1. YAZARLAR

  2. Ahmet Şükrü KILIÇ

  3. Erdoğan'ın söz yükünü dahi omuzlayamayan bir vekillik yapısı var!
Ahmet Şükrü KILIÇ

Ahmet Şükrü KILIÇ

Yazarın Tüm Yazıları >

Erdoğan'ın söz yükünü dahi omuzlayamayan bir vekillik yapısı var!

A+A-

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan üzerinden yapılan değerlendirmelerde, “Tayyip olmasa” diye başlanan bütün kıyaslamaların altında “Tayyip olamadığımız” gerçeği vardır!

Tayyip Erdoğan olmanın şahsî hüviyeti en önemli etken olmakla birlikte, Erdoğan’ın bireysel tarihçesini özenle okumanın yerine, özendirerek okutulması; bizlere ana damarı besleyen kanalların hepsini hafiflettirmiş ya da sonuç odaklı bir geçmiş katliamı yaşatmıştır.

Cumhuriyet tarihinde şartların zorladığı birliktelikler bir rejim değişikliğini getirmiş, insan değişimleri gerçekleştiği halde Mustafa Kemal Atatürk de dahil İsmet İnönü’den Adnan Menderes’e kadar uzanan siyasi değişim ne Demokrat Parti sonrası Adalet Partisi’nde ne de ANAP sonrası benzer uzantıları olan siyasi hareketlerde siyasi önderler yetiştirememiştir.

Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan ve Alparslan Türkeş, Türk siyasi tarihimizde insan mektepleri olan üç siyasi liderdir.

Bülent Ecevit ve Alparslan Türkeş kendi altyapısını dernek ve ocaklar yoluyla, Erbakan da dernek ve ev sohbetleriyle kurmuştur.

Tayyip Erdoğan’ın şahsî hüviyeti, Erbakan’ın kurduğu insan yetiştirme mektebinin her aşamasında kendi kimliğini bulmasını sağlamıştır.

Erbakan denildiğinde aklımıza Erbakan’ın kurmayları gelmektedir, onlarca isim sayabiliriz, bu isimler siyasi parti olarak da, belediyeler olarak da aidiyetlerini kazanmış isimlerdir.

Dönemin şartlarından siyasi gelişimleri ayrı düşünemeyeceğimiz gerçeği bizlere göstermektedir ki; o dönemin gençleri de, siyasi belirleyicileri de fikri gelişimlerini sadece siyasi parti binalarında değil, yasakların dayatmasının etkisiyle de, iktidarı yönetecek yeterli sayıda insan olmaması nedeniyle de, devlete talip olmakla birlikte, ahiret devletini inşaa etme inancını ev halkalarına eşdeğer nispette taşımıştır.

Sivil toplum örgütlerinin durumu da aynıdır, iktidar olmak sivil toplum örgütlerimizi insan yetiştirme misyonundan uzaklaştırmış, kendilerini siyasete ya da makama taşıyan birer paravan olmuştur.

Siyasette ev sahipliği pratiği insanı insana yoldaş, arkadaş, kardeş yapmıştır. İnsanların birbirlerini fikirsel birliktelikten öte meziyet, kabiliyet, sırdaşlık, heves ve ne yaşatılacaksa birlikte nefes verme paylaşımında da ortak kılmıştır.

Tayyip Erdoğan’ın sivil toplum örgütleriyle kurduğu aidiyet, siyasi partiyle kurduğu aidiyetten farklı değildir, her iki mecrada da konuşulanlar, yapılmak istenenler aynıdır. Kazanmak üzerine değil, insanlara kazandırmak üzerine kurulu ideoloji ve siyasi anlatım ve hedefler tek hüviyet altında yapılmıştır.  

İnsanı tanıyarak siyasete taşınan birliktelikler, iktidar döneminde tanışıklıklardan daha çok birikimleri ön plana çıkarmıştır. Siyasilerimiz işlerini kolaylaştıranlarla birlikte çalışmayı tercih etmeyi alışkanlık haline getirmiş, insanî paylaşımların yerini birlikte oldukları insanları bir yerlere taşıma vefasını zorunlu kılmıştır. Yönettikleri ve istifade ettikleri insanların idarecilik kabiliyetlerinin zayıflığı ya da yokluğu, birçok makamda yönetilen insan karakterlerini baskın bir karaktere dönüştürmüş, kontrolsüz bir güç haline getirmiştir.

Tayyip Erdoğan sermeyesini muhalifleri bitiremediği gibi, bizim insanlarımız da tüketememiştir. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın söz yükünü dahi omuzlayamayan, paylaşamayan bir vekillik yapısı sorgulanmalıdır. Gerekirse edersin ağzı bozuk siyasilere hakaretini, ödersin tazminat bedelini. Muhalefetinden köşe yazarlarına kadar cevap vermek zorunda bırakılan bir Erdoğan var!

Önceki ve Sonraki Yazılar