen de zararları vardır. Akıntıya kapılan duygularla, belli mecraya bilinçlice akıtılan duygular birbirlerine karıştırılmamalıdır.

Saman alevi hisleri küçümsemek, her zaman aynı sonucu vermez. Aklı başında insanların ateşledikleri her şey, bir şeyleri yakmasa da, kendilerini yakacak yoğunlukta duygularına mahkum olmayı getirir.

Sorunun açıkça paylaşılması, açıklığa kavuşmanın başlangıcı olduğu gibi, nedenlerin üreticilerini hiçbir sebep yokken, birbirlerinden tamamen uzaklaştırılabilir de.

Dostluk ilanı yapan her kişinin dostluğuna; ticarette para, siyasette ihtiras, meslekte kariyer yarışı, en şiddetli düşmanlıkları karşılıklı olarak üretebilir.

Krallık hisleriyle yaşayanların, kendilerini kutsayan insanlarla temelde benzer özellikler taşıdığı, bir çok sezgi sahibi insanın gözünden kaçar.

Birinde baskıcı, diğerinde kutsayıcı bağlılıklar isteme güdüsü, muhataplarını hiçleme ve tersten işselleştirme tutumlarıyla aynı kategoride eritmeye dönüktür.

Her iki kişilikte de, beraberlikten daha çok, benliğe hizmet esastır. Gücün ve kutsallığın etrafta yer alanlara tanıdığı yaşam hakkı, kendilerini yücelttiği oranda derecelendirmeyi getirir.

Düşünselve fiziksel gelişimini tamamlamamış toplumlarda, belirleyici olan sadece bu karakteristik özellikleri taşıyan insanlar olmuştur.

İster resmi, ister sivil olsun bütün kurumların yöneticileri, sözde yönetimi paylaştıkları kurul üyelerinden daha fazla söz sahibidirler.

Taşın altına gövdeleriyle giren insanların, taşın ucundan tutan insanlar üzerinde psikolojik üstünlükleri vardır.

Bilinçli ya da bilinçsizce taş sahipliği, her yerde yöneticiye teslim edilmektedir.

Alınan kararlarda, daha doğrusu aldırılan kararlarda yöneticinin inisiyatifi diğerlerince de, onaylanmak zorundadır.

Yönetim organizasyonunu sorgulamak, bir filmi eleştirmekten daha zordur.

Hiçbir yönetmenlik geçmişiniz ya da mesleki sıfatınız olmasa da, filmin kaliteli olup olmadığını belirtmeniz yadırganmaz, ama, kurumsal yönetimleri eleştirileriniz aynı anlayış esnekliğinde karşılanmaz.

Kutsandığına inanan insanlar, modernitenin bütün değişimlerine uygun stratejiler geliştirmede hayli mahirdirler.

Otantik mekanlara ihtiyaç duymadan, aynı saygınlık iklimini her mekanda soluklandırmayı bilirler.

Muhafazakar ya da entelektüel kutsallık, öngörülerin ve deneyimlerin işaretini de, keramet kabulüne eşdeğer hayranlıkta, muhataplarına kabul ettirir.

İnsanların düşünce gelişimi; kendini geliştirme serbestisinden daha çok, kutsala teslim olmayı getirir.

Meymenet buyur, yaverii talih bizi de bulsun.

Mahzuziyyettir istediğim.

Hoşnudii tam olsun gönüllerimiz.

Determinist gerekçeler arama boşuna, bulamazsın.

Endeterministolduğumu da düşünme sakın.

Tasavvuriyei afakiye mi sanırsın bütün bu olanları.

Artık kendi yolunu kendin çizme zamanı.

Yapacaklarını fazla nazlanmadan hemen söylemeli insan.

Bilirsin ki; fazla naz âşık usandırır.

***

Kurban Bayramı hayatımızdaki bir yanlışı Kurban etmemize vesile olsun inşallah. Hepinizin Bayramı mübarek olsun.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar