1. YAZARLAR

  2. Alper Mikdat AKINCI

  3. Ey hakikat! Öyle seviyorum ki seni!
Alper Mikdat AKINCI

Alper Mikdat AKINCI

Yazarın Tüm Yazıları >

Ey hakikat! Öyle seviyorum ki seni!

A+A-

Öyle seviyorum ki hakikati; anam gibi…

Öyle seviyorum ki; karım gibi…

Öyle seviyorum ki; ablam gibi…

Öyle seviyorum ki; çocuklarım gibi…

Ve

Öyle seviyorum ki; yıllardır hasretini çektiğim babam gibi…

 

Hakikati dölleyen baba, hakikati doğuran ana sabahlara kadar çocuklarının nefesini dinliyor, en küçük sancısında bedenleri titriyor, hafif bir sıtmada elleri ayakları birbirine dolaşıyor, ağladığında telaşlanıyor, güldüğünde Cennet müjdelenmiş kesiliyor.

Hakikati kendi elleriyle büyüten her insan, hakikatin üzerine titriyor.

Kendi hakikatlerini cami avlularına bırakan, kendi hakikatlerini çocuk yuvalarına terk eden herkes, hakikatlerinin alınlarına kendi elleriyle kara lekeyi çalıyor.

Kendi elleriyle onlarca yıldır büyüttükleri canlarını en güvendiği insanlara emanet edilenler de aramıyor arkasını bıraktıklarının...

Cami avlusuna bırakılanların da, emanet edilen hakikatlerin de ırz düşmanları ırzına geçiyor.

Emanet edilen her şeyi sermayeleştiriliyor sıfatını yazmaktan mahcubiyet duyduklarımız…

Namusların pazarlandığı kazançlardan namussuzca nasipleniyor medya da, yargı da, siyasiler de, başka her kim varsa…

İnsan urları sarıyor etrafını, hakikate nefes aldırmıyor.

Bir nefes alabilse, kendine gelecek!

Bir göz açabilse, sadece bakanları, etrafındakileri değil; kaldıracak başını, yıldızları, ayı, güneşi, kainatı görecek!..

Her gün, Allah’ın her günü suskunluklarımızla, hatırlarla, siyasi yakınlıklarla, alınmış borçlarla, bir hesabımızın görülen vefasıyla hakikati öldürmeye azmediyoruz.

Hakikat can çekişiyor; en yakınları nasıl can çekiştiğini görüyor, en yakınları en az hakikat kadar her salise canından bir şeyler koptuğunu biliyor, sadece en yakınları biliyor. Hakikatten daha çok, hakikati bilen insanlar teselli ediliyor; hakikatten daha çok hakikatin can çekişen haline tanık olanların çözülen dizbağlarına derman olunmaya çalışılıyor.

Hakikatin can çekişine tanık olanlar da hakikatin çektiği acıya dayanamıyor. Allah canını alsa da kurtulsa, fazla eza çektirmese diyor.

Bir hakikat Ey Şafi diyor.

Sadece hakikat şifa diliyor Rabb’inden.

Hakikat yük, hakikat ağır, hakikat çile; hakikat sonsuz bir sefa dayanabilene…

Bir dağ başında ya da bir kırda, kendi emekleriyle yaptıkları bir kovuğa; binlerce çiçekten, binlerce ağaçtan, binlerce kez uçarak, binlerce kez her çiçeğe polen dağıtan, karşılığında nektar alan bal arılarının günlerce işlediği muazzam petekleri, ansızın en kaba saba haliyle dağıtan ayıların talanlarını zafer çığlıklarıyla seyreden, onları alkışlayan, çalınan ballardan bir kaşık ağızlarına sürülmesini bekleyen aşağılık mahlukların ayılardan ne farkı var?

Önceki ve Sonraki Yazılar