1. YAZARLAR

  2. Ahmet Şükrü KILIÇ

  3. Devlete yönelik suçlar affedilebilirse, şahsi suçlar devede kulak kalır!
Ahmet Şükrü KILIÇ

Ahmet Şükrü KILIÇ

Yazarın Tüm Yazıları >

Devlete yönelik suçlar affedilebilirse, şahsi suçlar devede kulak kalır!

A+A-

Uzun üredir MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin gündeme getirdiği "Af Yasası" konuşuluyor.

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan da dahil büyük bir çoğunluk ezberletilmişçesine, “Devlet, devlete karşı işlenen suçları affedebilir, şahısların birbirlerine karşı işedikleri suçu ancak mağdur olan kişiler affedebilir” anlamında cümleler sarfediyor.

Kulağa hoş geliyor!

Söyleyenlerin ne anlama geldiğini kulakları duymadıkları için hoş geliyor ama!

Kimse oturup, şu devlete karşı işlenen suçlar neymiş diye bakmayı akletmiyor bile!

Devlete karşı işlenen bütün suçların muhatabı 80 milyonluk Türk milletidir, şahısların birbirlerine karşı işledikleri suçların muhatapları bazen 1 kişidir, bazen de aşiret kavgası dahi olsa sayı 15-20 kişiyi geçmez.

Devleti yönetenlere karşı işlenen suçları, devleti yönetenler affedebilir” denklemi bile sıkıntılıdır, “Devlete karşı işlenen suçları devlet affedebilir” yaklaşımı tam bir fecaattir.

Devlete karşı işlenen suçlar kapsamına; kamu ihale yolsuzluğundan terör eylemlerine, bölücülükten yabancı devletlerle işbirliğine, kamu işgalinden darbe girişimlerine kadar birçok suç girer.

Devletten çalınan tek kuruşluk şahsi kazancın da, teröristler tarafından öldürülen kişinin de şahsi muhatapları vardır, onlar da şahsi suç kapsamından dışarı atılacak durumda değildir. 

Devlete karşı işlenen suçların en hafifi dahi, tecavüz ve cinayet suçlarından daha büyüktür ve hepsinin de muhatabı Türkiye Cumhuriyeti Devleti Vatandaşları’nın hepsidir.

Sınırlı bir “Af Yasası” çıkacaksa, bu tür kıyaslamalar yapmaya gerek duymadan, hangi suçların affedilebileceği tartışmaya açılmalıdır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi yasaları çıkarma yetkisinde olan tek merciidir, devlete karşı işlenen suçları da, şahsi suçları da affetme yetisine sahiptir.

Af Yasası”nın yasalaşması yazdığımız yazılardan dolayı onlarca dosyayı, cezalandırıldığımız tazminat ve hapis cezalarını düşürecek bir yasa olacaktır, şahsi olarak değerlendirdiğimizde en fazla bizim işimize yarayacak bir yasa durumundadır.

Bizim için asıl mesele şahsımızı da kapsayacak olan af yasasını savunmak ya da karşısında olmak değil,  kendilerini devletleştirerek suçlu oldukları halde bize ceza kesen/kestiren insanların suçlarını bizim affedip affetmeyeceğimiz bir yargı sisteminin bu ülkede varlık bulmasının mücadelesini vermektir.

Devlet, daha doğrusu millet adına yetki verdiğimiz Türkiye Büyük Millet Meclisi ihtiyaç duyulduğunda, toplumsal mutabakat sağlandığında her türlü yasayı çıkarma yetkisine sahiptir.

Yasal bir meclis yasa çıkarma yetkisine sahipse, genelleyici tanımlamalardan siyasilerin uzaklaşması, affedilmesi gereken suçların neden affedilmesi gerektiğinin izah edilmesi daha doğru olacaktır.

Yasa çıkarma yetkisinde olan insanlar bu ülkede her türlü eleştirilebilir, onların çıkardığı yasaları uygulayan yargı mensuplarının verdiği kararları eleştirmek neredeyse mümkün değildir, mesleki dayanışma bir anda devreye girer, eleştirenlerin cezası seri ve hızlı bir şekilde kesilebilir!

Devleti yönetenler öncelikle çıkardıkları yasaların uygulayıcısı olan kurum yöneticilerini ve yargı mensuplarını takibe almalıdır.

Bu ülkede tek bir şahsı kurtarmak için de yasa çıkarılmıştır, tek bir şahsı mahkum etmek için de yasa çıkarılmıştır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi her türlü suçu affedebilir, siyasi partilerin liderleri hangi suçların affedilmesini istiyorsa önce onları görmemiz gerekmektedir, ‘şu suç, bu suç’ ayrımı yapmak kimseye fayda sağlamayacaktır, çoğunluğun kararı yasalaşacaktır, havanda su dövmenin alemi yoktur.

Biz daha parti genel başkanlarının milletvekilleri olmaktan milletin vekilleri olma tekamülüne erişemedik, başkanlar ne derse o olur!

Milletimiz ne derse de, o olmaz bu ülkede; milletimize söylediğini başkanlar onaylatır, o milletin kararı olur!

Önceki ve Sonraki Yazılar