1. YAZARLAR

  2. Ahmet Şükrü KILIÇ

  3. Diriliş Ertuğrul'da Muhyiddin ibni Arabi'den Menzil'e!
Ahmet Şükrü KILIÇ

Ahmet Şükrü KILIÇ

Yazarın Tüm Yazıları >

Diriliş Ertuğrul'da Muhyiddin ibni Arabi'den Menzil'e!

A+A-

Herkesin bir kutsalı var, hafiften dokunacak olduğunuzda yıllarca başını çıkarmayan insanların canlandığını görürsünüz.

Diriliş Ertuğrul'da gerekli gereksiz her başın sıkıştığı yerde Muhyiddin ibni Arabi'yi sahneye sürmeleri, "Erdoğan'ın uçağını Konyalı evliyalar korudu" demekten farksızdır.

Bundan sonra daha çok "Menzil"li kurulan cümleler duyacağız anlaşıldı.

Hizmet kavramını kullanamaz olduk FETÖ hainleri yüzünden, menzil çağrışımı yaptıran bu şark kurnazlığı sonrası literatürümüzden menzili de askıya alacağız bu gidişle.

Ayıptır, Selçuklu'dan Osmanlı'ya geçiş sürecinde kendi meşrebimizi, cemaatimizi, tarikatımızı sürekli hatırlatan cümleler kurdurmak.

Tarihimizi yazanları, senaristlerin yazarlığına kurban veriyoruz.

Muhyiddin ibni Arabi'yi her zorlukta sahneye sürmek yetmedi bir de menzil de menzil denilmeye başlandı.

Kesinlikle kimsenin bağlı olduğu cemaate bir şey söylemiyorum, tarihimizin zedelenmesine de müsaade edecek değiliz.

Yapımcı firma hangi görüşü paylaşıyor, hangi cemaate bağlıysa tarihimizi kendi meşrebine ve tarikatına hizmet ettirecek bir başına buyrukluk mu yaşayacak?

Nerede TRT’nin denetim komisyonu? 

Nerede TRT’den sorumlu Bakanımız Numan Kurtulmuş?

Tamam güzel bir dizi, haklarını teslim ediyoruz, ilk kez heyecanla izlediğimiz bir dizi olduğunu da itiraf ediyoruz.

Biz sadece güzel yapılan işlerin basit hesaplarla kirletilmesini istemiyoruz.

Kimin şehit düşeceğini önceden söyleyen, şifalı elleriyle her seferinde nerdeyse ölmekte olan insanı dirilten din adamı kimliği kime ne kazandırır?

Selçuklu dönemi mezheplerin de kuruluş felsefesinin yazıldığı bir dönem, ilmin tavan yaptığı, Alp’le Eren’lerin buluştuğu bir tarih.

Ne Ahilikten eser var ne de ilmin insanı şekillendiren sofrasından.

Savaş ve etli pilav sofralı sahnelerden başka bir şey göremiyoruz.

Alperen’lik, ahlakı ve savaşçıyı birleştiren bir adalet sembolü!

Akademisyenlerimizden sadece Selçuklu tarihini anlatmalarını değil, dizilerde, filmlerde yapılan tarihi hatalara da, oluşturulmaya çalışılan algılara da tepki göstermelerini, tarih okutmanlığından tarihi savunan duruma geçmeleri gerektiğini hatırlatıyoruz.

Hiçbir işimizi kendi gerçekliğiyle sunmayı beceremeyecek miyiz?

Hep bir yerlere alet etme, hep bir yerlere çekme huyundan sıyrılamayacak mıyız?

Bir güzelliğin üzerine insan kendi elleriyle ancak bu kadar gölge düşürebilir!

Önceki ve Sonraki Yazılar