1. YAZARLAR

  2. Ahmet Şükrü KILIÇ

  3. Eve dönme zamanıdır bu zaman
Ahmet Şükrü KILIÇ

Ahmet Şükrü KILIÇ

Yazarın Tüm Yazıları >

Eve dönme zamanıdır bu zaman

A+A-

ÖZEL’e...

 

Ne Jüpiter kadar uzak
Ne Venüs kadar yakın olduk güneşe
Toplanma, toparlanma
Eve dönme zamanıdır bu zaman


Bir dağ başındasınız. İn-cin top oynuyor. Sadece bir dostunuz var yanınızda. Onunla yaşamak, onunla kader birliği yapmak zorundasınız. Nasıl buraya düştüğünüzü, nasıl buraya geldiğinizi sormayın. Oradasınız işte. İki kişi yapayalnız, dağ başındasınız. Ben öyle istediğim için oradasınız. Keyif benim değil mi? Paşa gönlüm öyle istedi. Kolunuz kangren olmuş, dostunuzdan kesmesini istiyorsunuz. Dostunuz hekim değil. Dostunuz hiçbir şey değil. Sadece birlikte olduğunuz için dostsunuz. Kangren olmuş kolunuz, göz kırptırmıyor geceye. Sessizlik sizin çığlıklarınızla yankılanıyor. Kocaman adamsınız. Anam… anam… anam iniltileriniz gökyüzünü çınlatıyor. Dostunuzdan çıt yok. İniltilerinize ses vermiyor. Dostunuz sadece yalnız kalmamak için, laf olsun tesellilerinde bulunuyor. Kolunuzu kesecek keskiyi de düşünmeyin. Baltanız benden. Ağzı bileylenmiş, bir vuruşta kafa koparacak cinsten. Dostunuzu kan tutmuyor. Dostunuzu hiçbir şey tutmuyor. Bir başkası daha olsa dağ başında, yüzünüze bile bakmayacak. Aklınız başınızda değil. Oturup, konuşacak durumda değilsiniz. Düşünüyorsunuz… Acıdan konuşamıyorsunuz. Kes şu kolumu demekten başka sözünüz yok. Sinirleriniz gergin. Ne yaptığınızı bilmiyorsunuz. Bazen kızgınlığınız, sancılarınızın önüne geçiyor. Haykırıyorsunuz. Yeter diyorsunuz. İsyan ediyorsunuz. Kes şu kolu, kurtar beni azaptan... Kurtar… kurtar diyorsunuz. Sonra dostluğunuz düşüyor aklınıza. Sakinleşseniz konuşacaksınız. Kolumu kesersen ben yaşayacağım, sen de yalnız kalmayacaksın diyeceksiniz. Kesmezsen ben ölürüm diyeceksiniz. Seni düşündüğüm için inliyorum diyeceksiniz. Kendin için kolumu kesmelisin diyeceksiniz. Ben senin dostunum diyeceksiniz. Daha çok şey diyeceksiniz. Ama ne mümkün! Ölümle yüzleşme anı gelip çatacak. Dostunuzu yalnız bırakacaksınız. Ah yalnızlık!

Bildiğimiz tüm masallara sonundan başlayarak
Yeni yeni hayatlara bildik bir son yazarak
Parası olmayan da düdüğünü çalarak
Toplanma, toparlanma
Eve dönme zamanıdır bu zaman


Bir hastanede hekimsiniz. Hastanızda kanser belirtileri var. Adam beş parasız. İlgilenmiyorsunuz. Müdahale etseniz, önlemi kolay. Vücuda hele bir yayılsın, daha sonra adamın varını yoğunu alarak operasyon yaparız diyorsunuz. Adam ağırlaşıyor. Eşin dostun yardımıyla ameliyat oluyor. Eşin dostun yardımıyla kemoterapiye devam ediyor. Adamla hastane koridorunda karşılaşıyorsunuz. Tanımıyorsunuz. Herhangi bir insan gibi yanınızdan geçiyor. Herhangi bir hastanın yanından geçer gibi yanından geçiyorsunuz. Tanımadığınız için vicdanınız sızlamıyor. Belki tanısanız da vicdanınız sızlamayacak. Zaman bir çok şeyin ilacı düşüncesindesiniz. Zamanı, zamana yaymanın ne bedeller ödeteceğini bilmeden hekimlik yapıyorsunuz. Hipokrat yemini lügatinizden silinmiş. Sadece doktorculuk oynuyorsunuz. Siz bir doktorsunuz. Siz bir zamanı kollayan, siz bir zamanı kullanan, siz bir zamanı uğurlayan doktorsunuz. Size uğurlar olsun.

Ellerimizle dalgalandırdığımız okyanusta
Yolumuzu kaybetmişsek topyekün
Süreyya yıldızı kuzeyi gösteriyorsa daima
Biliyorsak bunu adımız gibi
Geri dönme, eve dönme
Kıyıya dönme zamanıdır bu zaman


Bir mahalle çetesinin en küçük üyesisiniz. Okumamış, cahil-cühela mahalle ağabeyleriniz var. Diğer mahalleden geçerken, mahallenin çete başı olanı size küfrediyor. Yanağınızda beşparmak izleri. Saçınız-başınız dağılmış. Üstünüz-başınız, toz-toprak içinde. Hıçkıra hıçkıra kendi mahallenize geliyorsunuz. Elemanlardan biri diğerlerine haber veriyor. Beş dakikada hepsi toplanıyor. Ellerinizde palaska, diğer mahalleye hücuma geçiyorsunuz. Diğerleri de hazırlıklı. Bir güzel dayak yiyorsunuz. Kaçan kaçana mahallede buluşuyorsunuz. Yeniden hazırlanıyor, yeniden saldırıyorsunuz. Yine, yeni acılarla dönüyorsunuz mahalleye. Hepiniz hınçlısınız. Diğer mahalle çocuklarını haklamanın planlarını kuruyorsunuz. Hiçbir arkadaşın senin yüzünden dayak yedik demiyor. Hiç biri seni yalnız bırakmıyor. Senin intikamın, hepsinin intikamı oluyor. Merhaba dostluk!

Kayan yıldızlardaki dileklerimizi unutarak
Fora dediğimiz yelkenlere tutunanak
Bu kez yelkovanı akrebin önüne katarak
Toplanma, toparlanma
Eve dönme zamanıdır bu zaman


Her şey geçmişte güzeldi demek, anılarda yaşamak ar gelmeli bize. Yeniden… Yeni baştan… Yenilenerek… Yeni heyecanlar taşımalıyız. Her ilişkimiz bir iş oldu. Bir araya gelişlerde; kariyerlerimiz, kazançlarımız konuşuluyor. Ya insan… Ya halk… Ya geleceği kurgulayan düşlerimiz… Sahi, ne oldu bize? Kendimizden başkasını düşünmez olduk. Bu telaş niye? Bu koşturmaca nereye götürecek bizi? Etrafta olup-bitenleri görecek gözlere ne zaman kavuşacağız? Bir ikaz mı bekliyoruz? Nerede insan sancılarımız? Yoksa, suni bir sancı mı verilmeli damarlarımıza? Ar damarı çatlayanlara, şırınga da fayda vermez. Yeniden… Yeni baştan… Yenilenerek… İnsanca yaşamalı, insanca yaşatmalıyız. Evlerimize geri dönmeliyiz dostlar… Haydi buyurulalım içeri… Hoş bulduk, sefa bulduk!... 2003

https://twitter.com/ahmetsukrukilic

https://twitter.com/cafekulis

Önceki ve Sonraki Yazılar